şükela:  tümü | bugün
  • ytü makine müh.bölümü öğretim üyesi.
  • ytü makine'de otomatik kontrol ve mekanik kıpra$ımlar dersi veren $eker gibi hoca.
    http://makteo.mkm.yildiz.edu.tr/cv-yuksek.htm
  • pantolonuna ilistirdigi anahtarligina ragmen, su zamana kadar kendisi hakkinda olumsuz dusunceler uretmedigim ancak yesil parkam ve birkac gunluk sakalimla karsisina ciktigimda yalnizca gorunusume dayanarak kafasinda olusturup eyleme doktugu cirkinlikler icin kendisini herhangi bir ozelligiyle yargilamaktan asla cekinmeyecegim ayirimci, dar goruslu, bilime siyaset bulastiran akademisyen. a.k.a. diskriminisyen*.
  • apo(bkz: abdullah gül) tarafından bugün (5 ağustos 2008) ytü rektörlüğüne atanmıştır efenim
  • derslerinde "bunlar cok onemli ama hersey degil, bakin etrafta neler oluyor" mesaji veren, ogrenci dostu akademisyen, son zamanlarda rektordur. rektor oldugu donemin iktidar partisinin niteligine bakmaksizin ytu icin faydali olacagina inandigim kisiliktir ayni zamanda.
  • yavaş yavaş düşüncelerini göstermeye başlamış saygıdeğer rektörümüz. önce türbanlı arkadaşları içeri sokarak ve onları görmezden gelerek icraatına başlamış, daha sonra bahar şenliklerinde içki içmeyi yasaklayarak çizgisini bozmamıştır. ee ne demişler giden geleni aratır

    (bkz: durul ören)
  • sanat ve tasarım fakültesini bir anda davutpaşa'ya taşımaya karar veren "önemli şahsiyet ismail".
    fakat bunu okulun sitesinde yayınlamak yerine izne çıkıp tatil yapan "cin gibi çocuk ismail".
    okulun sitesini de blog gibi kullanmayı tercih edip taşınma haberi yerine bayram tebriği yayınlayan "aman ismail, can't touch this."
    yakında o sitedeki duyurular kısmına "duyuru: bugünkü halısahada takımımda benle oynayan arkadaşlara teşekkürü bir borç bilirim, aa bi de taşındık lan." gibi şeyleri de görebileceğimiz "kel kafasından suçlu ismail."
    la fa la "sağ" ismail.
    ılımlıca ismail.
    ılım ılım ismail.
  • kendisinden beklenen açıklamayı "stf öğrencilerine duyuru" gibi saçma bir başlıkla yapmış olan rektör "paşa". fakat acaba hakikaten de beklenen açıklama mıdır bu? tabi ki de değildir. yine her satırından, her kelimesinden ılım akan bir "taşınıyorsunuz gençler, öperim!" yazısıdır. açıklama olması için neden göstermesi gereken birkaç şey vardır ki bunlar da çok önemlidir. mesela neden öğrencilerin bu işten okulun açılmasına 2 hafta kala haberi oluyor, ya da neden daha bu yaz bitmiş bir stüdyosu ve bir sene önce yenilenmiş atölyesi olan bir yerleşkeden henüz bünyesinde atölye ve stüdyo gibi eğitimin uygulamalı olarak -ki zaten stf'den bahsediyoruz sadece teorik yürümez bu işler- verileceği hiç birşeyin hazır olmadığı bir yerleşkeye geçiliyor. hayır, madem geçilecekti neden o stüdyo yapılırken "arkadaşım bak, seneye taşınacaksınız, boşuna emek harcama sen buraya. orada yap ne yapacaksan." denmiyor da işçi gibi çalışan pek çok insanın emeği hiçe sayılıyor. yani kısacası bu acele nedir?
    23 eylül'de bunların cevabını almayı umarak bir kez daha toplantı yapacakmış öğrenciler. yapacaklar da umarım tatmin edici bir cevap da alırlar. ılım dışında!
  • hakkında öğrendiğim her yeni şey bastırdığım agresyonumu coşturuyor. hani bir laf vardır ya "hayvanları sevmeyen insanları da sevemez." hah işte ondan! öğrencilerini ya da altındaki memurları da neden sevsin ki?!
  • öncelikle; (bkz: abdullah gül'ün rektör atamaları)

