şükela:  tümü | bugün
  • kıyafettle,giyimle,sakalla insanlar yargılanmaz diyen embesillerin, mini etek giyen kızları küpeli piercingli tiplere filan hangi açıdan baktıklarını az çok biliyordur herkes,işte bu malların savunduğu cemaattir bu.
  • benim eşime kızıma apartman kapısında afedersiniz "k...hane mi lan burası" diye soran, kalp krizi geçiren annesine yardım etmeye çalışırken dokunmayın bacıma diye ambulans görevlilerini itip kakan bi ahaliye ve bunu savunanlara sahip cemaattir. ha benim kılık kıyafetim ve yaşayışım apartmanı afedersini kerhaneye çevirmek, onların saçı sakalı ise medeniyet timsaliyse ben medeniyetsiz bir taş devri insanıyım. hem de geneleve dönmüş ahlaksızlık yuvamda yaşıyorum. itirazı olan?
  • medeniyeti kılıf kıyafette arayanları eleştirenler nedense müslümanlığı kılık kıyafette aramaktan geri durmazlar. bu cemaatı savunanların ortaya koyduğu çarpık argümanlardan birisi de budur. bir de utanmadan "medeniliği ve çağdaşlığı kılıkta, kıyafette, saçta sakalda arayan, sığ görüşlü, dar algılı geri kalmış" ifadesini kullanırlar. kadınların saçını kapatmak için attığınız taklaları ne çabuk unuttunuz. kılla tüyle uğraşan, kadın saçı görünce tahrik olan sizsiniz.

    şimdi ben geri kalmış sen ise medeni oldun öyle mi?

    efendim bizim kılık kıyafetle derdimiz yok. biz o kılık kıyafeti giydiren anlayışı sorguluyoruz.
    (bkz: dincilerin ahlaksız olması)
  • adamların adı her yerde ama nedense kimse bu cemaatan bahsetmiyor.

    faaliyetlerinden, yaptıkları işlerden, maddi güçlerinden bahseden tek kimse yok... sanki yoklar... ama varlar da... bak bugün onların yüzünden ankara karıştı!

    ben bu cemaatın üyelerinin fotoğraflarını gördüm. adamların yüzlerindeki, gözlerindeki ifadelere baktım. korkutucu tipler... siz de bakın o gözlere.
  • cübbeli orospu çocukları.
  • kadınlara tv, telefon, pencereden bakmak gibi çağdışı hareketleri yasaklayan medeni cemaat.
  • fatih-çarşamba'da yoğun olarak ikamet eden cemaat. bu sokaklarda kaldırım tezgahlarında misvak satılmakta, ayakkabıcılarda mes satılmaktadır. sokaktaki çocuklar mintan ve takkeleriyle, tombik yanaklarıyla minik nasreddin hocaları anımsatır. bu açıdan utah'taki mormonlar, londra'daki ortodoks yahudiler gibi zaman makinasından çıkma bir izlenim yaratırlar.

    ancak her nedense sokaklarında at arabası değil, bir son model jip yoğunluğu mevcuttur.
  • çok medeni, güven veren insanlar. hem cüppeli ahmet zararsız dediyse zararsızdır. son derece medeni şekilde çay ikram ediyorlar. güvenli çay. uygar insanlar. ziyaret etmek lazım sık sık. çok medeniler çünkü.
  • medeniyet seviyelerini tarikatın içindeki kadından, şu ilhan cihaner'in ismini vermeyerek koruduğu, fakat osman şanal'ın ismini deşifre ettiği kadından okuyalım:

    --- alıntı ---

    perde arkasindan tanişma: “ismailağa ile tanışmam 2001-2002’ye denk geliyor. yeni mahalledeki kuran kursu’nda hocalık yapan m.ö., bana ilgi gösterdi. beni ahmet bahadır altınel (tutuklu sanık) ile tanıştırıp çok değerli hoca olduğunu söyledi. aramızda perde olduğu için yüzünü görememiştim.
    tanimadiğim kişiyle evlendirildim: kendilerinin gösterdiği biriyle evlenirsem ailemin baskı yapamayacağını söylediler. altınel’in evinde, evleneceğim kişiyi gösterdiler. şahıstan hoşlanmayıp istemediğimi beyan ettiysem de ‘nikâhta keramet var’ diyerek, aileden kurtulmanın yolu olarak gösterildiği için razı oldum.
    gizli kursta dini eğitim: beni m.a.’nın işlettiği, altınel’in sorumluluğundaki gizli eğitim verilen kursa götürdüler. bu yer bahçelievler’de, dışarıdan apartman gibiydi. evde bulunduğum müddetçe pencereye çıkmama ve telefon etmeme izin vermediler. ne zaman ağlayıp pişman olduğumu söylediysem, ‘hele dur, büyük sevaba girdin, her şey güzel olacak’ diyerek engellediler. bina, dışarıdan apartman gibi görünen ancak içerisi hem yatılı kalınabilecek hem gündüz gelinebilecek şekildeydi. yer minderleriyle donatılmıştı. değişik yaş gruplarından 12 kişi vardı.

