1. sizin ve sevgilinizin isimlerinde ki harf sayısı kadar kagıt acmakla başlar ve cıkan kartlara göre yprumlar yapılır.hatta bir de kıyak yapacak olursak:
    a=sevgi
    2=kıskançlık
    3=cinsellik
    4=zaman
    5=kavga
    6=haber
    7=teklif
    8=özlem
    9=ayrılık
    vale= erkek
    kız= kız
    papaz= aşk

    şeklinde yorumlanabilir tabi bu aşamaya gelmek için uyduruk bir kac kart kesme cekme yapılması gerekir.

    yıllar sonra gelen edit: 10=ciddi düşünce
    ve seneler seneler seneler hep geçip gidiyor.
  2. 90'larda oldukça revaçta olan fal çeşidi..şu an da iskambil kartları ile fal bakan sanıyorum ki pek fazla kişi yok..artık yerini tarot ve benzeri üretilen diğer desteler aldı..
    iskambil falları arasında şimdi düşünüyorumda en komik olanı 4'lü açılımdı.kızsanız destedeki vale kartlarını,erkekseniz de kız serisini ayırıyordunuz..ve hayatınızda yer alan 4 kişiyi, temsilen desteki bu 4 kişiyle eşleştiriyorsunuz..(mesela hoşlandığınız bayan esmerse maça kız kartını o kişi olarak ayırıyorsunuz)

    maça=esmer
    kupa=sarışın
    sinek=kumral
    karo=kızıl

    saç ve ten rengine göre kişileri belirleyip bu 4 kartı ters çevirip karıştırıp ayırıyorsunuz..sonra kalan kartları sırayla teker teker bu 4 karta dağıtıyorsunuz.
    sonra her bir kartın üzerine dağıttımız destenin diğer kartlarını sembolüne göre tekrar gruplandırıyorsunuz.
    kupa sevgiyi,maça kavgayı,karo zenginliği ve sinek ise çocuk sayısını gösteriyordu.
    sonra en makul olanını seçip kim olduğunu heyecan içerisinde kişi kartını çevirerek görüyordunuz..sonra yapılması gereken çıkan kişiyi ele geçirme dürtüsüyle harekete geçmek..

    bence iskambil falları içerisinde en komik,en eğlenceli ve en saçma olanı bu 4'lü açılımdır..ne günlerdi..
  3. hayatı sikebilecek bir olay. derin kuyulara düşürebilecek, o kuyularda bağıra bağıra ağlatacak kadar etkili olabilir bazen.
    tek bir iskambil falı nelere kadir olabilir.

    herşey gülümsemesini görmemle başladı. sanki bu dünyadan olmaya bir gülüşü vardı. tabiri caiz ise melek gibiydi. çekim alanına girmem çok uzun sürmedi. bir yanım yapma ulan hayvan o sana fazla diyordu ama nefsim yürü ya kulum diyordu. nefse uyduk tabi her zaman ki gibi. sigaramın külleri artık onun için dökülüyordu tablaya, her dumandan onun gülüşünü görüyordum. fakat bunların gereksiz olduğunu onun ne kadar alçak gönüllü ne kadar insan canlısı olduğunu gördüğümde anladım. artık o da beni tanıyordu ve herşeyi ile mükemmel şeyler oluyordu. tek başına yürümeler, gözünün içine bakarak gülümsemesini izlemek bunların en güzeli idi. deryasında iyice kaybolmuştum artık. her sözünde biraz daha derine sürükleniyor, iyice gözden uzaklaşıyordum. bazıları dedi, yapma sen daha iyilerine layıksın. ben diyorum daha iyisini görmek için arşa çıkmak gerekir, yapma yanarsın diyorlardı, bırakın yanayım belki ilerde gözlerinde boğulup yangınımı söndürürüm en azından kurtulma ihtimalim olur.

    aşka bu kadar yaklaşmışlığım yoktu bundan önce. artık her yerde beraberdik. istediğim kadar izleyebiliyordum, isteğim kadar konuşabiliyordum onunla. bir dilim pastayla mutlu olabiliyorduk, her güzel şeyi ona benzetiyordum, gülümsüyordu. sigarayıda bırakmıştım mutluluktan.
    soğuk bir aralık günü akşam üstü kahve içmeye çağırdı, o en acı kahveyi içmeye. nerden bilebilirdim ki bu kahvenin 40 yıl değil ömür boyu hatırı kalacağının. nerden bilebilirdim ki kaybolduğum deryada kayaya çarpıp batıp gideceğimin.
    3-4 arkdaşı vardı yanında. ellerinde bir kağıt destesi. amaçları fal bakmaktı. merak ettim ilk ben baktırdım, sevdiğin insanın ismi kaç harfli dediler 5 dedim, birlikte misiniz dediler "yok" dedim. baktılar falıma dediler ki olmaz o iş. dedim iskambilde şansım yok zaten kafana takma.
    o baktırmaya başladı, 5 harfli dedi, mutlu oldum. 4 yıldır birlikteyim dedi. ne oldum bilmiyorum, kulağımda bir şarkı çınlamaya başladı.
    benim gitmem lazım diyebildim sadece, ben gidiyorum. ne dedilerse duyamadım, duymak istemedim, elimde bir sigara vardı ama nereden geldi onu bile bilmiyorum.

    dedim ya ömür boyu hatırı kaldı o kahvenin hala var. sayesinde hala düşündükçe acı tadı geliyor, hala gülümsemesi geliyor aklıma.