şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ilginç bir çalışma alanıdır. üstelik birçok etimoloji çalışmasında isimlere pek girilmez. oysa farklı kültürlerin isim verme anlayışlarında onların tabiatla, çevreyle, cemiyetle hatta zamanla ilişkilerine dair veriler bulabiliriz.

    (bkz: çocuklarımıza arap ismi koymuyoruz kampanyası/@nostalgiaman) burada türk isimlerindeki bazı usullere değinmiştim mesela. şimdi de sevdiğim, ilginç bulduğum vs. isimlerin etimolojilerini paylaşayım, zaman zaman ekleme yaparım.

    dorothea: tanrının hediyesi. yunanca; doron ve theos sözcüklerini içeriyor, hediye ve tanrı. theodor, theodoro gibi varyasyonları da var.

    alexander: iskender diye bildiğimiz, alex gibi kısaltmaları olan isim. "adamsavunan" yahut "halkı savunan" gibi bir anlamı var; alex kısmı savunmak, korumak, savuşturmak anlamı içeriyor. sonundaki ander-andros kısmını androjen, antropoloji gibi sözcüklerden aşina olduğumuz "aner" (andros) kökünden biliyoruz, adam, erkek, insan demek.

    aybike: ay hanımı, ay hanım. bike, biyçe, bige, biçe özellikle kıpçak grubu türkçesinde "hanım" demek. bike sözcüğüyle yapılan bütün isimler böyle, incibike, idilbike, söyembike gibi. söyembike yahut süyümbike olarak bilinen, kem talihi bir halkın ağıdına dönüşen kıymetli prensesimizin ismi "sevilen hanım" anlamındadır, süymek: sevmek.

    timur: timur, temür, teymur gibi varyasyonları da olan sözcüğün türkiye türkçesi demir. anlamı da demir. çengiz kağan'ın çengiz yani "deniz, okyanus kağan" unvanını almadan önceki adı temüçin de, demirci anlamında. çengiz unvanı ile dalai lama unvanı birbirine çok benzer bu arada, dalai sözcüğü tibetçe'ye geçmiş bir türkçe sözcüktür, aslı talaydır, göl yahut deniz anlamında kullanılır. meşhur oğuz kağan duasındaki "takı taluy, takı müren" mısraında taluy da budur.

    afşın: afşin sözcüğünün anlamı birkaç yerde "zırh, savaş giysisi" gibi verilmiş. ancak azerbaycanlı bir arkadaşım bu sözcüğün kökeninin "ağşın" olduğunu, albino yahut çok beyaz anlamına geldiğini söylemişti. böyle ise, "sarışın" sözcüğündeki -şın ekinin beyaz anlamında "ak"a eklenmesiyle oluşur.

    mengüberdi: tanrıverdi, hüdaverdi, gökverdi gibi varyasyonlarıyla da karşılaştım. mengü, bengi demek, ebedi. "ebedi olanın verdiği" anlamında, yapısı itibariyle tam bir türk ismi.

    yağısiyan: haçlılar döneminden bir türk komutanın ismi. "düşmanı kıran" anlamında, yağı düşman, sıymak kırmak demek. ama adının yazımı yağısiyen diye okunursa, "düşmanın üzerine işeyen" gibi de anlaşılabilir.

    alp er tunga: yiğit erkek kaplan. tunga sözcüğü kaplan diye çevrilir hep. tunganın etimolojisinde de bir "tong" var sanırım, bu yönüyle tunganın direkt anlamı "iyice donanmış olan, zırhlı" gibi bir şeydir. ingilizce'ye "well-clad" diye çevirirdim.

    charles: karl, carolus, karoly, carol, carlos gibi varyasyonları olan bu ismin kökü eski cermen dilinde. karl, özgür adam, köle olmayan adam demek.

    adolf: edel, adal, athal eski cermencede "soylu" demek. wolf, wulf, ulf da "kurt". adolf, soylu kurt demek oluyor; athalwolf, aethewulf, adolphus, adolfo gibi varyasyonları var.

    oğuz: "ok" ve "z" bileşenlerinden oluştuğu söylenir. ok, boy, kabile, aşiret anlamında kullanılırsa, türkçe ikiz, biz, siz gibi sözcüklerde yaşayan, artık kullanımdan kalkmış bir çoğul eki olan -z ile birleşince "boylar" anlamına gelir. değil, ok bir çıkıntı, ok olarak kabul edilir ve -z eki genelde arapça "-eyn"de olduğu gibi sadece iki adet olma durumunu gösteren bir çoğul eki olarak alınırsa, iki oklu, yani iki boynuzlu, yani öküz olur.

    zülkarneyn: dulkadiroğulları, dul bir kadirin oğulları değil. tıslayan bir d var orada, zaman zaman z olarak da yazılır: kadıaskerin kazasker olması gibi. zulkadiroğulları diye yazıldığı da olur o yüzden. başındaki "zul-" arapça "sahibi olmak" anlamı katar. yani dul kadirin oğulları değil, kadir, yani kudret sahibinin oğulları. zulkarneyn de böyle. zul, sahip demek. karn, çıkıntı. -eyn, ebeveyn yahut harameyn'den aşina olduğumuz, iki adet olma hali çoğul eki. şu halde zulkarneyn, iki çıkıntılı demek. iki boynuzu olan diye de okunabilir. pagan dönemde ünlü şahıslara boynuz eklenmesi kutsallık atfeder, hatta bu boynuzlar zamanla birleşip özellikle hıristiyan ikonalarından tanıdığımız "hale"yi oluşturmuşlar.