şükela:  tümü | bugün
  • geldi yine tipini siktiğimin. hafta başlayalı şurada 2 saat oldu, yine damladılar "abi bilmemkimin doğum günü var 20 lira versene" diye (ilk işe başladığımda 5 lira veriyorduk bu arada). her seferinde elim titreye titreye para uzatırken "doğdu da bana mı doğdu ağzına sıçtığım" diye haykırıp toplanan tüm parayı da alıp kaçmak istiyorum ama o kadar parayla taksiyle eve ancak gidebileceğimi düşünüp vazgeçiyorum sonra.

    10 küsur yıllık memuriyet hayatımda kafama klasör düştü, daire başkanı gözümün önünde merdivenlerden yuvarlandı, pantolonumun söküldüğünden habersiz artist artist dolandım bütün katlarda, oturduğum koltuk kırıldı çuval gibi yere yapıştım, mesai bittikten sonra beni unutup üstüme kapı kilitlediler, sevgilisiyle konuşan güvenliğe 1 saat ulaşamayıp öleceğimi bile düşündüm. bu ve bunun gibi birçok iç kıyıcı anım var ama hiçbiri bu sıçtığımın yerinde kutlanan doğum günleri kadar böğrüme bir hançer gibi saplanmadı emin olun.

    bazen o kadar çok doğum günü kutluyoruz ki, kutlanan doğum günü sayısı çalışan kişi sayısını geçiyor bence. arada 2-3 kere kutladığımız adamlar oluyor gibi geliyor bana. en başlarda güzel geliyordu, 3-5 bir şey veriyorsun, pasta yiyorsun gözüyle bakıp avutuyordum kendimi ama yıllar geçtikçe dayanılmaz bir hal aldı benim için. olacaklar, yaşanacaklar, konuşulacaklar, gülünecekler o kadar belli ki. evrenin bir simülasyon olduğunun kanıtı bu galiba diye düşünüyorum, emekli, sıkıcı, asosyal bir uzaylının tek eğlencesi bence iş yerlerinde kutlanan bu doğum günleri. sıkıcı uzaylının simülasyonun algoritması hep aynı;

    1) pasta siparişi geldikten sonra her seferinde sanki sürprizmiş gibi "x hanım/bey başkan odasına sizi çağırıyor" yalanıyla doğum günü pastasını üflemeye davet edilmesi.

    2) doğum günü sahibi kişinin fıkralarla türkiye oyuncularına taş çıkaran bir performansla şaşırması, hatta daha samimiyetsizlerin mutluluktan gözleri dolmuş gibi davranmaları.

    3) pasta üflendikten sonra "hiç beklemiyordum, o kadar sürpriz oldu ki, ben öyle bir malım ki 10 senedir hiç kutlamamışız gibi bu sefer kutlamanıza o kadar şaşırdım" tadında açıklamalar .

    4) pastayı keserken yapılan "bıçak kesmiyor, 50 lira mı sıkışmış ehehehehe" esprisi.

    5) pasta dağıtımından sonra, "yalnız pasta çok tazeymiş" diyerek pasta ve pastanenin övülmesi.

    6) "kaç yaşına girdiniz? 18 mi ehehehhe" sorusuna "geceleri saymazsak evet eheheehhe" karşılığının verilmesi.

    7) 10-15 kişinin konuşacak bir şey bulamayıp birbirinin suratına bakarak yaklaşık 2-3 dakika sapık gibi gülümsemesi

    8) doğum gününde bulunan bekarlara, bir kısım evliler tarafından yapılan "ne zaman evleniyorsun?" baskısına karşı diğer bir kısım evlilerden gelen "sakın evlenmeyin" telkini.

    9) doğum gününde bulunan evli ama çocuğu olmayanlara, bir kısım evli ve çocuklular tarafından yapılan "ne zaman çocuk inşallah?" baskısına karşı diğer bir kısım evli ve çocuklulardan gelen "sakın çocuk yapmayın" telkini.

    10) doğum gününde bulunan evli ve 1 çocuğu olanlara, bir kısım evli ve 1'den fazla çocuklular tarafından yapılan "ne zaman 2.çocuk inşallah?" baskısına karşı diğer bir kısım evli ve 1'den fazla çocuğu olanlardan gelen "sakın 2.çocuğu yapmayın" telkini.

