şükela:  tümü | bugün
  • zamanında yaş pastadan hiç hoşlanmadığım ve departmanda sevdiğim sevmediğim 30 kişiyi öpmemek için ben pasta sevmiyorum yeaa almayın dedim. demez olaydım, ondan sonra da para toplayıp hediye alma işi çıktı. olm zaten abuk sabuk paralar kazanıyorduk yani hediye için toplanan para da bir halta benzemiyor, hediye alma işi de bana kalmıştı, hatta erkek bir arkadaşa polodan tshirt aldık ben denemiştim.( ne şişmanmışsam ashdasdas)

    çok yakın sevdiklerim hariç kimsenin doğum gününü kutlamayı sevemedim bir türlü. azalarak bitsin bu mecburi işler.
  • en guzel cozum yine pragmatizmin krali hollandalilardan cikmistir. hollanda'da ofiste dogumgununu kutlamak isteyen kendi pastasini kendisi alir getirir insanlari "dogumgunumu kutlamak icin saat 2'de 3. kata bekliyorum" gibi bir maille davet eder ve tebrikleri toplar. ilk gittigimde cok garip gelse de hem isteyene dogumgununu kutlamak isteyene de kutlamamak ozgurlugunu verdigi icin hem de kimse olayi bir zorunluluk olarak gormedigi icin cok daha mantikli geldi. turkiye'de olsa tum komplekslerimizle eziklik olarak gorecegimiz kendi dogumgunu pastasini alma mevzusu hollanda'da en dogal sey ve herkes de bu sekilde kutluyor. yasasin kuzey avrupa pragmatizmi
  • kurumsal firmalardaki mutluluk ve mani deliliği bana çöküş (bkz: der untergang) (bkz: dawnfall) filmindeki parti sahnesini hatırlatıyor. yabancılaşma falan diyorsunuz ya, bence insanın kendi içindeki ve dışındaki arasındaki yüzsüzleşmesinin en güzel örneğidir, her gün goygoy ve dedikodunun gırla gittiği firmalardaki kolpa doğumgünü kutlamalarındaki kurban verme ritüelleri ;

    nokta atışı: https://youtu.be/xoehfisdv78?t=2m35s
    tam sahne: https://www.youtube.com/watch?v=xoehfisdv78

    (bkz: leş)
  • samimiyette facebooktan doğumgünü kutlamakla yarısır.
  • kimi zaman pasta kadar cıvık, kimi zaman ise (yüzde beş falan) samimane bir eylemdir.

    zaten işyeri başlıbaşına bir samimiyetsizlik ortamı değil mi arkadaş? hiç unutmam ilk çalışmaya başladığım zamanlarda seçicilikten yoksun ve özgüvensiz bir yeni mezun olarak dünyanın en kötü ortamlarından birinde işe başlamıştım. tek egzotik yanı arada bir enteresan kişilikte modacı, fotoğrafçı, manken vb. günlük hayatta pek rastlamadığım insanlarla tanışmaktı.

    neyse, bu işyerinde kırk yaşlarında bir muhasebeci hanımefendi vardı ki kendisi özünde belki de iyi, tam emin değilim, ama iş anlamında terör estiren biriydi. bunu çok zarifçe tatlı bir ses tonuyla çaktırmadan yapardı. işyerinde en genç ve toy insan olduğum için sık sık bana laf sokar, başarısızlıkla sonuçlanan işleri üzerime yıkardı. öyle ki bilgisayarların bozulmasının bile benim negatif manyetik alanımdan kaynaklandığını iddia etmişliği vardır kendisinin. işte bu psikopat hanımefendi yıllar sonra bana whatsapp'tan canım cicimli bir mesaj attı. cevap yazmadım, içimden gelmedi; arada hışımla bakıyorum mesaja...

    işyerlerinin çoğu böyledir. insanlar birbirini sevmez, katlanır. doğumgünü kutlamak ise, dur o kadar da ölmedik, biz de insanız çağrısıyla başlayan bir ritüel olup asıl amacı bir nevi dersi kaynatmaktır...
  • ekşisözlük komple patron dolmuş, 2 saat para kazanmayın nolcak yani şerefsizler. samimiyetsiz buluyomuş tipine sıçtıım.
  • çalıştığım departmanda gelenek haline gelen uygulama. öğle yemeğinden sonra ofise dönülünce pasta kesilir.

    problem şu ki benimkini unuttular...*
  • en kötüsü de doğumgünü kişisini önce öğlen yemeğe çıkarmak, nişantaşı bilmem ne kafede hesap götüne girmesin diye salata yemek, sonra müdür-direktör takımının yediği dana götünde marine edilmiş etlerden, levrek ızgaralardan oluşan hesabın "toplam kişi sayısı - 1" şeklinde eşit bölünmesi..yetmiyormuş gibi ofise gelince bir de pasta sipariş edilmesi, yanına birinin "cnmmm pelitten iki tane profiteröllü pasta söyledik 200 lira tuttu, gönlünden ne koparsaa" diye gelmesi ve bunun tahmin ettiğinizden çok daha sık olması..
    bak yine sinirlendim yemin ediyorum elim ayağım boşaldı. (bkz: beyaz yakalı şiiri) bu eser boşuna yazılmamış arkadaş, gerçekten de hortumla dövülesi beyaz yakalı..
  • ben bu işi çözdüm arkadaş. bizde pasta kesmek yerine ekipçe yemeğe gidilir. doğum günü olan şahıs para vermez hesap kişi sayısı-1'e bölünür. tabi bu hesap kişi başı min 60 lira civarıdır.
    doğum gününe ya da kutlamasına önem veren biri değilim. genelde annemin yaptığı pastayi keseriz akşam evde, ki onda bile zorla pijamalarimi çıkarttırıp elbise falan giydirirler, keyfimi kaçırırlar. o kadar uzağım yani bu durumlara.
    ekibimde 12 kişi var, 60 liradan senede 720 lira yapar. öküz alırız o paraya. ilk bir kaç kez toplantım var gelemiyorum dedim baktım olmayacak ev borcum var ben katılamayacağım bundan sonra dedim çıktım işin içinden. keyif almadığım bu zorunluluktan kurtuldum. böylece benim de doğum günüm kutlanmadı. ulan gitmediğim yemekleri hesaplasam 2 tatil parası kadar olmuştur. hem de en sevdiklerimle en sevdiğim yerlerde yaptığım tatiller. oh be dünya varmış.
  • birkaç kez yıllık iznimi doğum günüme denk getirmeme sebep olmuş saçmalık. samimiyetsiz tebrik mesajlarından hoşlanmadığım için facebook'da da doğum günümü gizledim. sonuç olarak kafam rahat.
hesabın var mı? giriş yap