    iki ay eve kapatıldı
    yeni isim verdiler: eve geldiğim andan itibaren ismimi kullanmayıp yeni bir isim verdiler. iki ay dışarı çıkmadan evde tutuldum. önceleri çok ağlayıp pişmanlığımı bildirdiysem de sonra uyum sağladım. beni istanbul’a gönderdiler.
    mahmut hoca ile tanişma: orada perde arkasında beni mahmut ustuosmanoğlu ile tanıştırdılar. benimle ilgili, ‘herkes karşıma gelemez, seni rüyamda gördüm’ dedi. bana, ismailağa camii’nde söylediklerine göre değerli bir kadın hoca çarşaf giydirdi. bir hafta sonra çarşafla erzincan’a döndüm. istanbul fatih’te 4-5 yaşındaki kız çocuklarının rubadan elbise giydikleri okul donanımında kalabalık yerler gördüm.
    namaz kilmayan eşe dayak haktir: tanımayıp benimsemediğim kişiyle evlendirdikleri için huzursuz bir yaşam sürmeye başladım. bunu m. hoca’ya söylediğim zaman ‘sen asi oldun’ diye beni suçladı. çocuk yaparsak mutlu olacağımı söyledi, bir yıl sonra çocuğum oldu. halen bu evlilik devam etmektedir. evlilikte sürekli nedenli nedensiz şiddet gördüm. kimsenin olmadığı bir anda bile başörtüm açılsa şiddet uygulanmaktadır. boşansam bile bu şekilde yaşamam gerektiğini, aksi takdirde kafamı koparacağını söylemektedir. eşimin beni dövdüğünde dini gerekçelerle, haklı olduğunu söylüyorlardı. mesela kadın namaz kılmazsa, kocası çağırdığında yatağa girmezse, erkeğin dövebileceğini söylüyorlardı.
    atatürk, kafir bir toplum kurdu: ben cemaat mensupları tarafından birkaç kez eğitime tabi tutuldum. bu derslerin içeriği arapça dersler, mızraklı ilmihal, mahmut ustaosmanoğlu’na ait birtakım yazılardı. atatürk’ün kafir bir toplum kurduğunu, herkesi açıp saçtığını, toprağın bile atatürk’ü kabul etmeyip dışarı attığı için betonla kapladıklarını anlatıyorlardı. hatta resmi diyanet kursunda bile m. hoca atatürk’ün fotoğraflarını ya ters çeviriyor ya da üstünü örtüyordu.

    ‘cihat yapıyoruz’ diyorlar
    aleviler kafirdir: alevi kesime karşı ‘bunlar kafirdir, pişirdikleri kestikleri yenmez’ diyorlardı. hocalar cemaate bağlı gizli yerlerde ‘cihat yapıyoruz’ diyorlardı. eğer hoca olursam, cemaate ne kadar insan kazandırırsam maddi manevi o kadar tatmin edeceklerini, hatta kaloriferli ev alacaklarını söylüyorlardı.
    kiz çocuklar okutulmuyor: cemaat evlerinde televizyon yasak. kızlar okutulmaz. altınel çocuklarını okula göndermemiş. ama nasılsa çocuklarına diploma almış. yine kız çocuklarının çarşaf giymeleri gerektiği, erkeklerinse sakal bırakmaları, şalvar girmeleri gerektiğini söylüyorlar.
    eşim beni öldürür: benim gösterdiğim cesareti birçok kimse gösteremez. bu ifadeyi verdiğim anlaşılsa eşim beni öldürür. dine aykırı bir sürü uç şeyi kabullenebiliyorlar. çoğu çok eşli.
    yaşamimi çaldilar: cemaate katıldığımdan bu yana adeta yaşamımı çaldılar. bir cehennem hayatı yaşadım. bunun büyük bir suç olduğunu düşünüyorum.

    --- alıntı ---