şükela:  tümü | bugün
  • dunya uzerinde menstrüasyon urunlerini (tampon, ped) tamamen bedavalastiran ilk ulke olmustur.

    menstruasyon urunleri, regl olan her bireyin zorunlu ihtiyac duydugu seylerdir, dogal yollarla engellenemedigi gibi, bireyin hayatinin bir parçasidir. diger ulke ve bolgelerin de bu atilimi takip etmesi gereklidir, kimi yerlerde hayatidir. ozellikle de bir cok bireyin ne yazik ki maddi imkanlari bu hijyen urunlere ulasimi zor veya imkansiz kilarken.

    ilgili haber
  • abi çok aptalsınız gerçekten. insanların bireysel aptallıkları toplumsal hale gelince gerçekten çok trajikomik oluyor. bu pedlerin parası olayla hiçbir alakası olmayan adamların cebinden vergi yoluyla çıkıyor yahu siz harbiden eğitilmez aptallar topluluğusunuz.

    haber yanlı verilmiş. pedler aslında ücretsiz değil. devlet ödeyecek ücretini. yani vatandaştan alınan vergilerle ped üreten firmalara ödeme yapılacak. bu vergilerin kabaca yarısı erkekler tarafından ödeniyor. bu durumda kadınların ped ihtiyacı toplum tarafından finanse edilecek. bir refah devletinde yapılan bu pozitif ayrımcılığı haksız görmüyorum ve eleştirmiyorum da. tabii ki ped kullanmak kadınlar için bir ihtiyaç ve tabii ki devlet tarafından finanse edilebilir ama diğer tarafta her gün tıraş bıçağı kullanarak tıraş olmak durumunda olan erkeklerle ilgili bir çalışma yapılmadığını görüyoruz. tıraş bıçağı maliyetini hijyenik ped maliyetiyle kıyasladığımızda 6 katı gibi bir oran çıkıyor.

    edit: popülist yavşaklar anında damlıyor kendi ülkesindeki müteaahhitleri sorgulamaz bla bla diye. kendi ülkemle ne alakası var sayın sğır bu mevzunun? ayrıca sorgulamadığımı nerden biliyorsun da konuşuyorsun? bu eğitilmez aptallar ordusunun en büyük savları bu işte. kendi ülken bla bla. aklı sıra kendi gibi popülist yavşakların desteğini alacak.
  • (bkz: bedava peynir sadece fare kapaninda olur)sözünü akıllara getirmiş devlettir.
  • çağımızın en büyük belası popülizmdir. gelişkin devlet ve demokrasilerin hedefi, bir şeyleri bedava yapmak değil, bireylerin alım gücünü artırarak, ihtiyaçlarını zorlanmadan temin etmelerini mümkün kılmaktır.

    libya'da da bircok şey bedavaydı. hatta yeni evlenenlere ücretsiz konut bile sağlanıyordu. ancak kimse libya ne muhteşem bir ülke diye övgüler düzmedi.
  • dünyanın en güzel ülkesi. en azından benim gördüklerim arasında.

    güzelliğini bir kenara bırakırsak, hakkında garip tartışmalar yapılıyor. artık ekşisözlük'e sadece holding patronlarını kabul ediyorlar herhalde. bu garip tartışmaların başka bir açıklaması olamaz.

    burada verdiği verginin hangi müteahhit şirketine peşkeş çekildiğini sorgulamaz, elin iskoçya'sındaki kadına ücretsiz ped verilmesine laf eder. nasıl ki bir şeker hastasının kullanması zorunlu ilaçlarını devlet temin etmek durumundaysa, ped kullanımını da benzer yaklaşımla değerlendirmişler. ne güzel işte, devletleri kadınlarını düşünüyor diyeceğinize kalkıp eleştirmek nasıl bir kafa yapısıdır? anlamak zor. sosyal devleti popülizm sanmaksa gerçekten tuhaf.
  • kadın pedlerini bedava yapacak olmalarıyla (2 seneye kadar) ilgili birkaç düşünce. bölük pörçük yazıyorum:

    -her şeyin bir maliyeti var. bir şey bedava olunca o maliyet gizlenir ve tüketimde israf, üretimde de verimsizlik olur (nasıl olsa parasını devlet ödeyecekse, daha kaliteli ve ucuza üretme teşviği yok oluyor)

    -israfı önlemenin yolu, sembolik de olsa bir ücret koymak. bedava ile 50 kuruş arasında ekonomik açıdan hiçbir fark yok ama psikolojik açıdan var. örnek: plastik poşetlere sembolik ücretler getirilince bunların kullamındaki düşüş.

