şükela:  tümü | bugün
  • yanlış yorumlanmış bir yasaktır. islam bilgisi benden daha üstün, nice kur'an okumuş gerçek inananlardan özür dileyerek bilgilerimi sunmak isterim. bir defa allah kullarına sarhoş olmayı yasak etmiş çünkü o'nun insanlara sunduğu en büyük ödül olan düşünebilme, ayırd etme kabiliyetinin kullanımını engellemektedir. burada söz konusu olan sarhoş edici en bilinen haliyle alkol olduğu için de alkol kullanımının islam dinince yasaklandığı şeklinde yanlış bir yorum söz konusudur. bu yorumdan yola çıkılarak insanlar eline kolonya dahi sürmez olmuşlar. hatta ve hatta tıbbi amaçlarla bile alkol kullanılmasının günah sayıldığını ileri sürenler bile çıkmış.

    bilindiği gibi sarhoşluk vücudumuza giren bir takım aşırı değerlerdeki maddelerin narkotik bir etki yaratmasıdır. buna neden olan biyolojik denklem ise basitçe ozmoz yoluyla olağan dışı hücre genişlemesidir. vücudumuzdaki alkol oranı kullandığımız diğer sıvı gıda maddelerinden daha düşük olduğu için alkol ihtiva eden sıvıların içilmesi hücrelerimizin daha kısa sürede genişlemesini sağlar ve daha hızlı bir narkotik etkiye sebep olur. bu etkinin oluşmasına yol açacak miktarda su bile içilmesi halinde teorik olarak sarhoşluk söz konusu olabilmektedir(pratik olarak denemeye kalkmayın insan o kadar su içerse midesi patlar ölür). yani aslında alkol kullanmak değil, sarhoş olmak günahtır.

    ha şimdi kalkıp da "ben zaten iki birayla sarhoş bile olmuyorum" deyip de dibine vurmayın, beni de günaha sokmayın.
  • muhtemelen kurandaki "alkolle kumarda sizin için yarar da vardır zararda ama zarar yarardan fazladır, bu açıdan ikisinden de uzak durun" mealli ayetle ilgili şey. kolonya sürmemek filan kanımca komik şeyler. o zamanın insanına hücre ozmos gibi şeyler anlatılamayacağı için alkol zararlıdır denip bırakılmış ta olabilir.
  • dini kaynaklardan rahatlikla incelenebilir yasak.
    fakat kolonyadan bile uzak durmak kisinin kendini terbiye etme sekliyle alakali olsa gerek. dogru olup olmadigini bilmiyorum; alkolden mumkun mertebe uzak duran eski bir arkadasim hz. ali'nin "otlagi sulayan dereye bir damla icki karissa atimi oradan otlatmam" dedigini soylemisti. e simdi hz. ali kadar namaz/niyaz yapmaya maddi/manevi guc yetiremeyecek birinin uzak durmasi gereken bir seyden olabildigince uzak durmaya calismasi dogru/yanlis olmasindan ote biraz da normaldir.
    malum fikra; temel hacca giderken bavulunda koca koca taslari doldurur, arkadasi da sebebini sorar. "ah o seytani taslarken bana islettigi gunahlarin hesaplarini nasil soracagim goreceksin".
  • "üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. rableri onlara tertemiz bir içki içirir."
    insan / 21

    "sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde."
    vakia / 18

    "hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. işte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır."
    nahl / 67

    "sakınanlara vaat olunan cennetin durumu şöyledir: orada, bozulmayan sudan ırmaklar; tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet sunan bir şaraptan nehirler, süzme bir baldan oluşan nehirler var. ve orada kendileri için her türlü meyvenin yanında, rablerinden bir de bağışlanma var. bu nimetler içindekiyle, sürekli ateşte olup da içirildiği sıcak su tarafından bağırsakları parçalanan kimse aynı olur mu?"
    muhammed 15

    görüldüğü gibi bunların hiçbirinde içki yasağı yoktur, tersine cennet tasvirlerinde şaraptan bahsedilir. lakin, şu da mevcuttur;

    "ey iman edenler! uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktik; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."
    maide / 90
  • nedense hz. hamza ölene kadar gelememiştir.

