şükela:  tümü | bugün
  • ısı adası etkisi yerleşim yerlerinin çevrelerinde bulunan kırsal alanlara göre daha yüksek hava sıcaklığına sahip olmasıdır.

    özellikle gece vakti sıcaklık farkı 10 c civarına ulaşabilir ki bu fazlalık şehrin enerji ihtiyacını, iklimlendirme maliyetini, hava kirliliğini ve sera etkisi yapan gazların emisyonunu artırır. bunun yanında bu enerji harcamaları artıkça ısı adası etkisi de artar yani bir bakıma geri dönüşü olmayan bir süreçtir. istanbulun çevresinde kalan yerlerin merkeze göre ayrı bir soğuk olmasının bir sebebi de budur kanaatimce.
  • şehirdeki asfalt, beton, çatı gibi blackbody cisim gibi davranan yapıların güneşten gelen enerjiyi çayır çimen, ağaç, su gibi yansıtmayıp sönümlemesi yüzünden yere yakın atmofer seviyelerinde daha fazla ısınma meydana gelir. ayrıca gökdelenlerin hakim rüzgarı engellemesi de bazı bölgeler için bu daha sıcak bölgelerin başka yere taşınmasını engeller. bir de ulaşım, ısınma ve sanayi gibi nedenlerle artan kirleticiler de yere yakın seviyelerde bir nevi sera etkisi yapar.
    bütün bunlar birleştiğinde şehir üzerinde tıpkı bir kalkan gibi kubbe görünümünde bir alan oluşur. buna da tahmin edileceği üzere ısı adası denir.
  • istanbul'da ısı adası etkisinin olmadığını iddia edenlere hitaben:

    ısı adası, bilimsel bir gerçekliktir. ısı adası etkisinin olmadığını iddia etmek, bilimsel gerçekliği dışına çıkmaktır. bunu belirttikten sonra, ufak bir açıklama yapayım:

    istanbul'da ısı adası etkisi, her geçen yıl artmaktadır. tabii bu, istanbul'da kar yağmayacağı anlamına gelmez. soğuk hava ve kar yağışlarını, 1'den 10'a kadar bir sınıflandırma içerisinde değerlendirecek olursak; daha önce 6 şiddetindeki bir soğuk hava, istanbul'a kar yağışı bırakıyorken; şimdi bu seviye 7'ye çıkmış olabilir. ısı adası etkisin, bu şekilde örneklemek, bence son derece uygundur. bu örneğim, bir varsayımdan ibaretti.

    gelelim, o zekice soruya: "e peki new york'ta niye kar yağıyor, orada yapılaşma daha fazla değil mi? dolayısıyla ısı adası etkisi, daha fazla değil mi?" bu soruyu okuduğumda, aklıma evrim teorisi için söylenen antibilimsel propaganda geliyor: "insanlar maymundan geliyorsa, neden şimdiki maymunlar insana dönüşmüyor?"
    http://www.youtube.com/watch?v=wwc9it1r72u

    new york'taki hava şartlarının çok daha soğuk olduğunu, ortalama sıcaklığın istanbul'un çok daha altında olduğunu belirteyim. dolayısıyla, new york'a inen soğuk hava, istanbul'dan daha etkili olmaktadır; çünkü new york'un iklimi, istanbul'dan daha soğuktur. peki new york'ta ısı adası etkisi var mıdır? tabii ki vardır. örneğin daha önce new york'ta 3 şiddetindeki bir soğuk hava kar yağdırıyorsa, şimdi bu seviye 4'e çıkmış olabilir.

    şunu da eklemeyi uygun görüyorum: istanbul'da ısı adası etkisi var diye, çok kar yağmayacak mı? tabii ki yağacak. şubat başındaki sistem de bunun en büyük ispatı zaten. öyle şartlar oluşur ki, istanbul'da 1929 ya da 1987'deki kışlardan bile daha ağır kışlar yaşanabilir ve yine de bu durum, ısı adası etkisinin olmadığı anlamına gelmez.