    11) pastanın dibini sıyırış.

    12) "18.yaşınız kutlu olsun x hanım/bey eheheehe" dilekleri.

    13) istiklal marşı ve kapanış.

    lan olm sıkıcı uzaylı bana bak! ifşa oldun bak, allahın varsa bugünkü doğum gününde pastadan dansöz falan çıkartırsın. hadi be olm yap bir şeyler bas tuşlara o yamuk yumuk parmaklarınla. bir şeyler yap lan hadi bak verdiler pasta siparişini.

    - ooo o pastanenin pastaları iyi baya, taze oluyor hep.

    :((
  • her işte olduğu gibi bunda da kesinlikle almanları tek geçerim.

    adamlar napıyor doğumgünlerinde? kendi pastasını kendi yapıp getiriyor işyerine. burada böyle bir adet var bir de, daha hiç dışardan pasta alana denk gelmedim. erkeği de kadını da kendisi yapıyor mis gibi kekini ya da torte denilen yaş pastasını.
    getirirse ne ala, ofisindeki herkese mail atar "pasta getirdim 13.00'de buluşup yiyelim" diye. herkes yer, kahve içilir, sohbet muhabbet. budur bu kadar.
    getirmezse kimse de vay efendim niye getirmedin demez. doğumgünü çocuğu tebrik edilir, belki bir kart alınır herkes imzalar iyi dilekleriyle. hediye, pasta falan yok yani.
    ha eğer bu şahıs özel bir parti vermeyi uygun görürse evinde, dışarda vs ve ofis arkadaşlarını da davet ederse, işte o zaman 3-5 euro bişi toplanıp bir hediye alınır. adamlar çok düşünceli oldukları için, dandik zevksiz kravatlar, altın kolyeler vermek yerine genelde ya bir mağazanın alışveriş çekini satın alırlar ya da doğumgünü çocuğu sportif biriyse spor salonuna/havuza 10 kerelık giriş kartı gibi bir şey alırlar.

    almanlıktan aldığım tadı hiç bir şeyden almadım valla.
  • nefret ettiğim hadisedir.

    kendi doğumgünümü bile kutlamaktan kaçınan ben her ay maaşın bi kısmını elalemin pastasına hediyesine ayırıyorum. bi müdürlükte 37 kişi çalışıyoruz. yıl dediğin 52 hafta zaten sürekli bi doğumgünü telaşesi. buna bide evlenen, emekli olan, çocuk doğuran, askere giden için toplanan paralar var. elaleme çalışıyoruz zaten.

    5er lira toplanıp hep beraber pasta kesilip kola içilen doğumgünlerine karşı değilim. hadi 10ar lira toplayalım çiçeğiydi falan da olsun ama ama adaletsiz hediye alınan doğumgünlerine karşıyım. mesela geçen hafta herkesin çok sevdiği ve gerçekten de çok iyi bi insan olan bi şefin doğumgünüydü. adam dünya tatlısı, çok da şık giyinir. hepimizden para toplayıp dünyanın en çirkin kravatını almışlar adama. o kadar çirkin ki paketi açtığında ben utandım hakaret ettik resmen adama. pasta bile almamışlar naptılar o kadar parayı merak ediyorum.

    sonra bu hafta herkesle kavgalı olan, sürekli atar yapan, kavga çıkarmaktan keyif alan mal bi kıza altın set almışlar kimseye sormadan. şimdi de yaygara yapıyolar herkes şu kadar para vercek diye. kişi başı istedikleri para benim bi buçuk haftalık mutfak masrafıma denk ve maaş öncesi hafta olduğundan elimde öyle bi para da yok. benim o parayı şu anda çıkarabilmem için alyansımı falan satmam lazım ya da kredi çekmem lazım. cebimde 7 lirayla işe geldim ve ayın 15ine kadar sabahları simit yiyerek idare etmeyi planlıyodum ağzıma sıçtılar şimdi.

    ayrıca doğumgününde set almak nedir amk nasıl bi kıroluk bu. ben evlendim bana almadılar lan :/
  • bir iki saat sonra maruz kalacağım olay.

