• efendi hazretleri.
    sitesinde bahsedildiği üzre;

    eşref rumi hazretleri'nin bir işareti ile 29.11.1933 tarihinde ailenin üçüncü ve tek erkek evladı olarak iznik'te dünyaya gelmiştir. bozoklu han'dan başlayan soy kütüğüne sahiptir. şeriftir. evli ve iki çocuk babasıdır.
    ilk, orta ve lise tahsilini bursa'da tamamlamıştır. 1956'da istanbul yüksek ekonomi ve ticaret okulu (şimdiki marmara üniversitesi), banka ve muhasebe bölümünden mezun olmuştur. mastırını odtü'de ekonomi üzerine yapmıştır.
    askerliğini 1957-1958 yılları arasında kore'de tamamlamıştır.
    kamu iktisadi teşekkülleri, t.vakıflar bankası ve dpt'de müfettişlik, müdürlük, uzmanlık görevlerinde bulunmuştur. müfettiş olarak, bandırma'da daha sonra tokat'ta görev almıştır. 1972 yılında dpt'den ayrılan efendi hazretleri, fizibilite etütleri yapan bir iş yeri açmıştır. daha sonra iktisadi planlama bölümünde çalışmak üzere devlet planlama teşkilatındaki görevine tekrar çağırılmıştır.
    o yıllarda planlama, teşvik ve uygulama da türkiye iktisat meseleleri dergilerinde ve ticaretliler dergisinde yazmıştır. ege dergisinde teşvik ve uygulamayla alâkalı yeni çıkan kararnameleri dizayn etmiştir.

    1989 yılında, islâm, modern teknoloji, nükleer fizik kimya, enerji, ekonomi, finans, iş etüdleri alanında çalışmalar yapan, yurt içinde ve yurt dışında bu ilimlerin gelişmesi istikametinde konferans ve seminerler düzenleyen mihr vakfini kurmuştur. halen vakfın genel başkanlığını yürütmektedir.

    1992 yılında yayın hayatına başlayan aylık mihr dergisi'nin baş yazarıdır. şu anda uydu üzerinden yayın yapan mihr tv ve mihr radyosu'nun kurucusudur. efendi hazretleri dr.iskender ali mihr, 1997 yılında amerika-louisiana'da columbia state üniversitesi'nde din üzerine doktorasını yapmış ve kâinattaki ilk ve tek "allah'in üniversitesi'ni (university of allah)" 1 nisan 2000 tarihinde kurmuştur. aynı zamanda üniversitenin rektörüdür.
    üniversitede verdiği tefsir derslerine paralel olarak, kuran-ı kerim'deki her âyetin arapçası, latincesi, türkçesi ve kelime kelime mealiyle dizayn edilen kuran-i kerim tefsiri 19 cilt olarak hazırlanmaktadır.

    bu hayat hikayesi aynı zamanda iskender evrenosoğlu'nun hayat hikayesidir. (bkz: ne tesadüf allaaaam)
  • yıllar önce bir televizyon programında, kafasının üstünde bir nur halkası olduğunu ve bunun fotoğraflardan rahatlıkla gözlemlenebileceğini iddia etmiş enteresan, temiz yüzlü bir insan evladı. dine bilimsel yaftalar yapıştırmayı seven ve tüm bunları da tasavvufla ilişkilendiren bir söylemi vardır. söyleyene değil de, dinleyenleredir isyanım.
  • o, sadece görebilen gözlere parlayan bir güneş.
  • şizofren dede videosundaki bir anda nerden geldiği belli olmayan bir vahiy alan adam.
  • tatilimin ortasında eve kuran okuycam diye dalan sapkın müridi sayesinde haberdar olduğum bu adamın müridleri ki ona mürşid derler, bir kişiye yapışıp tutunmadan müslüman olamayacağımızı iddia ediyorlar.
    allah'la arama bir kulun giremeyeceğinden dolayı mezhebe bile inanmadığmı söylediğimde de beni kafir ilan etti ve dedi ki allah sizi korumazzz. neden.. çünkü mürşidiniz yok. tevbenizi kabul etmez... neden, çünkü bir mürşidin önünde tevbe etmediniz.
    beni koruyan ve hala yaşatan kim ki acaba?
    allah'ın merhametinin tüm günahlardan büyük olması da şeytanın vesvesesiymiş. neden hep almancıların evine girmeye çalıştığını da anlamış değilim.
  • çalıştığım yerde konferans vermektedir an itibariyle. salonun yarısı doluyken şuan neredeyse bomboş müritleri/konferansı düzenleyenler bile dinlemıyor. dinleyen kişi sayısı 7 tane kadına düştü.