    --- alıntı ---
    hz. ali'den nakledilen bir hadiseye göre, hz. hamza, yine içki sebebiyle hz. peygamber'i (s.a.v.) üzmüştür. hz. ali şöyle anlatı­yor:

    "bedir savaşı ganimetinden hisseme yaşlı bir deve isabet et­mişti. ganimetin humusundan (yani beşte birinden) bir deve de allah rasûlü bana vermişti. rasûlullah'm kızı fâtıma ile evlen­mek istediğimde, benû kaynuka yahudilerinden bir kuyumcu ile bir anlaşma yaptık. buna göre biz o yahudiyle gidip, ona "izhir" otu getirecektik. ben de ondan aldığım ücret ile evlenecektim. de­velerimi getirip ensardan bir kimsenin evinin yanına çökerttim. palanlarım, iplerini ve hararlarını (çuvalın büyüğü) tedarik et­mek için oradan ayrıldım. dönüp geldiğim zaman çok feci bir man­zara ile karşılaştım. develerimin boğazları kesilmiş, göğüsleri ya­rılmış, kalpleri ve ciğerleri çıkarılmıştı. bu acıklı manzara karşı­sında donup kalmıştım. bunu kimin yaptığını sordum. hanı-za'nın yaptığını, ensardan birinin evinde oturduklarını, yanında şarkıcı bir kadınla arkadaşlarının bulunduğunu, hep birlikte içki içmekte olduklarım söylediler. kadın şarkı söylerken bir ara: "ey hamza! şu yağlı develere bak, evin önünde duruyorlar, bıçağı al­san, bunları kesip kalplerim getirsen de şerefine kebap yapılsa." anlamında, hz. hamza'nın hislerini tahrik edici beyitler söyle­miş, şarkılar terennüm etmiş. şarabın verdiği sarhoşlukla coşan hamza, bıçağı eline alıp dışarı çıkmış ve develerimi keserek gö­ğüslerini açmış, kalplerini ve ciğerlerini alıp götürmüş olduğunu söylediler."

    hz. ali bu durumu gördükten sonra oradan ayrılmış, doğru hz. peygamber (s.a.v.)'in yanma giderek durumu anlatmıştır. o şöyle demiştir: "ey allah'ın rasûlü! hamza'nm develerime yaptı­ğını bugüne kadar kimsede görmedim, boğazlarım kesmiş, böğür­lerini yarmış, ciğerlerini çıkarmış. îşte şu evde bulunuyor, içmek­te olduğu şarap da yanında duruyor." hz. ali devamla, şöyle de­mektedir: "allah'ın rasûlü ridâsım getirtti, o tarafa doğru yürü-dü. zeyd b. harise ile beraber biz de onun ardı sıra yürüdük. ham-za'nın bulunduğu eve geldik. rasûlullah izin istedi, izin verildi, içeri girdiğimizde onları içki başında bulduk. allah'ın rasûlü, yaptığı işten dolayı hamza'ya kızdı. ancak sarhoşluktan dolayı hamza'nın gözleri kıpkırmızı idi. allah'ın rasûlüne baktı, onu baştan aşağı süzdü, sonra başım kaldırdı, yüzüne baktı ve pey-gamber'e kına sözler söyledi. onun çok sarhoş olduğunu anlayan allah rasûlü, hemen geri dönerek çıkıp-gitti. biz de onunla bera­ber çıktık."

    ertesi gün hz. hamza ayıldığında, yaptığı işten pişman ola­rak hz. peygamber'in huzuruna gelmiş ve özür dilemiştir. sonra da develerin bedellerini ödeyerek hz. ali'nin mağduriyetini gider­miştir.[14]

    hz. ali'nin başından geçen bu olayın tarihi hakkında kaynak­larımızda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. ancak bedir savaşından sonra ve benû kaynuka yahudileri'nin medine'den sürülmelerinden önce olduğunu dikkate alırsak, bu olayı hicrî ikinci yıl olarak tarihlendirebiliriz.
    --- alıntı ---
  • yok gibidir sanki.
  • (bkz: #21935280)
  • ickiyi kabul eden tanrinin birden bire birileri deve kemigiyle dayak yedi, birileri namazi yanlis kildi ve benzeri olaylar oldu diye alkolu seytana atfettigi durum.
  • kuran dışı islam kuralları yazıtlarında nasıldır bilmiyorum ama kuran'daki yasaklar şu ayetlerde (diyanet işleri'nin çevirileri):

    bakara, 219 (2:219)
    ----------------------------
    sana içkiyi ve kumarı sorarlar. de ki: “onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahiri) yararlar vardır. ama günahları yararlarından büyüktür.” yine sana allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. de ki: “ihtiyaçtan arta kalanı.” allah size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.

    mâide, 90 (5:90)
    -----------------------
    ey iman edenler! (aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

    bu ayet için diyanet şöyle bir yorum koymuş:

    "bu âyette, sarhoşluk veren her türlü içki, kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. âyet indiği zaman, bütün müslümanlar, ellerinde bulunan şarapları medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar, içki alışkanlıklarını; kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. meâlde geçen “içki” kelimesi, âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. bu bağlamda hamr, aklı örten şey demektir. bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer."

    ingilizce çevirilerde de bu ayetlerdeki "içki" için "strong drink" kelimesi kullanılıyor.