şükela:  tümü | bugün
  • nihat genç'in yıllar sonra gelen romanı. gün itibariyle ön siparişte, gelecek hafta kitapçılarda. sade müslümanı, islamcılar arasında yaşanan akıl tutulmasını ondan dinlemek çok önemli.

    arka kapağında diyor ki:

    islamcı erol nasıl çıldırdı? tüm dünyanın merak ettiği, hepimizi düşündüren büyük soruya cevap veriyor: nasıl oldu da "sade müslümanlık" yıkıcı bir ideolojiye dönüştü?

    nihat genç, olağanüstü bir anlatımla, felsefi, psikolojik, siyasi, sosyolojik tespitler eşliğinde gerçekleri önümüze seriyor. roman, bir kişinin, zihniyetin ve toplumun dönüşümünü arka planıyla birlikte anlatıyor. cemaat içinde yalnızlık çeken erol, insan sarrafı aysun, kibirli ve riyakar bahri abi, avanesi osman, cilveli medya maymunu nur, dünyanın en mazlum güzeli dua... öbür dünyadan fırlatılan cesetler, vicdanın cephanesi, bir saniye süren aşk ve ruhsuzlar ile beyinsizlerin hiç bitmeyen savaşı...

    -bir kitabevinde çay içerek sessizce oturan insanlar niçin ve neden canavarlaştılar?
    -gönül huzuru peşindeyken, nasıl hırslı, vahşi kapitalistler haline geldiler?

    yakın dönemde yaşanan kültürel evrimi, şiirsel bir hızla, felsefi tespitler ve unutulmaz gözlemler eşliğinde okuyacaksınız.

    -manevi bir yolculuğun rotası nerede değişip sapıyor?
    -hangi yalanlar zinciri, daha büyük yalanlara ve şiddete bağlanıyor?
    -"hakikati" arayan yoksullar nasıl doyumsuzca lüks peşinde koşmaya başlıyor?

    islamcı erol nasıl çıldırdı? zihin açıcı, sürükleyici, heyecan dolu bir roman.
  • nihayet yeni bir nihat genç romanı.
    erol'un yerinde olmak istemezdim.
  • o islamcı erollar asıl bu kitabı okuduktan sonra çıldırırlar dedirten alınıp okunası bir kitap...

    bugün siyasetten tutun da toplumun her alanında karşımıza çıkan, yıllardır bitip tükenmek bilmeyen yobaz, gerici ama takım elbiseli o tipler var ya... işte o insanlara ağız dolusu küfür etmek serbest olsa bu kitabın yarattığı etkinin yanına bile yaklaşamayız.

    nihat genç kelimelerle dövmüş, ağzını burnunu kırmış... sonra kaldırmış bir daha vurmuş... bir yerden sonra dur nihat artık vurma, adam öldü diyesiniz geliyor... tamam tamam diyor, sonra dönüp bir tekme daha atıyor o kelimelerle...

    --- spoiler ---

    ayrıca kitapta bok üzerine bir bölüm var ki, sanırım nihat genç bu olgunluk çağında bir yazar olarak sınırlarını zorlamak istemiş ve bunu da hayranlık verici bir şekilde başarmış... sanki bok değil de bir sanat akımının entelektüel tartışmasını okuyorsunuz...
    --- spoiler ---
  • okumakta olduğum, nihat genç'in bir fikrin derinine, felsefi boyutu ve duygusuna inen roman harici düşün yazılarının tadı da alınabilen bir kitap. yüzeysel ve sanatsal bir boyutu olamayacağını düşünebileceğimiz tüm sıradanlıkları hatta çirkinlikleri oldukça iyi yazıyor nihat genç. romanında da öyle olmuş.

    fakat editör eli değmemiş gibi göründüğünü de söylemek gerekir. virgül olması gereken çok yer es geçilerek cümlelerin anlamını yakalamak zorlaştırılmış. aynı cümlede birbirinin yerine geçebilecek şekilde tekrar kullanılan sözcükler elenip düzeltilmemiş. benzer sebeplerle hatalı cümleler toparlanmamış... hızlı bir biçimde yazılıp, hızlı bir biçimde basılmış gibi duruyor. oysa yayınevinin nihat genç'e edebiyat için bastırdığı* bilgisini de paylaşmıştı yazar. daha iyi bir iş çıkartmalı yayınevleri...

