şükela:  tümü | bugün
  • az önce yaşanmıştır.
    müdürle verilecek siparişleri hazırlarken bence çok kötü ya o ne öyle milf gibi dememle ayak parmak uçlarımdan saç uçlarıma kadar renk değiştirmem bir oldu.
    tam olarak olduğum yere gömülmek istiyorum!
  • geçen yıl yurt dışından bir müşterimizin verdiği 6 konteynırlık sipariş, sevk edildikten sonra üretim departmanı tarafından yeniden aynısı üretilir ve sanki hiç yüklenmemiş gibi yeni bir yükleme organize edilerek yeniden müşteriye yollanır. müşteri de önce buna ses etmez ve malı güzelce çeker. aradan bir kaç hafta geçtikten sonra biz bu siparişi almıştık der ve neden tekrar yüklendiği sorulunca uyanılır. iş işten geçmiştir ama bereket versin ki müşteriye çok satılan bir ürün olduğu için ikna edilerek kabul ettirilir.
  • patronun oğlunun bilgisayarının dosyalarını masaustune toparlayıp d bölümüne taşımadan c ye format attım.
  • update table a
    set siparismiktari = 0
    --where a.ıd = 12907
  • geliştirdiğimiz uygulamanın yapıkredi, akbank ve garanti bankasıyla entegrasyonu vardır. bir konu hakkında garanti bankasından özlem hanıma mail atılacaktır. yanlışlıkla yapıkredi'deki özlem hanıma mail atılır. hata farkedilir düzeltme maili gönderilir, bu sefer mail akbank'taki özlem hanıma yollanmıştır. *
  • saatler süren toplantı sonucunda alınan projenin devre şematiğini çıkarma işi başmühendis tarafından stajyer olan bana verildi. daha müşteriler içerideyken ben heyecanla işe başladım. işi almamın 30. saniyesinde pili ters bağlamam sonucu kart elimde patlayarak yandı. kart patlayınca bomba patlatmışım gibi kaçıştılar amk. neyseki kendiliğine söndü kodumun kartı. başmühendisin gözleriyle bana yapacağın işi sikeyim dediğini hissettim. sonra neyseki işi benden almadılar ama yeni numune de vermediler. artık o yanan kartın şematiğini haftaya bir şekilde çıkaracam. heee ilk azarımı da yedim bugün bol aksiyonlu geçti.
  • yine aynı hatayı yapmıştım. işe seremoni eşliğinde hazırlanırken geçen dakikaların farkına varamayıp elim ayağım dolana dolana işe vardım. bu sefer otopark çizgilerine tam denk getirmek umrumda bile değildi. yamuk yumuk da olsa arabayı park ettim, kitledim, koşa koşa masama oturdum. dakikalar sonra başlayacak toplantı için hazırlıklarımı yaptım ve günün maratonu başladı. iş yerinde oradan oraya patinaj çekerken, gerekli dosyaları almak için masama tekrar döndüm ve garip bir aletle göz göze geldim. içimden şu cümleler geçti: arabanın anahtarına ne olmuş, sapı nerde ki bunun?... ve saniyenin binde biri gibi bir sürede çaktım olayı! masanın üstündeki bariyer kumandası düğmeden gözleri, sinyalden ağzıyla, sırıtan emoji halinde dalga geçer gibi bana bakıyodu. otoparka kaç saniyede uçtum bilmiyorum ama, ömrümden ömür gittiğine eminim.
  • sekreter kızın masası taşınacaktı. kızın bilgisayar kasasının kabloları çıkarırken oha senin de kasan kocaman ve güzel demiştim. keşke o anda şirketin bütün yalakları olarak 5-6 erkek toplanmamış olsaydık. keşke kız da balık etli olmasaydı. keşke bu kadar mal olmasaydım.
  • stajyerleri unuttum arkadaşlar. evet.

    olay geçtiğimiz cuma günü öğle saatlerinde florya mevkiinde gerçekleşiyor.

    aslında sıradan bir gün sayılabilirdi. her sabah olduğu gibi stajyerlerle birlikte kaşarlı poğaça tüketip klasik ajans esprileri yapıyorduk. notifikasyon puşlayıp, meeting set etmek gibi aptalca şeyler.

    bizim ofiste labrador cinsi bir köpeğimiz var. adı pixel. bu tatlı cinsi bilenler bilir, biraz cüsselidirler ancak tam aksi kadar da hareketlidirler. sürekli masanın altında kalan kablolara takılıp monitörlerimizi düşürürler falan.

    az önce bahsettiğim stajyerler ise pixel'den oldukça korkan tipler ve pixel genellikle odamda kaldığı için kolay kolay oraya girmezler. girince de çabucak çıkmak için ellerinden geleni yaparlar ancak o günün akşamında proje sunumumuz olduğu için odada durmak zorundalardı.

    proje ile alakalı konuşurken içeriye çağrılıp tuzla tarafında bambaşka bir toplantıya gideceğimiz söylenince yalnızca hırkamı ve bilgisayarımı alıp diğerlerine katıldım. işimizi bitirip ofise döndüğümüzde saat çoktan 21.00'ı geçmişti. haftasonu olduğu için ofisten birtakım kişisel eşyalarımızı alıp evlerimize dağılacaktık fakat karşılaştığımız manzara karşısında kala kaldık diyebilirim. evet tam olarak kala kaldık.

    dürüst olayım, biraz unutkan biriyimdir ancak bu yaptığım benim için yeni bir seviyeydi. odamda öylece bıraktığım stajyerler ve pixel halen oradaydı. nedenini sorduğumuzda ise stajyerlerin pixelden korktuğu için kapıya yaklaşamadığını söyleyip birtakım küfürlerle beni uğurladılar. teşekkürler kurumsal dünya.