şükela:  tümü | bugün
  • la oğlum, tamam fotoğraf işinde pik yapmışsın ama gelip buraya höykürmek de neyin nesidir?
    adam elinde şarap kadehiyle sergi-galeri gezip medyada "ünlü fotoğrafçı ismail özyurt" tribinde magazin köşelerinde millete itelenen bi' adam değil ki sanatına salvo vurasın,
    adam düğün fotoğrafçısı, bildin mi?
    işini de iyi yapıyor, işini yaptığı insanları memnun ediyor, gülümsetiyor. zaten bu insanlar "aa ismailcim, canon mu kullanıyordun sen, biz nikoncuyuz", "perspektif ve ışık konusunda iyisin ama bu konuda bizi tatmin edemedin, biz başka birilerine bakalım" diyen bi' kitle değil.

    adı üstüne olm, düğün fotoğrafçısı adam. amına koyim sanki uluslararası standartlara bağlı kalınması gereken bi' kulvarda dopingli çıktı da adam, millet bok atma derdine düşmüş...

    halka inmenin somut halidir ismail, fotoğrafları da biz avamın insanlarına hitap eder, bizi mutlu eder.
    beğenmeyenleri de bassın gitsin fotokritik'te ağlasın dursun.

    bu kadar.
  • çok iyi bir fotoğrafçı.

    hayır laf-ü güzaf değil hakikaten çok başarılı.

    düğünüm için çalıştık kendisiyle. bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine iletişime geçtim mail ortamında. düğün tarihi yaklaştıkça da ara ara haberleştik, telefon, facebook mesajı vs gibi mecralardan. ilk başta korkuyor insan neticede. tanımıyorsun, tamam işlerine bakmışsın etmişsin, tavsiye de var işin içinde ama neyle karşılaşacağın meçhul. tedirgindim doğrusunu söylemek gerekirse. çünkü bir düğün için gelinlik, mekan dahil her şeyden çok daha önemli olduğuna inanıyordum fotoğraf işinin. hakikaten de öyleymiş. her şey bitiyor elinde bir tek fotoğraf kalıyor.

    ismail ile sabah 8'de kuaförde buluştuk. gelir gelmez enerjisi ve pozitifliği ile beni rahatlatmaya başladı. bir gece önce uçağı kaçırıp binbir türlü zorlukla istanbul'a varabilmiş gibi görünmüyordu hiç. halbuki gerçek buydu.

