şükela:  tümü | bugün
  • araştırmalarım sonucu var olduğuna dair bir çok kaynağa ulaştığım şeriat kanunu

    --- spoiler ---

    kütüb-i sitte hadis-i şerifleri

    1601 - abdullah ıbnu amr ıbni'l-as (radiyallahu anhuma) anlatiyor: "resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a dalindaki meyveden sorulmustu. su cevabi verdi:
    "- ıhtiyac sahibi olmak kaydiyla, etegine almaksizin, sadece yiyene bir sey gerekmez."
    tirmizi, buyu 54, (1289); ebu davud, hudud 12, (4390); nesai, sarik 11-12, (8, 84-86).
    ebu davud ve nesai'de su ziyade mevcuttur: "kim agactan beraberinde meyve gotururse, aldiginin bedelini. iki katiyla borclanir ve ayrica ceza da ceker. kim de kurutma yerine getirilmis olan meyveden bir seyler calar ve bunun miktari da bir kalkanin degerine ulasirsa kolunun kesilmesi gerekir. kim de bu miktardan az calarsa aldigi miktarin iki misli borc oder ve ayrica ceza ceker."
    nesai'de su ziyade vardir: "meradan calinan koyun icin el kesilmez. eger bu hayvan agilda idiyse kalkan degerinde olani icin el kesilir.

    1602 - hz. cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: "resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "hurma ozu icin, agacin basindaki meyve icin, dagda otlayan (agila girmemis) koyun icin, ihanet edilen emanet icin, yagmalanilan icin, kapip kacirilan icin el kesilmez."
    rezin ilavesidir.

    1603 - hz. cabir (radiyallahu anh) anlatiyor "resulullah aleyhissalatu vesselam)'a bir hirsiz getirilmisti.
    "-oldurun onu!" diye emretti. kendisine:
    "-ey allah'in resulu, bu adam sadece caldi" denildi. bunun uzerine
    "-oyleyse (elini) kesin!" dedi ve derhal eli kesildi. sonra ayni adam ikinci sefer getirildi. yine:
    "-oldurun onu!" diye emretti. kendisine:
    "-ey allah'in resulu, bu adam hirsizlik yapti" dendi. bunun uzerine
    "-oyleyse kesinl" dedi ve derhal (sol ayagi) kesildi. sonra ucuncu sefer getirildi ve hirsizlik yaptigi soylendi. hz. peygamber:
    "-oldurun onu!" diye emretti. kendisine:
    "ey allah'in resulu, bu adam hirsizlik yapti" denildi. bunun uzerine :
    "-(sol elini) kesin!" diye emretti. sonra ayni adami dorduncu kere getirdiler.
    "-oldurun onu !" buyurdu. kendisine:
    "-ey allah'in resulu, bu adam hirsizlik yapti" dediler. bunun uzerine
    "-(sag ayagini da) kesin!" diye emir buyurdu. ayni adam besinci sefer getiririldi. hz. peygamber (aleyhissalatu vesselam):
    "oldurun onu" diye emretti. hz. cabir (radiyallahu anh) der ki: "adami goturup oldurduk. sonra suruyerek goturup bir kuyuya attik. uzerini de tasla doldurduk."
    ebu davud, hudud 20, (4410); nesai, sarik 15, (890, 91)

    1604 - ebu hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: "resullah (aleyhissalatu vesselam): "kole hirsizlik yaparsa, onu bir mangira da olsa satin gitsin"' buyurdular."
    ebu davud, hudud 22, (4412); nesai, sarik 16, (8,91).

