şükela:  tümü | bugün
  • büyük şehirden sonra küçük bir şehre yerleşmenin verdiği dayanılmaz mutluluk.minibüs kuyruğu yok,metrobüs kalabalığı yok,koşturmaca yok,sabahın karanlıkta uyanmak yok.tek kötü tarafı sabahları müzik keyfiniz varsa mp3 çalarda en fazla üç parça dinleyebiliyorsunuz.
  • ev ile işyeri arasında ortalama 8 dakika olmasından kaynaklanan durumdur. ancak akla sürekli iş bankası reklamındaki hayatınız şu kadar yerden ibaret sloganını getirir. işten eve evden işe bu kadar kısa sürede gidip geliyor olmak bir noktadan sonra insanın içini karartabiliyor.

    ayrıca bir türlü beceremediğim şey de işe zamanında gelebilmek. ev yakın olduğu için insan geç kalsa bile rahat olabiliyor. o yüzden her geçen gün işe daha geç gidilebiliyor. sonumuz hayrola.

    (bkz: ne kadar yakın o kadar uzak)
  • yurt dışında yaşıyorsanız sıkça karşılaşabileceğiniz durum. zira şehirler istanbul kadar büyük değildir, düzenlidir, iç içedir vs. ister otobüsle 3 durak, ister metro ile iki durak, ikisi de olmadı mı bisikletle 10 dk, e o da yoksa yürüyerek 20 dk sürer bu yolculuk. güzeldir, istanbul insanının hayatından çalınan 3-4 saati kendinize, uykunuza ya da işinize ayırma olanağı sunar.
  • sürekli geç kalmama sebep oluyordu bi ara. ben aslında bu eve taşınırken "oh lan ne güzel, artık trafikten dolayı geç kalma sorunları falan olmaz" diyordum. sonra bi baktım o rehavetle hergün işe geç kalıyoruz. neyse artık alıştım. iş 6'da başlıyor, ben 5:45'de evden çıkıyorum. mis gibi yürüye yürüye geliyorum 10 dakikada. kalan 5 dakikada pc aç yerleş falan derken tam zamanında başlıyorum.

    en güzel kısmı da mesai bittikten sonra insanlar evlerine gitmek için servislere koşturup duruyor. karşıda oturanlar çıkıştan sonra en erken 1.5 saat sonra falan evlerinde oluyor ama ben çıktıktan 7 dakika sonra evimdeyim. onlar daha köprüyü uzaktan görememişken ben üstümü değiştirmiş terliklerimi giymiş tv karşısında oluyorum. mis misss...
  • çalışan her insan evladının hayallerini süsleyen eylem. klasiktir, 50 km uzaktan gelenler sizden önce gelirler, çünkü tedbirlidirler. ancak, daha geç de gitseniz bu rahatlığın metabolizmaya iyi geldiği, beyni rahatlattığı, ömrü uzattığı bilimsel bir gerçek olamamış olabilir henüz, en azından varsayımsal gerçektir bana göre. velhasıl, isterim ama yaa
  • kesinlikle bağımlılık yapan bir olay. iş saatinden 10dk önce uyanabilmek, trafik çekmemek, iş çıkışı hemen evde olmak, yeri geldiğinde öğlen arasında eve gidip uyuyabilmek, inanılmaz bir artı değer katıyor insanın hayatına.
  • güne güzel başlamanıza yardımcı olacak bir diğer durumdur.

    ama daha önemlisi, önemsediğiniz kişiden "günün güzel geçsin" dileğini almanız gerekir.
    yoksa o yürüdüğünüz yol bitmez.
    bitse de iş geçilmez.
  • bir hayaldir bazılarının yaşadığı.
  • kücük $ehir, eve yakin i$ yeri, saat 9da ba$layan mesai, oh ne güzel cayir cimen geze geze giderim, trafikten, stresten uzak diyenler icin pek bi keyifli olabilir de, bir de bunu mecburiyetten yapanlar var. örnek?: benim annem

    tam 30 sene i$e yürüyerek gitti. öyle i$e dokuzda ba$layan, süslü, püslü, ojeli, saci fönlü bir masa ba$i elemani degildi cünkü annem.

    almanya'da fabrika i$cisiydi. vardiyali cali$an, sabah vardiyasi 5te ba$layan, 45dk yol yürümesi gereken, gecenin 4ünde yollara dökülen bir fabrika i$cisi. ki$lari diz boyu karlara bata bata, cizmeleri su icinde, yagmur, camur demeden her gün, 30 sene boyunca 45 dakika gidi$, 45 dakika dönü$ yol yürüyen bir i$ci. öyle servis yok, sabahin kör vakti otobüs yok, araba? eheh güldürmeyin beni. mesai arkada$larinin kocalarinin arabasina binmek? cinayet sebebi. kocasi da fabrika i$cisi ve gece vardiyasinda cali$iyor. sabah 6da geliyor eve. bu durumda evde minicik cocugunu 2-3 saat yalniz birakip, in$allah uyanmaz, in$allah bir $ey olmaz diye dua ederek ve 45dakika boyunca korkarak, ya önüme biri cikarsa, ya bana bir kötülük yaparsa dü$ünceleri ile ko$arcasina i$e yürüyerek gitmek lüks degil, keyifli degil. ama mecburiyetten 30 sene yapilabilecek bir eylem. ve benim annem 73 ya$inda hala cali$iyor. ufacik bir dükkani var, evinin 300 metre ilerisinde, yürüyerek gidiyor i$e ve aglayarak. cünkü yürüyemiyor artik. eskiden 45 dakika yol yürüyen kadini, bazi günler (artik arabasi olan) kocasi 300 metre uzakliktaki evine arabayla birakmak zorunda kaliyor.

    ve emin olun hala bu $artlar altinda i$e giden milyonlarca insan var, ve onlar icin de bu lüks degil, keyifli hic degil.