    kuaför çekimlerimiz gayet keyifli geçti. akabinde nikaha yetişmek için evden çıktık. arabamızın üstü açıktı, bunu belirtmemin sebebi birazdan yazacaklarım. enteresan şeyler geldi başımıza çünkü, ismail de bu enteresan olayların başrolündeydi... saç baş dağılır vaziyette beylikdüzünden kadıköy'e doğru yola çıktık. 3 saatimiz vardı. günlerden cumartesi. hava şahane. e tabi haliyle zarf talepleri 1'e 10. neyse bir şekilde yetişmeye çalışıyoruz. hayvani bir trafik var okmeydanı'ndan itibaren. 1 saatimiz ya var ya yok. gelin arabası olduğumuz için bize yol vermiş trafikte araçlar, bizim konvoyun tamamı epey arkamızda kalmış vaziyetteyiz. arabada şoför, ben, eşim ve ismail. tablo bu. ve olanlar oldu.
    mecidiyeköy'ü henüz geçmiştik ki aracın yanına gelip zarf isteyen tahminimce 1567. ve 1568. kişilerle karşılaştık. her şey normaldi. arabada gelinle damat olunca, trafikte su ve bilumum ihtiyaçları satan arkadaşlar, çocuklar ve hatta diğer trafik mağdurları zarf talep ediyor. bir de üstü açık araba olunca sayı katlanıyor. dediğim gibi her şey normaldi esasında. ta ki bu sefer yanımıza gelenlerin tinerciler olduğunu fark edene kadar. ürktük tabi... şahsen ben çok ürktüm. birazdan başımıza gelecekleri hayal dahi edememiş olmama rağmen agresif hallerinden, yüksek ses tonlarından ve bitap hallerinden korkmuştum. okan'ı sıkı sıkı tuttum. 2 kişilerdi. önce zarf istediler, sonra para. vermek istemedik çünkü sakince zarfı alıp gitmeyeceklerini biliyorduk. ikisi de çok uyuşuktu esasında kullandıkları maddenin etkisiyle. ama hiç beklemediğimiz bir anda, biz onlara laf anlatmaya çalışırken birden okan'ın üzerine çullanıp kucağındaki ceketi aldılar inanılmaz bir çeviklikle. neye uğradığımızı şaşırdık. koşmaya başladılar. okan tabi arabadan inmeye çalıştı, ismail de öyle. ben sadece okan'ın arabadan inmesine engel olmaya çalıştığımı hatırlıyorum. bağırış çağırış, diğer araçlardan çalınan kornalar. korku filmi gibiydi. ceketi alıp kaçan tinercinin cepleri karıştırdığını ve ceketin iç cebindeki telefonu bulduğunu gördüm. işte okan o noktada çıldırdı. konvoyumuzu kaybetmiştik. trafikte geride kalmışlardı. başka kimse de araçlarından inmeye cesaret edemiyordu. ismailve okan ayakta, adam elindeki telefonu öpüyor vs... öyle çok bağırdılar ve kendilerini kaybettiler ki korkup geri geldi ceketi alan tinerci. ceketi ve telefonu aldık, okan yakasına yapıştı ki kuzenim gerilerden olan biteni görüp inmiş arabadan. bize doğru koşarak geldiğini gördüm. o da gelince bu iyice korktu ve koşarak uzaklaştı. ceket de telefon da bizdeydi ama okan'ın beyaz ceketi neredeyse kirden görünmeyecek halde ve buruş buruş bir haldeydi... moraller alt üst. korkmuş ve sinirlenmiş haldeyiz. nikaha 1 saatten az bir süre kalmış. konvoyun tamamı arkamızda ve deli gibi trafik var. ismail hemen ceketi aldı. yolda içmek için yanımıza aldığımız su ve ismail'in çantasında olan kebapçı promosyonu 3. sınıf kolonyalı mendille ceketi temizlemeye çalıştı. o trafikte mecidiyeköy'den kadıköy'e kadar gelene kadar uğraştı. ve sonuç: başardı (giyilebilecek kıvama getirdi bir yandan da photoshop ile fotoğraflardan temizleyeceğine sözler vererek)

    sakinleştik bir şekilde. ama nikah salonuna ilk bizim geldiğimizi ve nikaha 20 dakika kalmış olmasına rağmen konvoyla gelen herkesin -ki tahmin edersiniz ki en yakınlar onlar- o an itibari ile hala ali sami yen'in orada olduğunu fark etmek bizi çıldırtmaya yetti. nikahı erteletmeye çalıştık. imkansız olduğunu söylediler. ben nikahımıza davetli olarak başka yerlerden gelen insanların bekleme salonunun kapısından o stres ve ne yapacağını bilememezlikle girdim. davetlilerin kullanımı için ayrılmış olan tuvalette saçını başını makyajını temizlemeye çalışan bir gelin düşünün. işte o bendim. okan nikahı erteletmeye çalışıyor, birileriyle görüşüyor. herkes bana inanamaz gözlerle bakıyor... işte o an yine ismail geldi. beni tutup nerede olduğuna dair hiçbir fikrim olmayan gelin odasına götürdü. makyajımı temizlememe, saçımı başımı düzeltmeme yardımcı oldu canım dostum courtney ile birlikte. adam fotoğrafçım mı kırk yıllık dostum mu belli değil :)) arkadaşlarımı getirdi, gidip okan'ı buldu getirdi vs vs... nikah saati geldi çattı. konvoydakilerin, ailelerimizin, arkadaşlarımızın hatta benim nikah şahidimin bile nerede olduğuna dair hiçbir fikrimiz olmadan salonun kapıları açıldı. içeri sadece nikahta kullanacağım, sonra çıkartacağım duvağım örtülü olmadan, moralsiz bir şekilde girdim. kafamı bir kaldırdım ki, herkes yerli yerinde. biz nikah masasına otururken ablamın salonun kapısından girdiğini gördüm. son saniye, tabiri caizse değil, tam manasıyla son saniye yetişti herkes. o esnada ismail nikah dairesinin görevlileri ile fotoğraf çekebilmek için savaşmakla meşguldü. bir ayrıntı daha, bize saldıran tinerciler, bizden istediklerini alamamanın siniriyle konvoyumuzdaki diğer araçlara da saldırmışlar geriden gelen. silecekleri mi kırmaya çalışmamışlar, kapılar mı tekmelenmemiş neler neler...

