şükela:  tümü | bugün
  • devlet bakanı hayati yazıcı'nın bombası :

    http://www.hurriyet.com.tr/…mi/12021768.asp?gid=229

    ayrıca sözlük vasıtası ile ,oylarını büyük oranda akp'ye veren işçi sınıfına selam ederim.
  • devlet bakanı hayati yazıcı'nın bu sabah yaptığı basın toplantısından bir kuple. tüm toplantıyı izledim. televizyondan yani. bakan sürekli olarak artan işsizlik oranına vurgu yaptı. "dışarıda bu kadar işsiz varken" anlamında yani. ve hatta ücret indirimi örnekleri verdi bakan. ama ardarda gelen onca zamdan bahsetmedi. her hafta markette aynı poşetin artan meblağlarla dolmasının sebebine değinmedi. doğalgaza nedense yazın indirim uygulandığına da. sokaktaki işsizliğin çözümünden de bahsetmedi. işsizlik işi olan için bir tehdit unsuru oldu artık çünkü. işin mi var, yat kalk dua et. sokak işsiz dolu. enflasyon elindeki tüm maaşı kuşa mı çeviriyor? maaşın var ya, dua et işte.
    işçi greve çıktığında devletin tasarruf ettiği mantığını da telekom ile birlikte` : yamulmuyorsam` görmüştük biz daha önce. grev esnasında maaşlar ödenmiyor. ödenmeyen maaşlar tasarruf oluyor. peki ya sunulması gereken hizmetin sunulmamasıyla yaşanacak sıkıntılar? o zaman da suçlu grev yapan işçi olacak toplumun gözünde.
  • bu meclisi kapatsak bakanları da memleketlerine yollasak maaş vs vermeden, memleketin ne kadar tasarruf edilebileceğini hesap bile edemeyen bünyelerin zortlamasi.

    bir de inci dinlemekten de kurtulmuş olacağiz.
  • doğrusu "işçi greve çıkarsa devlet sıkıyönetim ilan eder" olması gereken cümle. açıklayayım hemen:

    sayın bakan, diyelim ki bu sözünüz üzerine şunlar olsa, ne yapardınız?

    - 168 fabrikada üretim dursa...
    - istanbul'da ve izmit'te toplam 150.000 (yazıyla tekrarlayayım: yüz elli bin) işçi yürüyüşe geçse ...
    - yürüyüşü engellemeye çalışan polis barikatları tek tek yıkılsa...
    - tutuklanan arkadaşlarını kurtarmak için işçiler karakolları bassa ve polislerin silahlarına el koysa...
    - polis olayları engelleyemediği için ordu, tanklarıyla ve zırhlı birlikleriyle olaylara müdahale etse...
    - hatta unkapanı-eminönü’nde biriken işçi kollarının birleşmemesi için galata köprüsü açılsa...
    - ve hükümetiniz sıkıyönetim ilan etmek zorunda kalsa...
    - dahası bu olaylardan bir yıl sonra ordu darbe yapsa...

    ha? ne diyorsunuz sayın bakan, bunlar olsa ne yapardınız?

    "yok canım, olacak şey mi bunlar?" demeyin. valla da billa da oldu bunlar. hani o kadar uzak bir geçmişte de değil, topu topu 39 yıl önce... 15-16 haziran 1970'te *

    yani naçizane diyeceğim o ki, büyük lokma yiyin ama büyük laf etmeyin. zira bu türkiye işçi sınıfıbir gariptir, sağı solu pek belli olmaz. bugün iktidar yaptığını yarın alaşağı ediverir.
  • "tarihe geçecek açıklama" demiş hürriyet. dediği gibi de oldu, bu söz gündem bile olamadan tarih oldu, unutuldu gitti. kimse şaşırmadı buna da. ilgi çekmedi, tepki görmedi. "bu sözler bomba gibi düştü" demedi haber spikerleri. "olay oldu" demedi. gerçekten olay olurdu, olaylara sebep olurdu oysa; olmadı. "başka ülkede olsa..." diye başlamadı yorumlar ana haber bültenlerinde. başka bir ülkede meydanlar dolup taşardı, yer yerinden oynardı bu sözler için; olmadı. haber sitelerinin okuyucu yorumlarında "her millet layık olduğu şekilde yönetilir" bile demedi kimse...güçlü bir tepki, sert bir tavır değil, böylesine sözler bile söylenmedi.

    tepkisizliğin de, duyarsızlığın da ötesinde bir şey artık bu. böylesine sözlere aşinalığımızın, hatta müptelalığımızın ötesinde bir şey. belki bu sözleri kimse alınmadı üzerine. işçi, sendika, grev gibi kelimeler yine başka bir dilin, başka bir dünyanın kelimeleri gibi geldi birilerine. maaş zammıydı, tartışılırdı, anlaşılırdı. hep anlaşırdı nasılsa taraflar, anlaşıldı.

    belki kimse duymadı bu sözleri. bir bakan belki bu sözleri hiç söylemedi. öyle bir şey olmalı. mümkünse öyle bir şey olsun zaten sebebi. yoksa bu sözler çok ağır, bak. bu sözler ağır. bu sözlerin ardındaki cüretkar, tehditkar tavır ağır. bu sözlerin böyle kolay söylenmesi, karşılığının verilmemesi ağır.