    -üretimde verimsizliği önlemek için serbest piyasa rekabeti lazım. ama bazı durumlarda buna müdahale etmen gerekiyor sübvansiyonlarla (kısmi indirim). ne gibi durumlarda? mesela bu örnekte şöyle bir mantık ileri sürebiliriz: hijyenik ped alamayanlar, ki habere göre neredeyse beşte biri, eninde sonunda sağlık sistemine daha ağır yük olacaklar. o maliyeti de herkes ödüyor zaten. kolayca ölçemiyorsun diye yok saymak hatalı olur. devlet de üreticiye gidip "senin ped ürünlerini kısmen sübvanse edeceğim ama beni kazıklamaya çalışırsan alırım aklını" şeklinde bir sistem oturtmaya çalışacak, regülasyon yani.

    -erkeklerde buna denk bir örnek yok. "traş bıçağı" denmiş ama kadınlar da traş bıçağı kullanıyorlar ve traş o derece zorunlu bir hijyen sorunu değil. ama asıl ilginç kısım, konunun kültürel boyutu, yani reglin kısmen tabu olması. epey bir insan ped satın alırken utanıyormuş. ne kadar isabetlidir bilmem ama bedava -veya ağır indirimli- olunca bu stigma da azalır gibi bir mantık var. (darısı prezervatifin başına)

    -bir de olayın öncelik/ölçek kısmı var. devletler saçmasapan şeylere milyar dolarlar harcıyorlar ve birçoğu da ufak kesimlere yarıyor. görece az maliyetli olup, bu kadar çok insana yarayan -ve belki de sağlık avantajları sayesinde maliyetini zaten çıkaracak olan- bir şey için ne kadar tatava yapmalı?

    -bu sorunun cevabı bence şurada gizli: bu politikayı, sosyal adalet savaşçılarına verilmiş bir imtiyaz olarak gören ve buna gıcık olan insanlar olacaktır. yani sonuçta olaylara tek tek bakmıyorsun, her şey kafanda birbiriyle ilintili oluyor, genel bir bağlam oluyor. ama bu bağlamı açıklamak zor. bazen farkında bile olmuyorsun, kelimelere dökemiyorsun. o yüzden çoğu insan, bu gıcıklıklarını doğrudan dile getirmek yerine, genelde ekonomik argümanlar/prensipler yoluyla tartışıyorlar. ama rahatsızlığın kökü daha temelde olduğu için, bu tartışmalar pek bir şeyi değiştirmiyorlar.

    son olarak:
    https://twitter.com/…ski/status/1331932252759011328
  • ikliminin cok sikko olmasinin disinda guzel ulkedir. sadece ped degil, anaokulundan itibaren lise bitene kadar egitim bedavadir. saglik da bedavadir.

    yasam standardlari calisanlar icin gercekten yuksektir. ama calismayanlar icin ciddi fakirlik mevcuttur. nitekim iskocya, avrupa'nin en gelismis ve en fakir bolgelerini de icinde barindiran bir tezatlar ulkesidir.

    en guzel sehri edinburgh, en kalabalik sehir glasgow'dur. bunun disinda stirling, ayr ve tabii ki highlands gorulmelidir.

    son olarak glasgow, benim avrupa'da abartisiz en kaliteli yemekleri yedigim yerdir. belirli bir standardlari var, altina dusmuyorlar. ama fine dining konusunda buyuk ihtimal edinburgh daha iyidir.
  • adanın gerçek sahipleri ve yerlilerinin yaşadığı ülkedir. dünyanın en iyi çiftçileri bu ülkede yaşar. biraz türklere benzer yanları vardır. standart bir ingilizin sinsilik ve piçlik gibi özellikleri default olarak gelir, yaşlandıkça evcilleşir. iskoçların merhamet duygusu vardır. karnım aç desen düşünmeden yiyeceğini paylaşır. bir de iskoçlarla futbol oynanmaz. çok pis dalarlar. kafalarda rugby-futbol ayrımını yapamamışlar. top sendeyken hep çift taban dalıyorlar. yavaş kardeşim yavaş napıyorsun dediğinde erkek ol diye de akıl veriyor allah'ın keltleri.
  • yüksek lisans yapmak için tırmalayıp durduğum ama bir türlü adım atamadığım ülke.

    tv broadcasting üzerine yüksek lisans düşünüyorum.

    ama ingilizcem akademik seviyede değil kesinlikle öncesinde biraz dil eğitimi almam şart. acaba dil eğitimiyle birlikte ortalama fiyatlar, konaklama koşulları ve yaşam standartları hakkında bilgi verebilecek kimse var mıdır?

    özellikle ülkenin herhangi bir üniversitesinde okumuş bilgisi olanların yeşillendirmesi çok makbule geçer.