    nikahtan sonra fenerbahçe parkındaki dış mekan çekiminde, yanımıza gelip zarf isteyen evsiz amcayla, kayalıklarda kedinin kadraja girmesiyle uğraşan hep biz değil ismail'di. haydarpaşa'ya gelip teknenin kalkacağı zamana kadar geçen sürede pardon bizi de çeker misiniz diyen konu komşu, akrabayı kırmayan da yine canımız kanımız ismail'di. teknede göbek de attı, misket de oynadı.

    samimiyeti ve neticede ortaya çıkardığı iş ile iyi ki ismail ile çalışmışız dedirtti bize bir saniye bile düşünmeden. adam resmen günü kurtardı ya. 25 milyon kere senem sakin her şey yolunda gidecek deyip, okanla ve arkadaşlarımla güzel ve keyifli pozlar için konuşan ve her şeyi organize eden yine ismail'di.

    şahane bir fotoğrafçı dediğim gibi. ama aynı zamanda da şahane bir insan ismail. sadece çok güzel anları ölümsüzleştirmiyor, o anların şahane olmasına da katkıda bulunuyor en yakınınız, canınız, dostunuz gibi.

    sevdim ben çok. valla. bi tane ismail bi tane.
  • gerçekten keyifli işlere imza atan, henüz yüzyüze görüşemesek de ortak bir davanın dijital direnişçileri olduğumuz, hoşsohbet fotoğraf gurusu.

    takip edilesi işleri için;

    http://www.facebook.com/ozyurtismail
    http://www.behance.net/ismailozyurt
    http://www.flickr.com/photos/22219533@n03/
  • bir dönem platonik bir aşk/hayranlık beslediğim,işini iyi yapan bir fotoğraf sanatçısı. platonik diyorum çünkü sağolsun hiç yüz vermedi. az peşinde dolanmadım bir kahve? diyerek. fotoğraf konusuna gelecek olursak,piyasada benim diyenden daha iyi yapmaktadır işini. ilk zamanlarından beri takip eden biri olarak,kalitesini ve becerisini günden güne arttırdığını söylemeliyim,yolu açık olsun.
  • dünya çevre gününü bizim fotoğraflarımızı çekmeye adayan güzel insan. bir ömür saklanacak hatıraları an an yakalayan, denklanşörle dost, hepsinden ziyade gerçirdiğiniz zamanları keyiflendiren üstat. ışığın bol olsun...
  • arkadaşımın ikizi olarak bildiğim, çok yakından tanımasam da çalışmalarını severek takip ettiğim, gün gelir de evlenirsem yada yavrularsam makinesiyle yanımda olmasını istediğim başarılı fotoğrafçı.
  • ilk fotoğraf makinesi hafızam beni yanıltmıyorsa 2007 yılında gittigidiyor.com'dan 2.el aldığı canon eos 300 idi. o zamanlar her amatör fotoğrafçı gibi otu boku çekerdi. bende anlam veremezdim ama bir bildiği varmış. şimdi bakıyorum da paylaştığı fotoğraflar olsun paylaştığı kendi yazıları olsun kendisini çok ama çok geliştirmiş. umarım ileriki yıllarda kendisini umduğu yerlerde görürüz.
  • osmangazi üniversitesi öğrencisi, dağcı, profesyonel fotoğrafçı. yakaladığı pozlar yüzünden insanlar arkasından "beni de çek" naraları atarak dolanırlar, hakkını vermek lazım ama, cidden işinde sıkı herif.
    şuradan eserleri takip edilebilir: http://www.ismailozyurt.com/

    edit: isot okulunu yıllar önce bitirdi sanırsam. beş yıl geçmiş aradan ve bu zaman diliminde muazzam bi' portfoy yarattı. artık kızları diil, düğün yapan çiftleri çekiyor. profesyonelliğe canlı canlı geçişi izledim abi, takdir ediyorum.
  • bölümde ki durumunu bilmiyorum ama düğün fotoları çekmek için biçilmiş kaftan. siz sıkılana kadar binlerce poz çekiyor en mutlu gününüzü ölümsüzleştiriyor. samimiyetiyle kırk yıldır tanıyormuş hissi veriyor bütün heyecanınızı alıyor.
  • bölüm koridorlarında "şipşaaaaak" diye bağırarak kendisiyle anlaştığımız, makina mühendisliği son sınıf öğrencisi, fotoğrafcı, sevimli insandır kendileri. gayet güzel bir portfolyosu vardır ve makina mühendisliğini 4 senede bitirebilmektedir. helal olsundur. severiz.