şükela:  tümü | bugün
  • tamirci ciraginin unutulmaz dizesi. (bkz: cem karaca)
  • marmara üniversitesinin nişantaşı kampüsündeki şenlikciklerde diş hekimliği öğrencilerinin dişçisin sen dişçi kal yorumlarıyla değişime ayak uydurmasını sağladıkları tamirci çırağı dizesi. diş hekimliği öğrencilerinin taşıdıkları çantaların tamirci çantalarından tek bir farkının dahi olmaması bu benzetmede ayrıca önemlidir.
  • içi en çok boşaltılmış sınıfsal slogandır. zamanında sahneye işçi tulumlarıyla çıkıp sadece konser salonunu değil tüm türkiye'yi ayağa kaldıran cem karaca ve bu dizeleri, günümüzde üniversite bahar şenliklerinin ayarsız bira çoşkularına ve ilk gençlik skor denemelerine arka vokal yapmaktadır. yazıktır.
  • çok böyle nasıl derler türkçe'de "taşaklı" bir söz gibi. özellikle 16-23 yaş arası tüm solcu gençler, tüm işçi çocukları filan için ayet-i kerime gibidir. oysa yakından bakınca pek ezik, pek pasiftir. çünkü özünde olay işçi doğup işçi ölmek değildir. bu nokdata bir anımı nakledeyim tam olsun.

    bir gün adana'da sepiciler tarafında bir kahvede yılmaz güneyle oturuyoruz. "bir arkadaşı bekliyoruz" yarım saat sonra arkadaş çıkıp geldi. sonra herkes onu fatoş güney olarak tanıdı. böyle pek havalı, acayip zengin, bildiğin fabrikatör kızı. yılmaz da işte filmlerle yavaş yavaş çevre edinmeye biraz para kazanmaya başlamış. ama aklı parada pulda değil. varsa yoksa işçi sınıfı, emekçiler diye aklı çıkıyor yerinden. hep bir şeyler yapmaya çabalıyor. sonradan öğrendim ki bu fatoş denen hanımkızımız yılmaz abimizin manitası, yani yenge durumları var. ama kız tepeden tırnağa kokoş. bildiğin kokoş. bir yılmaza bakıyorum bir kıza bakıyorum aklım almıyor. ama kız yılmaz abiye sırılsıklam aşık. olur öyle dedim geçtim gittim.

    bir başka gün karataş'ta pamuk tarlasındayız. ırgatlara yardım ediyor, iki pamuk da biz topluyoruz. ben, yılmaz abi, çiçek arif bir de kardeşi apo. bir baktım uzaktan bir kadın geliyor. böyle şalvarlı, puşili filan. ama yürüyüşünden belli bu kılık o kadına ait değil yani. geldi yanımızda durdu. gözlerime inanamadım. kahvede gördüğüm kadın. fatoş. giymiş şalvarları gelmiş pamuk toplamaya. yılmaz da şaşırdı. "fatoş ne bu hal" deyiverdi. fato'un cevabı acayip: "davanı anladım yılmaz. bundan sonra ben de zengin hayatı terk edip işçi gibi yaşayacağım" yılmazın cevabı çok daha acayipti: "davamı anlamışsın fatoş, ama yanlış anlamışsın. biz, zenginlerin işçi sınıfı gibi yaşamasının mücadelesini vermiyoruz. işçilerin, zenginler gibi yaşamasının mücadelesini veriyoruz"

    sonuç itibariyle işçiysen işçi kalmayacaksın. şarkıdaki usta var ya çırağa "unut romanları" diyen. işte ben onun ta... okuyun oğlum adam olun. roman unutmak filan yok. salpadan başlayın mesela.
  • hem 1 mayıs, hem de pazar günü olmasına rağmen çalışmak durumunda kalan bendenize validenin bayram kutlaması esnasında söylediği söz.
  • s: (bir ay kadar arada hiç muhabbet olmamış..) yemek yemeye gidelim mi?
    b: olur, yemekhaneye inelim.
    s: üfffff, işçi gibi tabldot'dan mı yiyeceksin? ııyyyhhh
    b: hergün dışarıda yiyince bi bok mu oluyor?

    b: içindeki işçi ruhunu kaybetmemiş mühendis
    s: öğle yemeklerini bizimle yemeyi tercih etmeyen stajer hanım kişisi,