    1605 - ezher ıbnu abdillah el-harazi anlatiyor: "(yemenli) kela' kabilesinden bir grubun mali calindi. bunlar, bir kisim dokumacilari itham ettiler. dokumacilari alarak hz. peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ashabindan olan nu'man ıbnu besir'e getirdiler. nu'man onlari bir kac gun hapsetti, sonra saliverdi. (sikayetciler), nu'man'a gelip: "sen onlari dayaksiz, azarsiz saliverdin, olur mu?" dediler. nu'man onlara:
    "-ne istiyorsunuz? onlari dovmemi istiyorsaniz doverim. maliniz cikarsa alirsiniz. ama dovdugum halde maliniz cikmazsa, onlara vurdugum kadar da size vururum" dedi.
    "-yani hukmun bu mu?" dediler. nu'man (radiyallahu anh):
    "-(hayir bu benim degil), allah ve resulu'nun (aleyhissalatu vesselam)in hukmudur"' cevabini verdi."
    ebu davud, hudud 10, (4382); nesai, sarik 2, (8, 66).

    1606 - hz. ebu zerr (radiyallahu anh) anlatiyor: "(bir gun) resulullah (aleyhissalatu vesselam) beni cagirarak;
    "-ınsanlara (kitleler halinde) olum gelip, ev, yani kabir kole mukabilinde temin edilince halin ne olacak ?" buyurdu. ben:
    "-allah ve resulu bilir- veya allah ve resulu benim icin neyi (uygun bulup) secerlerse olur-" diye cevap verdim. resulullah (aleyhissalatu vesselam):
    "-sana sabir tavsiye ederim -veya sabret-" buyurdu."
    hammad der ki: "nebbasin (yani mezarlari acarak kefenleri calanlarin) eli kesilmelidir" diye hukmedenler bu hadisle amel ettiler. cunku, nebbas olunun evine girmis olmaktadir".
    ebu davud, hudud 19 (4409).

    1607 - abdurrahman ıbnu avf (radiyallahu anh) anlatiyor: "resulullah (aleyhissalatu vesslam) :"hirsiz, kendisine hadd tatbik edildi ise borclandirilamaz" buyurdu".
    nesai, sarik 17 (8, 93).

    1608 - useyd ıbnu hudayr (radiyallahu anh) anlatiyor: "resulullah (aleyhissalatu vesselam) soyle hukmetti: "kisi calinan malini, hirsizlik ittihami yapilmayan kimsenin elinde gorunce dilerse malini hirsiza odemis oldugu bedeli ona odeyerek alir, dilerse, hirsizin pesine duser".
    hz. ebu bekir, hz. omer ve hz. osman (radiyallahu anhum) boyle hukmettiler."
    nesai, buyu' 96 (7,313).

    1609 - cunade ıbnu umeyye'den rivayete gore, busr ıbnu ertat (radiyallahu anh) demistir ki: "resulullah (aleyissalatu vesselam)'i dinledim: "seferde eller kesilmez" diyordu." tirmizi deki rivayette "gazvede. . ." denmistir.
    tirmizi, hudud 20, (1450), ebu davud, hudud 18, (4408); nesai, sarik 16,(8,91).

    1610 - sa'bi (rahimehullah) anlatiyor: "ıki kisi, ucuncu bir sahsin hirsizlik yaptigina dair sahitlikte bulundular. bunun uzerine hz. ali (radiyallahu anh) adamin kolunu kesti. bu iki kisi gidip bir muddet sonra diger bir adami getirip: "biz hata etmisiz, hirsizligi yapan o degilmis (bu imis)" dediler. hz. ali (radiyallahu anh) bunlarin sahidligini iptal ederek (getirdikleri bu sahis aleyhinde kabul etmedi. ayrica) onlara, onceki adamin diyetini yukledi ve: "bilsem ki siz bu isi bilerek yaptiniz, kollarinizi keserdim" dedi".
    buhari, diyat 21 (bab basliginda senetsiz olarak kaydedilmistir).
    --- spoiler ---

    kaynak: http://www.kuranikerim.com/kutubi-sitte/1610.html
  • desteklediğim hüküm.
  • islamın güzelliğini gösteren bir hüküm daha. bizim memlekette (bkz: isveç) hırsıza soruşturma açanın elini kesiyorlar amk.
  • ilkel bir ceza.