    http://wowturkey.com/…ewtopic.php?p=2552792#2552792
  • kisaca ısı adası olarak bilinir.
  • berlin’de bir fizik enstitüsünde yapılan araştırmaya göre; ortalama 4 katlı bir bina içerisinde bulunan 56 adet saksı bitkisinin günlük olarak soğutma değeri 157 kwh olarak ölçülmüştür. buna göre hesaplamalar yapılarak sıcak iklimli bölgelerin kentsel alanlarında bulunan yapı dış yüzeyleri bitkilendirilmesi, dikey bahçelerin artırılması yapıların etrafında sıcaklıkların düşmesine yol açarak kentsel ısı adası etkisini azaltacaktır. bu çözümleme aynı zamanda iç mekan sıcaklıklarında düşüş göstereceği için iklimlendirmeye sarf edilen enerjiden tasarruf etmenin etkin bir yoludur. mesela hong kong’da kentsel alan içerisinde bir vadide benzer şekilde yapıların çatılarında yapılan bitkilendirme ile bu küçük çaplı vadinin hava sıcaklığında yaklaşık olarak 9 °c kadar düşme sağlanacağı düşünülmektedir.
  • istanbul'un orta yerinde, aslında her yerinde sürekli ısı üreten bir fabrika var. küresel ısınma, çin'den sonra ilk olarak istanbul'a gelebilir.

    beton + makineler = ısı(büyük harflerle)

    hayat ne tuhaf, karbondioksitler, sera gazları filan.
  • şehirlerin onları çevreleyen kırsal alanlara göre daha sıcak olması durumudur. çok sayıda insanın daracık alanlarda yaşamasından dolayı şehirler ısınır. kullandığımız aletler işlevlerini yerine getirirken tüm enerji ısıya dönüşür. asfaltlar, betonlar gibi koyu yapılar güneş ışığını emer ve sıcaklığı artar. hatta bizlerin bile beden sıcaklığı çevreyi ısıtır. yeterince rüzgarında olmaması sonucu ortaya çıkan ısı taşınamaz ve sıcaklık artar.
    bu sanki tüm şehrin kocaman bir ısı balonu içinde olması gibidir.
  • (bkz: izmir sıcağı)
    (bkz: istanbul sıcağı)

    işte bu sıcakların sebeplerinden biri de bu şehirlerin beton yığını olmasıdır. türkiye'nin şehirlerini yaz boyunca bu kadar etkileyen bir şeyin bu kadar az insan tarafından bilinmesi de ilginçtir.

    ortamlarda "deprem sıcağı" dersin kim bilecek?
  • sıcakları iliklerimize kadar hissettiren etkidir...

    geçtiğimiz cumartesi günü sıcakla başedebilmek için arabanın kliması açık gezdim, eve gittim, duşumu aldım, ama şiddetli bir baş ağrısı.
    pazartesi günü keza öyle, salı öyle...

    geceleri daha berbat, yapış yapış oluyor insan.
    evde klimayı açıyorsun, evdekiler rahatsız oluyor bu sefer.

    dayanılacak gibi değil.

    halbuki, 15-20 sene önce böyle miydi?
    tamam gene kavurucu sıcaklar olurdu, ama akşam serinliği diye bir şey vardı.

    akşam olunca hava serinler, insanlar nefes alırdı.
    balkonda sofra kurulur, duruma göre çay içilir, yeri gelir rakı içilirdi.

    şimdi evde iki duble rakı içmek için klimayı açmak zorunda kalıyorsun.

    işte gündüz sıcak olması, gecenin de gündüzden daha sıcak olmasının sebebi bu ısı adası etkisidir.

    şehirlerimizi yok ettik, şehirlerde toprak alan bırakmadık, ağaçları kestik, her yeri beton ve asfalta dönüştürdük.
    yazın sıcağında o beton ve asfalt adeta bir güneş paneli gibi sıcağı emiyor ve akşam olduğunda da o emdiği sıcaklığı salıyor, geceler gündüzlerden daha boğucu oluyor.

    oysa ki her yeri beton, her yeri asfalt yapmasaydık, gündüz güneşini toprak emebilseydi, geceleri hava sıcaklığı düşebilir, bizler de 20 sene öncesinin akşam serinliklerinin keyfini yaşayabilirdik.

    yazık ettik kendimize.

    son olarak bir bilgi bırakmak istiyorum.
    dünya şehirleriyle ilgili istatistiksel raporlar yayınlayan world cities culture'ın son raporunda istanbul, sahip olduğu yüzde 2.2'lik yeşil alan oranıyla 34 şehir arasında son sırada yer aldı.

    listenin ilk sırasındaki oslo şehrinde yeşil alan oranı yüzde 68.

    paris'te bu oran yüzde 9, moskova'da yüzde 18, londra'da ise yüzde 33...

    istanbul'un yeşil alan oranını tekrar yazayım, yüzde 2,2...

hesabın var mı? giriş yap