    eteri gider beteri gelir demişler. ismail yüksek, rektör seçimlerinde ikinci olarak kalmış, abdullah gül tarafından rektör olarak atanmıştır. yıldız teknik üniversitesi, bünyesinde sanat tasarım fakültesini barındıran bir teknik üniversite olmanın dayanılmaz ağırlığını ismail yüksek'in uygulamaları ile bir kez daha yaşıyor. ülkenin sanat platformunun ne durumda olduğu, sanata ve sanatçıya eğitim aşamasından emeklilik aşamasına kadar devletin tutumu ve sanat algısının kısıtlı bir çevre dışında ülke genelinde 'entel saçması' olarak görülüp kabul edildiği bir tuhaf ülkede icraatları genel çerçevede tuhaf karşılanmıyor. sanat tasarım fakültesi yıldız teknik üniversitesi içinde üvey evlat muamelesini kabullenmemiş görünse de 'elimizden ne gelir' tutumu içinde kendine bırakılan kısıtlı alanda var olmaya çalışıyor. bu hususta ne kadar başarılı olduğu, bu konuda ne kadar doğru adımlar atılabildiği ayrı bir tartışma konusu olsa da rektörlüğün uygulamalarının bu konuda destek değil köstek olduğu ortada.

    ismail yüksek'in rektörlüğünün ardından üniversite içinde yetkinliği tartışmalı özel güvenlik şirketi elemanlarına emanet güvenlik uygulamalarının mantıksızlık boyutunda yükseltilmesi, bahar şenliklerinin büyükşehir belediyesiyle ilişkili şirketlere emanet edilmesi ve bunu takip eden uygulamalar, kişisel hak ve özgürlükler kapsamının nedense türbanlı öğrencilerle sınırlı kalması, kampüsün dört yanının volta atan güvenlik şirketi elemanlarıyla dolduğu yetmiyormuş gibi her köşeden başını uzatan güvenlik kameralarıyla öğrencilerin sürekli gözetim altında tutulduğu bir garip üniversite oldu yıldız. ismail yüksek'ten önce cennet miydi elbette değil, ismail yüksek tuzun üzerine bolca biber ekti diyelim.

    sanat tasarım fakültesi sürekli derslik sıkıntısı yaşayan bir fakülte, kabul. müzik bölümü öğrencilerinin pratik yapmak için fakültenin holündeki sandalyelerden başka seçeneği yok çoğu zaman. kaldı ki pratik yapmak için değil bazen ders yapmak için bile boş sınıf bulmak mesele. sanat tasarımın sıkıntılarını sayacak yetkinlikte biri olmadığımı bu noktada belirtmek durumundayım ki "sana mı kaldı?!" türünden yaklaşımlara baştan bir cevap niteliğinde olsun. ben ortalama bir sanat tasarım fakültesi öğrencisi olarak (henüz eski olmuş bir öğrenci diyelim) bulunduğum yıllar içindeki durumdan bahsediyorum. her ne kadar derslik sıkıntısı yaşanıyor olsa da fakültenin içinde önceki yıllardan beri yapılagelen değişikliklerden de bahsetmek durumundayım. önceleri kültür merkezi binasını kullanan bileşik sanatlar programı atölyeleri bir kaç yıl önce tamamlanan yeni binasında hizmete gireli çok olmadı. bu binada tamamlanan yeni derslikler de fakültenin derslik sorununu biraz olsun hafifletti. fakülte yöneticilerinin odaları da bu yeni binada hazırlandı. bu bina tam anlamıyla olmasa da büyük ölçüde fakülteye nefes aldırdı.

    fotoğraf ve video bölümünün stüdyosu her zamanki yerinde çok yeterli olmasa da çoğu güzel sanatlar fakültesine göre daha rahat şartlar altında çalışıyordu. still life çekimleri için küçük bir stüdyo da hazırlandı ki bu da fvp öğrencilerine az da olsa nefes aldırmaya yönelik bir çabaydı. geçtiğimiz dönemin sonunda karanlık oda, bölümün derslik sıkıntısı doğrultusunda yeniden düzenlendi. sanıyorum duvarlarının boyaları bile henüz kurumuştur.

    müzik bölümü öğrencileri ve öğretim görevlileri geçtiğimiz yıl yeri geldi bir inşaat ustası, bir marangoz olarak çalışarak yeni kayıt stüdyolarını (iki adet olabilir bu konuda emin değilim) inşaa ettiler. tüm bu çabalar sanat tasarım fakültesine tanınan kısıtlı alanda hareket edebilmek ve fiziksel şartları iyileştirmek için yapılan uygulamalardı.