    bir müslüman, cehennem'de yanmayı, onu izleyen yaratıcısının gözleri önünde hırsızlığa yeltenmeyi göze alabiliyorsa, elinin kesilecek olması da onu durdurmayacaktır, idam cezasının, adam öldürmeyi durduramadığı gibi.

    hırsızın, çaldığı şeyin yarattığı maddi manevi hasarı karşılaması, çaldığı şeyi geri vermesi veya o şey değerinde başka bir hizmet sunması, bir daha çalamasın ve aklı başına gelsin diye toplumdan uzaklaştırılması (hapis) gibi yollar varken; hırsızın elini kesmek, hem de bu cezanın uygulamasını insanoğluna bırakmak, bana sorarsanız ancak ilkel bir tanrının yapabileceği şey.

    böyle bir tanrı'ya inanan, ve 1400 yıl sonra bile onun kanunları ile yaşamaya çalışan bir toplumda, açlıktan kıvranan bir insan, ekmek çaldı diye (eğer ekmeğin sahibi acımasız biri ise) elini kaybedebilir.

    ayrıca, insan faktörü varsa, hata şansı vardır. bu, adalet için de geçerlidir. biri haksız yere hırsız damgası yiyip, yok yere elini kaybedebilir. bunun yerine, bu kişi hapse atılmış olsaydı, kaybettiği tek şey zaman olacaktı. eli, kolu değil.

    suçu önlemenin en etkili yolu, caydırıcı ceza değil, suçun ortaya çıkmasına sebep olan faktörleri ortadan kaldırmaktır.

    çünkü, "o an" geldiğinde, çalacak ya da öldürecek olan insanın gözü ne tanrı'yı görür, ne de işlediği suç yüzünden çekeceği cezayı. önemli olan şey "o anın" gelmesini engellemeye çalışmaktır.

    edit: kuran'da "hırsızlık yapanın elini kesiniz" yazar, "açlık, zaruret gibi durumlar" hariç gibi bir kısıt koyulmaz.

    neyse ki, insanoğlu, inandığı tanrının emirlerini toplum tarafından kabul görecek şekilde değiştirmiştir. günümüzde şeriat ülkelerinde hırsızlık yüzünden eli kesilen kişi sayısının neredeyse yok denecek kadar az olmasının sebebi de budur.
  • maide suresi 38. ayette, "hırsızın ellerini kesin" ibaresinin olduğu söylenir. şu videoda kastedilen "eller"in güç/kuvvet anlamında kullanıldığı anlatılmış, gayet mantıklı:

    https://www.youtube.com/watch?v=2pg_bccgmbs
  • eve giren hırsızın öldürülmesine izin verilse gerek kalmayacak cezadır.
  • desteklediğim ceza. 10 yıl içinde iki ayrı evime hırsız girdi. ve ikisinden de bir sonuç çıkmadı.

    haberlerde falan okuyoruz. 98 ayrı suçtan sabıkası olan bilmem kim delil yetersizliğinden serbest kaldı. arkadaş 98 kere hırsızlık yapmış adamın sokakta elini kolunu sallayarak aynı suçu tekrar yakalanana dek yine yapması kadar saçma bir şey mi var?
    ben neden her ay 80 tl alarm şirketine ödeyeyim ki? bu gibi pislikler hapse atılmadığı ve orada tutulmadığı için niye ben cezalandırılıyorum.

    ayrıca bir kişinin tanımadığı bir kişinin evine girmesine en ağır cezalar verilmeli. insanların evleri kanunlarla sıkı şekilde korunmalı.

    elini kesin gitsin. o el ile hırsızlık yapıyor.

    1. o el olmazsa hırsızlık yapamaz.
    2. elin kesileceğin bilen başkaları da hırsızlığı meslek edinmez.

    edit: bu yazdıklarım eve hırsızlık için giren şerefsizler için.
    edit2: ciddiyim.