şükela:  tümü | bugün
  • şu kadın-erkek eşitliği meselesi harbiden de içinden çıkılamayacak kadar karmaşık.
    "hayat müşterek, ben de çalışıyorum, yoruluyorum, sen de bulaşık yıkayacaksın" cümlesiyle özetlenebilecek bir düşünce var.
    haklı bir cümle.
    ama aynı zihniyet,bazı durumlarda "sen ne biçim erkeksin, bu iş erkek işi" deyip kadınlığını pek güzel kullanıyor.
    hani hayat müşterekti?
    mutfak musluğu su sızdırıyormuş,
    eee düzelt.yaptır. (mesela, denemek için söylüyoruz)
    -ne demek düzelt? sen ne biçim erkeksin, kadın işi mi bu? sen niye varsın benim başımda?bu işi de ben yapacaksam ne anladım ben senden?
    e öyle tabi.
    ya da, hesap ödemeye gelince erkeğin hesabı ödemesini bekliyorsun.
    sana göre, kadına hesap ödeten erkek adam değildir.
    ama, "bir kahve yapar mısın" deyince,
    -kalk kendin yap kahveni, ben hizmetçin değilim,
    diyen zihniyette kadınlar da var.
    sen nasıl erkeğe yüklenmiş, erkekçe yapılması uygun olan işlerin erkeğin tarafından yapılmasından hoşnutluk duyuyorsan, kadınlık gururun okşanıyorsa, kendini güvende ve huzur dolu hissediyorsan,
    erkek de,
    kadın tarafından özenle yapılmış kahveyi içince hoşnutluk duyuyor.
    normalde pek feministsin, pek yardırıyorsun kadın hakları konusunda.
    işine gelmediği durumlarda ise pek munis bir ev hanımına dönüşüyorsun.
    neyse, başladığımız gibi bitirelim.
    harbiden zor şu kadın-erkek meseleleri.
    not: bu entry genelleme içermemektedir.sadece, örneklerle betimlemeye çalıştığım kadın tiplerini söz konusu etmektedir.
    kadın kadınlığı bilecek erkek de erkekliğini kardeşim.
    yoksa, havanda su dövüp durursun