    pastalar kekler geliyo gidiyo bende görmemezlikten geliyorum büyük bir sürprizin eşiğindeyim sevgili suserler.
  • sürekli birilerinin doğum günü olması sebebiyle artık şaşırılmayan "aaa pasta mı o yeaaa canlarım benim" samimiyetsizliğiyle geçen, sözde sürpriz parti olan ve bir an için herkesin sandalyesinden kalkıp sadece 30 saniye samimiyetsiz "iyi ki doğdun"larla geçen saçma kutlama.
  • en kötüsü de doğumgünü kişisini önce öğlen yemeğe çıkarmak, nişantaşı bilmem ne kafede hesap götüne girmesin diye salata yemek, sonra müdür-direktör takımının yediği dana götünde marine edilmiş etlerden, levrek ızgaralardan oluşan hesabın "toplam kişi sayısı - 1" şeklinde eşit bölünmesi..yetmiyormuş gibi ofise gelince bir de pasta sipariş edilmesi, yanına birinin "cnmmm pelitten iki tane profiteröllü pasta söyledik 200 lira tuttu, gönlünden ne koparsaa" diye gelmesi ve bunun tahmin ettiğinizden çok daha sık olması..
    bak yine sinirlendim yemin ediyorum elim ayağım boşaldı. (bkz: beyaz yakalı şiiri) bu eser boşuna yazılmamış arkadaş, gerçekten de hortumla dövülesi beyaz yakalı..
  • zamanında, sırf akp yanlısı olduğu için iş alabilen bir mühendislik bürosunda çalışıyordum. 2 ortak patronlarından tutun, patron baldızına, sekreterine, muhasebecisine kadar dünya üzerinde ne kadar itici, çıkarcı insan varsa toplaşmış gibilerdi oraya.
    malum kriz yeni mezun mühendisin yakasına işsizlik olarak yapıştığı için, ben ve benim gibi mühendis arkadaşlarım el mecbur para kazandırdık bu iğrenç şirkete. işin fena yanı krizi fayda bilen ve mobbingi kendine strateji bellemiş bu şirket, can hıraş çalışan mühendislerinin başına tekniker ve tecrübesiz (ayrıca kompleksli) baldızı şef diye koymuştu. ayrıca cumartesi pazar demeden akşam 9lara 10lara mesai yaptırıp (belediyeye hakediş yetişicek diye), üstüne zaten bir avuç olan maaşları 2 ayda bir veriyordu. o da mesai falan yok içinde sadece maaş, nerdeyse asgari ücret.
    işte hafızımda hayatımın en kötü günleri olarak kalmış o şirkette doğum günü organizasyonu yaptılar bana, hayretler içinde bırakarak beni. şirket kendi cebinden pasta ve 2 tane hediye aldırmış, yemek odasını delicesine süslettirmiş(balon falan var ortalıkta), müziğini eksik etmeden, normal mesai bitimi olan saat 6 da beni odaya sokarak (ışıklar falan kapalı böyle) bildiğin sürpriz yaptılar bana. şirket için gerilim fazla olduğu için yakın bikaç arkadaşım dışındaki insanların suratları asık olsa da ve hatta ne gerek vardı bakışı atsalar da şaşırma dereceme etki edemediler.
    tabi sonrasında patron sekretere asla böyle bir kutlama olmıcak bundan sonra emri verdi. şer yuvası şirketin görüp görebileceği son doğum günü oldu.
  • her iş yerinde bu aktiviteleri organize eden, milletin doğumgünü çetelesini tutan birileri bulunur mutlaka,
    hele bi de o pastadan şefe/müdüre/başkana ayırıp götürenler var ki düsman basına..
  • işsiz güçsüz, aylak kezban takımının sosyal faaliyeti

    ben bu işi ortaya çıkaranın canına ot tıkayayım.

    ulan bu doğum günü işi anaokullarından evlere sıçradı, yetmiyormuş gibi bir de işyerlerine sıçradı lanet olasıca!

    milli eğitime yazacam; islam'a aykırı lan bu doğum günü, niye anaokullarında kutlamaya izin veriyorsunuz, diye. belki işe yarar. :)
  • en yapmacık aktivitelerden biri kesinlikle..
hesabın var mı? giriş yap