şükela:  tümü | bugün soru sor
  • calculus denilen naneyi keşfetmeye tanjant geçmiş insan. (şaka şaka!!) newton'ın hocasıdır; daha da söze gerek yoktur...
  • türev ile integralin arasındaki ilişkiyi bulunca bonus olarak calculusun temel teoremine adını yazdıran kişi.. daha sonra kendisinin bulduğu bu teoremi newton ile leibniz geliştirmiştir. ayrıca cambridge'de isaac newton'ın hocalığını yapmıştır.
  • barrow cambridge'den mezun olunca aynı okulda lisansüstü çalışmalarına başladı. geometri denince akla ilk gelen kitap olan öklit'in elemanlar kitabını ingilizce'ye çevirdi. yüzyılın sonuna kadar bu çeviri okullarda standart geometri kitabı olarak okutuldu.

    matematik konusundaki başarıları nedeniyle bir burs aldı ve dört yıl sürecek bir yolculuğa çıktı. önce fransa'ya sonra floransa'ya gitti. medici ailesinin kütüphanesinden ne kadar yararlandığını söylemeye gerek yok. buradayken eski para koleksiyonculuğunu öğrendi. ingiltere'deki bazı tüccarlar adına eski para alıp sattı. nugalileonun son öğrencisi vincenzo viviani ile tanıştı.

    bir gün istanbul'a giden bir gemiye atladı. dönemin en büyük imparatorluklarından birinin başkentine gitmeden olmazdı elbet. yolda cezayirli korsanların saldırısına uğrayan gemiyi, eline kılıç alıp mürettebatla birlikte korsanlardan kurtardı. gemi planlarında değişiklik yapıp izmir'e yanaşınca ısaac barrow izmir'de yedi ay geçirdi. sonunda istanbul'a geçti. istanbul o sıralar kozmopolit kelimesinin hakkını tam olarak veren bir şehirdi. her bölgeden, her kültürden insan değişik değişik kıyafetlerle dolaşıyor, anlaşılmaz çeşitli dillerde pazarlıklar yapıyordu. her ülkenin mutfağından yiyecekler, bitkiler, kumaşlar el değiştiriyordu. ısaac barrow'un istanbul'daki kütüphanelerin yanı sıra bu zengin ortamdan da beslenmiştir.

    ısaac barrow ingiltere'ye döndüğünde artık saygın bir akademisyendir. önce yunanca kürsüsü'ne atanır. burada bir başka öğretmen aristoteles üzerine dersler verir. iki yıl sonra daha kolay olduğu için geometri kürsüsü'ne geçer. ben de hep bunu söyleyegelmişimdir: matematikten daha kolay bir konu olsaydı elbette ben de onu yapardım. 1663'te cambridge üniversitesi'nin meclisteki temsilcisi henry lucas servetinin bir kısmını cambridge üniversitesi'nde bir matematik kürsüsü kurulması için bağışladı. pek çok çevre tarafından bugün bile dünyanın en prestijli kürsüsü diye bilinen bu kürsünün ilk sahibi elbette ısaac barrow oldu. bugün bu kürsüye üç isim atanmış durumdadır. bunlardan birisi stephen hawking'tir.

    ve yıl 1664 olduğunda sıska bir genç cambridge üniversitesi burs sınavlarına girer. ısaac barrow bu genci olağanüstü yetenekli bulur ama geometrisi biraz zayıftır. öklit'in elemanlar'ını daha iyi anlamasını tavsiye ederek onu okula alır. bu genç beş yıl sonra "o benden daha iyi" diyerek lucas kürsüsü'nü devredeceği ısaac newton'dan başkası değildi.

    ısaac barrow hiç evlenmedi. kırk yedi yaşında öldüğünde arkasında miras olarak cambridge üniversitesi kütüphanesi'ne bağışlanan bin yüz cilt kitap bıraktı. ölmesine yakın dostlarına "nihayet en büyük geometrici olan tanrı'nın huzuruna varacağım ve tüm geometri problemlerinin cevabını öğreneceğim" demiştir.
  • adam papağan almak için dükkana girer. en gösterişli papağanın önünde durur. tam satın almak üzereyken papağanın tüneğine asılmış fiyat etiketini görür, fiyatın yüksekliğine şaşar. dükkan sahibi derhal açıklama yapar: "bu papağan türkçe'nin yanı sıra iki yabancı dili aksansız konuşur. o yüzden biraz pahalıdır". adam çaresiz o papağanı bırakır, gözünü kestirdiği başka bir papağanın yanına gider ama onun fiyatı daha yüksektir. dükkan sahibi açıklar: " birkaç yabancı dil bilmesinin yanı sıra italyanca aryalar söyler. o yüzden fiyatı daha yüksek ". adam dükkanı biraz dolaşır. bir köşede boynu eğik, tüyleri dökülmüş, gagası çarpık, gözlerinin feri sönmüş ama son derece sevimli bir papağan görür. üstelik fiyat etiketi de boştur. " etiketinde bir fiyat olmadığına göre bunu bedava veriyorsunuz galiba " der. dükkan sahibi " hayır, o paha biçilemez bir papağandır. hiçbir fiyata satmam. onun için fiyat etiketi boş " der.
    adam meraklanır sorar: " bunun ne marifetleri var? ".
    " aslında" der dükkan sahibi " onun hiçbir marifetini görmedim ama her sabah dükkanı açtığımda diğer papağanlar ona " günaydın hocam " diyor.

    bilim dünyası da barrow'un pek bir marifetini görmemiştir. ama (bkz: isaac newton) ona " hocam " derdi.

    gel de memur zihniyetli öğretmenlere anlat.
  • epitome fidei et religionis turcicae ve de religiona turcica isimli islam inanç esaslarına (tevhid, peygamberler vs.) odaklanan kitaplarda yazmıştır barrow. zaten istanbul'a geldiğinde yakından tanıma imkanı bulmuştu islam'ı.