    bu döneminde başında rektörlüğün aldığı bir kararla, bir imza ile sanat tasarım fakültesi'nin davutpaşa kampüsüne taşınmasına karar veriliyor. küçük de olsa bir eviniz var, evinizi yeni doğan çocuklarınıza göre henüz düzenlemişsiniz ve küçük de olsa evimdir, yaşadığım yerdir diye yaşamaya ve güzelleştirmeye çalışıyorsunuz ve bir gün bir kaç adam gelip "evinizin olduğu yerden yol geçecek, evi boşaltın. size şehir dışında kocaman bir sitede daha geniş bir ev vereceğiz" diyor. bu hemen hemen aynı hesap. bu noktada sulukule'yi de anmadan geçmeyelim. sulukule'li romanlar 28 katlı apartmanlardan mürekkep sitelerde nasıl kültürlerini sürdürebiliyorlarsa o hesap.

    "davutpaşa kampüsü sürgün yeri değildir" deniyor. haklı olabilirler de. davutpaşa kampüsü evimden neredeyse yürüyebileceğim bir mesafede. okula başladığım ilk yıllardan beri yıldız kampüsüne ulaşmak benim için hep zor oldu. baştan beri davutpaşa kampüsünde olsaydı sabah dokuzdaki dersime yetişebilmek için yedi buçukta evden çıkmak zorunda kalmaz, derse on dakika kala evden çıkar yürüye yürüye okuluma giderdim. fakat şimdi zamanı geriye alsalar ve tercih hakkı tanısalar yine yıldız kampüsünü tercih ederim. davutpaşa'ya şehir merkezinden gidip gelmek zor ama bu karara karşı çıkanlar arasında davutpaşa'ya yakın oturan hiç kimse yok mu yani? bu mümkün mü? olay davutpaşa'ya ulaşımın evden uzak olması değil. davutpaşa sanayii mahallesi içinde bir yer. eski bir kışla. etrafı fabrikalarla dolu ve hava karardıktan sonra rahatlıkla ulaşılabilecek, bir üniversite kampüsü olabilecek durumda değil. zamanla olur belki. üniversite kendi kimliğini o bölgeye kabul ettirir ve şartlar iyileştirir ancak bu davutpaşa'nın şehrin kültür - sanat hayatına uzak olduğu gerçeğini değiştirmez.

    sanat tasarım fakültesi yukarda saydığım iyileştirme çalışmalarını yapmamış olsaydı bile yıldız kampüsünden taşınması düşünülecek son fakülteydi bana kalırsa. hatta ben tüm üniversitenin yavaş yavaş davutpaşa kampüsüne kaydırıldığını bildiğim halde sanat tasarımın belki de son fakülte olarak yıldız kampüsünde devam edeceğini düşünüyordum.

    sanat tasarım fakültesi'nin şehrin göbeğinde olması zorunlu değil ama gereklidir. kültür - sanat ortamına yakın olmak - uzak olmak meselesini de geçtim. sanat - tasarım fakültesi, böyle bir zorunluluğu ve görevi olmadığı halde pekala sanatı şehrin göbeğinden kenarlarına doğru çekme görevini de üstlenebilir fakat davutpaşa kampüsünden bahsediyoruz?! davutpaşa'nın göbeğinde bir tepede, bulunduğu semte ve çevresindeki yaşam alanlarına olabildiğince uzak izole bir kampüsten bahsediyoruz. öğrencilerin can ve mal güvenliği için -ismail yüksek'in yarı cahil güvenlik şirketi ordusunu da aşacak güvenlik sorunları vs.-, sağlığı için -davutpaşa ayazı-, vakit kaybını en aza indirmek için otobüslerle içine kadar gelip yine otobüslerle evlerine gidecekleri bir yerden bahsediyoruz. kimsenin kimseye sanat - kültür götüremeyeceği gibi sanat tasarım öğrencileri de zaman zaman profesyonel olarak da çalıştıkları ve sürekli içinde olmak zorunda oldukları kültür - sanat ortamından soyutlanacak.

    ismail yüksek, tıpkı sanat tasarım öğrencilerinin geçen yıl duvarlara yaptığı resimlerin üzerine dönem bitince sessiz sedasız kalın bir badana çektirdiği gibi öğrenci ve öğretim kadrosunun yıllardır fakültenin iyileştirmesi için harcadığı emeğe de kalın bir badana çekerek son veriyor. öyle servis saatlerini arttırmakla falan kurtulamayacağı bir vebalin altına giriyor benden söylemesi.