şükela:  tümü | bugün
  • erkek egemen toplumlarda zor bir iştir. kelli felli adamlarla, kelli felli ortamlarda karşılaşılıp bayanların, özellikle kariyer sahibi kadınların taş gibi sinirlere sahip olmasını gerektirir.
    aksi takdirde iş dünyasındaki kadın değilde, dar beyinlerdeki aman kadın işte olma durumu söz konusu olabilir.
    efendiliğini korumaya çalışarak, mal gibi davranan, konuşan adamlarla uğraşmak her ne kadar sıkıcı olsa da içinizden siz onlara hakkedikleri şekilde muamale edebilirsiniz ki direk hareketlere alıştıklarından ne dediğinizi anlayamayabilirler.

    çok nadirende olsa ortamlarda karşılaşılan nezih adamlar bu yazının kapsama alanı dışındadır.
  • ne kadar başarılı olursa olsunlar, birazcık sinirlenince "aman yine malum gününde"
  • iş dünyasına adımı atmadan önce hakkında fikir yürütülmeye başlanan kadınlardır. anlaşılmaz şekilde kadınlık hissayatının bir kenara bırakılması istenir onlardan. halbuki erkekler hiç olmadıkları kadar güçlü gözükmeye çalışıp, erkeklik hissayatından uzaklaşmayı bırakın iyice testesterona bulanırlar iş hayatında. o erkekler ki sözde yeniliğe açıktırlar (tüm iş dünyasındaki çalışanlar gibi), grup çalışmasına yatkındırlar vs.
    yahu sen daha hayatı paylaştığın karşı cinse bok atmaktan vazgeçememişsin, yeniliğe nasıl açık olacaksın; egon ortaokul çocuğuyla eşdeğerde, nasıl grup çalışması yapacaksın?
    iş dünyasında kadın veya erkek yoktur. düzgün iş ahlakına sahip olan veya olmayan insan vardır.
  • çoğu anne olana kadar varlık gösterir. bu böyle.
  • bunların çalışanlara yemek yemeleri için tanınan süre olan öğle tatillerini sürekli alış-verişte geçiren modelleri var. arkadaş anlamıyorum hafta içi beş günün üç gününü alış-verişte geçirmek nasıl bir duygudur, nasıl bir dürtüdür. tamam bir kadın için 1 saat gibi kısa bir sürede alış-verişi tamamlıyor olmak büyük bir başarı ve takdir edilesi bir durum, kabul ediyorum da insan neredeyse her gün alış-verişe gitmekten sıkılmaz mı yahu? ayrıca o kadar alınacak şeyi nasıl buluyorlar? dahası ve en önemlisi, o para nereden geliyor?

    hayır hemen hemen aynı parayı alıyoruz ve ben o parayı ayın onuna kadar zor yetiştiriyorum, zaten ayın yirmisine kadar da kmh'la yaşayıp sonra da kredi kartlarına sarılıyorum. bu kadınlar nasıl idare ediyor bu işi öğrenmek istiyorum doğrusu. koca parası demeyin rica ederim, bekar olanı da aynı.
  • açık ve net konuşuyorum, sorundur. çünkü mesele kadının başarılı olması veya olmaması değil, işyerine olan olumsuz etkisidir. işini ne kadar iyi yaparsa yapsın sonunda bir şekilde o önlenemez hırsının esiri olur ve işyerindeki tüm çalışanları olumsuz etkiler, elde ettikleriyle asla yetinmez, kendisinden daha iyi konumda olanları özellikle de kendisinden daha iyi konumda olan kadınları çekemez, başkalarının ayağını kaydırarak ön plana geçmeye çalışır, fırsatını bulduğu anda en yakın olduğu kimseler hakkında bile dedikodu yapar, özel hayatıdaki sorunlarını iş hayatına kusar, bilmemne günlerindeki ruh halini işine yansıtır. işin komiği sonra da günün birinde ya evlenir ya da çocuk yapar ve çeker gider. istisnalar vardır, olabilir.. ama genelleme yapılacaksa da bu konuda gönül rahatlığıyla yapılabilir.
  • erkeklerin en buyuk rakibidir. cunku kadinlar gercektende islerine daha ozenli ve disiplinli bakmakta erkeklerden ustundurler.
    kafalari daha iyi calisir demiyorum fakat kesinlikle daha disiplinliler.
  • açık ve net konuşuyorum, bazılarının çekemediği, kıskandığı ve çok güçlü rakibi olan insandır. şu çağda hala bu kadar saçma bir ayrımcılık söyleminin devam ettirilmesinin de başka bir açıklaması yoktur. ayrıca aşağılama ile samimi olma arasında büyük farklar vardır ki bunu farketmemek için de oldukça dar bir dünya görüşü gerekir.
  • bu kadının işvereninin, yöneticisinin nasıl bir kafa yapısına sahip olduğu büyük önem arz etmektedir. eğer ki bu kadının yöneticisi "bu departmanda niye bu kadar çok bayan var, biraz erkek eleman alın bu departmana" diyorsa, kadınımız 1-0 yenik başlıyordur bu iş yerindeki kariyerine zaten. "genç olanlarınız yarın öbür gün şirket içinden ya da dışarıdan birileri ile evlenecek. evli olanlarınız da çoluk çocuk sahibi olacak. sizi nasıl yurt dışına işlere göndereceğiz?" diyorsa bir de sevgili işveren, işi daha da zordur iş dünyasındaki kadınımızın. hayır anlamadığım, neden bütün kadınları aynı gözle değerlendiriyor bu yöneticiler? sırf bu söylemlere inat evlenmeyeceğim işte. kadın doğası gereği evlenebilir, çocuk sahibi olabilir, bu çok doğal. ama bu süreci gerçekleştirene kadar neden fırsat verilmesin ki bu bakış açısı ile.

    ayrıca iş dünyasındaki kadın, yeni bir işe başlayacağı zaman maaş belirlemesinde de evli olup olmadığına göre de değerlendirilmekte. evli ise ve eşi çalışıyorsa, eve iki maaş giriyor diye değerlendirilip daha düşük maaş belirleyen işveren de gördüm.

    sözlükteki sosyolog arkadaşlara konuya eğilmelerini şiddetle tavsiye ederim.

    (bkz: allah kolaylık versin)