şükela:  tümü | bugün
  • ne görüşme öncesi acaba ne soracaklar telaşı, ne de görüşme sırasında yanlış bişey söylemeyeyim, aman pot kırmayayım endişesi bu kadar insanı germez. aklınızda hep acaba tekrar arayacaklar mı, ya aslında ben o soruya tam olarak öyle demek istemedim ama anlamışlardır heralde, ulan aslında yarım saat erken gittik tam saatinde mi gitseydim gibi kırk tane tilki beyninizin içinde döner durur. hele bir de çok istediğiniz bir iş ise ve işin dört görüşmesinin hepsine çağırılıp en sonuncunun üstünden de 1 hafta geçmiş olmasına rağmen hala aramadılar ise mide spazmı geçirmeniz an meselesi oluyor.
  • çok sancılı bir dönemdir. size x hafta içinde olumlu ya da olumsuz dönüş yapacağız derler. fakat her zaman işler böyle yürümemektedir. her sabah 7.30'da telefonunuzu açarsınız ve ha çaldı ha çalacak modunda beklersiniz. fakat beklenen arama bir türlü gerçekleşmez. en sonunda siz ararsınız ve olabildiğince çekingen bir ses tonuyla "ben üç hafta önce mülakata gelmiştim sonuçları belli oldu mu acaba iki hafta içinde arayacağınızı söylemiştiniz" dersiniz. telefondaki insan kaynakları çalışanı bir tereddüt eder, sonra sizi hatırlar. biz sizi aramıştık fakat telefonunuz kapalıydı der. içinizden sağlam küfür edersiniz ve yerinize başka birisinin işe alındığını öğrenirsiniz. böyle çakallık yapıp aramadıkları olur işlerine gelmeyince. ne zaman olumlu ya da olumsuz dönüş yapacaz deseler bir tarafım inanmaz. sonuçta çok iğrenç bir dönemdir iş görüşmesi sonrası telefon beklemek. ha bir de şöyle bir yan etkisi vardır, rehberinizde kayıtlı olmayan bir numara aradığında çok pis heyecan yaparsınız.
  • işverenin, daha işi vermeden çalıştırma ihtimalini saklı tuttuğu insanın hayatını kilitlemeye başladığının göstergesidir. görüşmeyi yapar, söz konusu telefonu beklemeye başladığınız o ilk günden itibaren sürekli diken üstünde kalakalırsınız. "acaba tatile gitse miydim? ama ya oradayken ararlarsa, şimdi o kadar yol dönülmez. ama diyelim aramadılar. o zaman da burda vakit kaybediyorum manasız yere. ne zaman başla derler acaba? ben işlerimi bitirsem mi, yoksa acele etmesem mi? niye hala aramadılar. yoksa aramicaklar mı?" gibi pek çok soruyu arka arkaya dizer, öyle bayık bayık kalıverirsiniz. can sıkıcıdır vesselam.
  • işe bir danışmanlık firması üzerinden girmeye çalışıyorsanız, zor bi süreç sizi bekler.
    önce danışmanlık firmasıyla görüş, sonra bi daha görüş, sonra şirketle bizzat görüş, kişilik testine gir, danışmanlık firması referanslarını almak için seni bi daha arasın, araştırmasını yapsın ve bekle.
    sonra arayıp "iş teklifi" yapıyorlar ya insan işe girdiği için sevinemiyor. "hı, öyle mi" gibi yanıtlar geliyor ister istemez.
    çok acı verici bi süreç. olumsuz olsa bile geri dönen firmalar hala var ama.
  • insanı çıkmaza sokan bir durumdur görüşme sonrası telefon, mail vb. beklemek. bir yere gitmeniz gerekir gidemezsiniz, plan yapmanız gerekir yapamazsınız "ya ikinci görüşmeye çağırırlarsa" diye, akılda binbir türlü soru işareti dolaştırır, hayatı kısmende olsa duraklatır.
  • taksit taksit olsa da hayatınızın 4 ay kadar bir süresini hiçbir şey yapamadan geçirmenizi sağlar. ne tez yapabilirsiniz, ne de tatil.
  • haberini beklediğiniz şirketin kurumsal ve büyük bir yer olması, beklentiyi iki katına çıkaracaktır. hele ki çalışma şartları da istediğiniz gibiyse, o telefon sizinle inatlaşır da inatlaşır.
  • vallaha hem de çalışmak istediğim bir yerden olunca gayet zor geçiyor. insanın aklına görüşmedeki olumlu şeyler geliyor bir heyecan gaza geliş; sonra da ulan insan kaynakçı çok ibneydi o bir taş koyar fikri... alın lan beni! zaten kızlarla uğraşıyoruz bir mesaj, ikna, buluşma trafiği bi de iş görüşmesi çıktı başımıza...