    --- spoiler ---

    -"tuvalet kapısına çizilen şaheserler" bölümü ile ciddi bireysel, toplumsal, içsel, dışsal bir sorgulama yazmış. başarılı...

    -aysun'un mekanda olmayı o kadar sürdürmesi çok aklıma yatmadı. sanki çoktan uzaklaşmış, uzaklaştırılmış olurdu. barındırmazlık devreye girerdi diye düşünüyorum.

    --- spoiler ---

    politik yönü, politik bir derdi de olan işlerin doğru ve güzel olduğunda etkisinin o kadar güçlü olacağının kanıtı bir kitap.

    *düzeltme: "yayınevinin nihat genç'e edebiyat için bastırdığı"ndan kastım, yayınevi yetkililerinin yazardan, gündem sebebiyle politik yanı ağır basan yazılar dışında, edebiyata dönerek bir iş çıkarmasını istemesidir.
  • bugün siparişini verdiğim roman.

    okuyunca editlerim.
  • üslubun sertliği yazarın arzuladığı etkiyi fazlasıyla yapıyor ama romanın okunmasını zorlaştırdığı da bir gerçek.
  • --- spoiler ---

    (bkz: bok)
    (bkz: gibi)
    (bkz: bok gibi)
    --- spoiler ---
  • bayıla bayıla okuduğum bir kitap. aysun karakteri ile oturup bir çay içesim var..

    aysun'un mekana (dükkana) gelen islamcı bozuntuları hakkında düşündükleri;

    yıl 80'leri sonu 90'lar başı... islamcıların palazlanmayıp kendi sıralarının gelmesini bekledikleri zamanlar.

    --- spoiler ---

    + o kadar sessiz otururlar ki birazdan toplu intihara kalkışacaklar dersin.

    + ses tonları tekdüzedir en küçük bir kıvılcımlanma elektriklenme yoktur, kalp ve beyin kapıları sadece yemek yerken açılır.

    + uzun yıllar sonra adem babamızın cennetten 'bir abdest alayım' bahanesiyle selamsız sabahsız kaçtığına ben de iman ettim.

    +kapısını çalmadan izin istemeden içeri girme hakkına sahip olduklarının o gösterişli zengin lüks yerin adı: cennet.

    + kırkpınar güreşlerini seyrederken kispetin götten sıyrılmasını dua ederek beklerler 'vay laik devlet 'islam'ı ne hale getirdi.' diye kudurup bağırmak için, laiklik kelimesini boğaz söktürücü şurup niyetine kullanırlar...

    + atatürk türkiye'yi kurtarmamış işgal etmiş, atatürk resmi görünce far görmüş tavşan gibiler.

    + atatürk, düşmanı değil, müslümanları öldürmüş. atatürk'e deccal derken karagöz hacıvat oynuyor gibi sırıtırlar, bir tek atatürk'e küfrederken kendilerini çok özgür hissediyor, gevşiyor, rahatlıyorlar...

    + islam yorumlanmak için 1400 yıl bunları beklemiş.

    + islam'a hizmet, şeyhine hizmet, şeyhlerinden bahsederken dudaklarını büzerler...

    + bugüne kadar ilahi nizam kuramamalarının tek sebebi israil ve masonlar, başka tür bir düşman adı kaydedemedim.

    + örtbas etmekte kendi adamlarını büyütmek abartmakta onlarla kimse yarışamaz, çay bardakları önlerinde pislikten kararıncaya kadar durur ölü numarası yaparlar...

    + teşekkür ederim, zahmet oldu lafını kimseden duymadım, kırmızı ruj ve dekolteli bluz bunlar için ölüm demek...

    + bir insan hiç sevmediği bir insanı üç- beş saat hiç sıkılmadan dinleyebilir mi, bunlar dinliyor, yavaş ölümü hayat sanıyorlar.

    --- spoiler ---
  • cennetin derin uyku olduğunu ispatlayan "roman".

    bir çırpıda bitirdim.

    mahzenimdeki kuduz kara köpekler gün yüzüne çıktı, ortalıkta fink atıyorlar.

    tedirginim biraz.