    kişi hangi soru sorulursa aynı şeyleri tekrarlıyor. sıralamak gerekirse

    cennetin katlarına giriş şartları. ikinci kata girmek için mürşid bulmak gerekirmiş(bu kısım bana mürid toplama propogandası gibi geldi)

    islam alimlerinin hepsinin yanlış bildiğini. islamın 5 şartını yerine getirmek cennete girmemize yetmezmiş.

    illa bir mürşidimizin olması, olmazsa cennette iyi bir yer edinemiyeceğimizi.

    soru ne olırsa olsun aynı şeyler tekrarlanıp durmakta. mekanı bırakıp çıktım artık daral geldi. ayrıca akıcıda konuşamamaktadır.

    türkiye çapında canlı yayın yapmasıda garibime gitti o ayrı :)

    ayrıca hitap kabiliyeti çok düşük. yaşından dolayı olabilir.

    ayrıca konferanslarında bay bayan vekil bırakıp tövbe ettiriyor. bunuda ortaçağ hristiyanlığındaki günah çıkartmaya benzettim ve kat be kat soğudum.

    sonuç: islamla ilgili hiçbir fikrimi değiştiremedi. ayrıca burdan müridlerine diyorumki kul ile allah arasına kimse giremez. allah kuluna şah damarından daha yakındır.
  • kafadan bir kac bin yil gec dunyaya geldigi belli birisi.
    halbuki zamanlamasi iyi olsa peygamber bile olabilirdi.
  • geçtiğimiz günlerde üzerinde uzun araştırmalar yaptığım kişi. neden ?

    camiden çıktık, akşam namazından sonra, caminin avlusunda sohbet ediliyor. bir ara muhabbet mürid mürşid muhabbetine geldi. ben ki en büyük mürşidin kur'an olduğuna inanmışlardan olarak, mürid mürşid durumlarına biraz tereddütlü bakarım. inanıp bir mürşide bağlanana sözüm olamaz lakin, ben uzağımdır bir mürşide bağlanmaya. her neyse, konu açıldı, bu evrenesoğlu'nun müridi olduğunu sonradan öğreneceğimiz bir hoca, bana neden böyle düşündüğümü sordu. ben de uzun bir izah ile efendice düşüncelerimi paylaştım.

    hocamız eğer bir mürşidim olmazsa, amellerimin boşa gideceğini söyledi. kur'an'ın neresinde bunun yazdığını sordum, bana iman ayetlerini okumaya başladı. imanımın tam olduğunu, soruma cevap vermesini nazikçe rica ettiğimde de, '' bildiğin gibi yap, cehennem kuyularından bir kuyuya gidersin'' dedi..

    ben dinimi biliyor olmama rağmen, bu söz içime çok oturdu. arkadaşlarım yanımda olmasalar belki ağlardım. zira bir müslüman ancak ve ancak kendisine kafir denilirse bu kadar şiddetli derecede kötü hisseder..

    ben yılmadım, hocayla ilmi konulara girdim çıktım. maksadım mürşidinin kim olduğunu öğrenmekti. bir aralık ağzından kaçırdı. iskender ali mihr, yani iskender evrenesoğlu, diye. ben de o günden sonra hummalı şekilde araştırdım bu zatı. hoca gerçekten müridliğinin hakkını vermiş dedim kendi kendime, zira bu zat da hocanın söylediklerinin aynını söylüyordu. menzil dergahında bulunan kimseler ise, bu zatın önceleri menzil'e bağlı bulunduğunu, sonra ayrıldığını söylüyorlar. allah-u alem.

    nihayetinde ben mürşidimle mutluyum halen, kur'an- ı azümüşşan ile..