şükela:  tümü | bugün
  • cenabetliğin, bahstsızlığın dolaylı anlatımı. sürreal işkence biçimi. hatayı misafirperver millet nitelemesini hak ederek yaptık bence. zira bu olayı belirli bir disipline sokmuş olsaydık, akşam çat kapı gelen misafirlerimiz olmazdı ya da iş dönüşü, yorgun bir haldeyken, "ayşe teyzengil geldi, geç de ellerini öp hadi!" direktifiyle karşılaşmazdık.

    misafir sevmediği içün; misafir geldiğinde odasına saklandığı içün kaç birey hain damgası yedi, ebeveynlerinin tehditlerine maruz kaldı acep. kaç körpe yürek örselendi, salondaki misafire uyuyor imajı verdiği içün tuvalete gidemezken? merak ediyorum bunları. zira hepsi sosyal hayatı sekteye uğratan birer toplumsal yara. gazeteci olsam, hiç alakam olmasa bile araştırmacı yaftasını yakama yapıştırayım deyu bu konuya yönelirim; katılımcı bir hareketin temellerini atarım. bu mevzu derin ve hiç şüphesiz böyle bir toplumsal hareket için kıvılcım bekleyen insanlar var çünkü. öncü olmak gerekir velhasıl.

    mesela diyorum mmydd (misafir mağdurları yardım ve dayanışma derneği) kurulsa, ve mağdur gençlerin play station, batak, king oynayabileceği; kitap okuyabileceği alanlar yaratılsa; el öpme derdinden, "gel sen bizim çocuğumuz ol"culardan, çay getir- götürlerden, kendi çocuğunun övme ekseninde dönen muhabbetlerden kurtulsa genç yürekler... şukela olmaz mı lan? bence olur.

    + ahmet amcanlar geldi, bi' çık evladım yanlarına hadi!

    ben bu gerilimi yaşamak istemiyorum arkadaş. ahmet amcamın bıyığını sikeyim hem. evden çıktığı yok ki, gelişi bir anlam ifade etsin ulan. kah tavla oynayalım, kah maç izleyelim, kah muhabbet edelim deyu yedi kabilesini de alıp geliyor haftanın 4 günü. bu adama hoşgeldin desem ne, demesem ne? gerçi kan bağı yok deyu dua ediyorum arada bir, komşudan ibaret olması sevindirici benim adıma yani. allah korusun amca, dayı filan olsa feodal feodal sıçardı ağzmıza. tavlasının pulunu siktiğimde o potansiyel var. vay ben gideyim, aman efendim saat geç oldu gayri demez; gelip oturma odasında yaşar siktir etmediğin sürece. su ve kuru pastayla beslenir de isyan etmez. misafirlik motivasyonuna bakar mısın ya?
  • kişinin kapıda pantalonunu çıkarıp tam tuvalete girecekken salondaki teyzelerle/amcalarla gözgöze gelip onlara selam vererek utanç içinde odaya girmesi demektir, tuvalete girememesi de cabası.
  • kişiye börek, kısır, piramit pasta vs. olarak dönebilecek tatlı bir şaşırtmaca.
    (bkz: pollyanna)
  • bir anda çok yıkıcı tesirler bırakan durum. işten eve gelirken plan yaparsın; eve gelir gelmez bi duj alırım, ardından bir yemek patlatırım. sonra uzandığım gibi koltuğa yatıncaya kadar dinlenme- tv izleme modu. bir gelirsin eve misafir... hem de yemeğe gelmişler. hadi eşofman giyme falan hayal tabi. o rahatsız iş kıyafetleri ya da türevlerindeki kıyafetle oturursun bütün gece. hadi sofrayı hazırlamada anneye yardım et, o kadar kişiyi ağırla. sonrasında yok çay servisi yok meyve servisi derken gece yarısı olur ve hiç dinlenemeden yarın sabahın köründe işe gitmek üzere yatış...

    (bkz: kabus gibi lan)
  • yalnız yaşıyorsanız ve söz konusu misafir koltuğunuzda sırtı size dönük olarak puro içiyorsa bir haltlar çevirdiğinize dalalet durumdur.
  • evin önünde yığılı amca teyze ayakkabıları bu tatsız durumun habercisidir. hele yanında 30-32 numara ayakkap da varsa geçmiş olsun.
  • eve geldiginde babanin evde oldugunu gormekten bile daha kotu bi durumdur bu. babanin evde olmasi; sampiyonlar ligi macini izleyememek, gece gec saatlere kadar tv karsisinda oturamamak, anneye sunu bunu getir gibi komutlarla kumanda edememek demektir ki bu sik sik tekrarlanir. ama evde serbest meslek amcalar ve ev hanimi teyzelerden (ve hatta bunlarin sevimsiz cocuklarindan) murekkep bi misafir toplulugu olmasi erojen bolgeye gelen sert bi sut gibidir. on gorulemez, kacinilamaz, dayanilamaz

    daha kapinin onunde ayakkabilari gorunce icerde sahnelenicek oyunlar kafada canlanmaya baslar. "gel gel, misafirlere bi hosgeldiniz" de. "hosgeldiniz" muck muck. "oo amma da buyumus yahu. en kucukleri mi bu?" ehehe ohoho. "o buyumesin de ben mi buyuyim? onun buldugu bollugu...". "masallah masallah, suna buna cok benziyor". "uce gidiyom bese gidiyom. dersler iyi, havalar guzel". "kiz arkadasin var mi bakiyim"...

    ergenlik sonuna kadar senaryo budur. ondan sonra da sorular farkli konulardan gelmeye baslasa da sevimsizlik ayni dozajda devam eder. bu yuzden daha kapida ayakkabilari gorup geri donmuslugum, saatlerce sokaklarda okul formasiyla takilmisligim coktur. sabah misafirlerindeyse uyuyor ayagina yatip yatakta dort donmek, kapiya yaklasan ayak sesleri duyunca horlama taklidi yapmak ayri bi rezilliktir. kendi odanda takilirken gelen misafirlere karsi da ders calisiyor ya da bilgisayara dalmis tezgahi cok yapilir. sirf misafirler gidene kadar cikmama inadimdan balkonun giderine isemisligim bile vardir. kisacasi, ev ahalisindan birinin misafirlerine katlanmak boktan bi seydir. insani kendi evinde mahkum eder
  • bir akşam önceden evde hazır edilmiş ve ertesi gün akşamı sabırsızlıkla beklemeye sebep börek, kısır, piramit pasta vs. nin yalan olduğunu, mundar edildiğini, gözlerden anlayabileceğiniz şaşırtmaca.

    bu durumun verdiği üzüntüyü, en güzel tanımlayabilecek kişi için; (bkz: umut sarıkaya)