şükela:  tümü | bugün
  • bu akşam pizzahut ta sınırsız menü alarak sadece ortasını yiyip kenarlarını bırakan şuursuz yığınları görünce israfın ne derece korkunç boyutlara ulaştığını tekrar görme fırsatını yakaladım. çok yazık israf her yerde.
    bugünkü şahit olduğum görüntü linki:
    sınırsız menüden israf karesi
  • dişlerine soktuklarım
  • doğru, haklı ve de zaman zaman beni ürküten tespittir.

    yemek için bir yere oturduğumda etrafıma bakıyorum. açık büfe hadisesini çoktan geçtim de, siradan bir kahvaltı tabağı siparişi verdiğimizde bile taş çatlasa tabaktakilerin 3'te 2'sini falan yiyoruz. el değmemiş zeytinler, ekmekler; paketi dahi açılmamış minik bal, reçel, tereyağı kutuları olduğu gibi hoop çöpe...

    ısyerlerinde tomar tomar kağıt israfı...

    kamusal mekanların tuvaletlerinde su ve kağıt havlu israfı... (tuvalet koku yapıyor diye kabinlerin içlerindeki tüm taharet musluklarını gün boyu sonuna kadar açıp öyle bırakan adliye gördü bu gözler. 5 katlı adliyenin her katında 2 tuvalet, her tuvalette 5 kabin olduğunu düşünün... 50 musluk, sabahtan akşama kadar hiçbir ihtiyaç yokken gürül gürül akıyor! )

    yaz mevsiminde sokaklarda boşa akan sular, açık musluklar, yok yere sulanan otsuz bitkisiz kaldırımlar...

    daha hangisini anlatayım ki?
  • israf edilen sey genetigi bozulmus bugdaydan yapilmis hamur

    yani bir sey israf edilmemis esasinda
  • malesef her konuda böyle bu. aldığım şeylerin yarısını çöpe atıyorum, kendimi engelleyemiyorum. özellikle kıyafet konusunda savurgan olduk iyice.
  • yıllardır olan israftır. neden "her aldığınız" için bir kendinize, iki devlete ödüyorsunuz?

    bindokuzyüz küsur yılında, komtanım:
    "al şu tankerleri, şuradaki petrol ofisi tesislerinden doldur getir" dedi.

    devlet; kamu kurumlarına yakıtı, petrol ofisi aracılığıyla veriyordu.

    4 tane 10 bin'er litrelik tanker kamyon.

    dedim ki safça;
    "komtanım, 40 bin litreyi biz 10 yılda yakamayız."

    o da dedi ki:
    "hepsini almazsak, seneye istihkakımızı kısarlar, bu yıl aldığımız kadarını verirler! hadi git, hepsini al! bi şekilde harcarız."

    ....

    yıllar geçti, ikibinli yıllarda ben üst pozisyona geldim. ödeneği bol bir makamdayım.

    bir gün bir telefon:
    "aralık ayının son haftası geldi, hala ödeneğini harcayamayan birimler var. hepsini size yönlendirdik. bir hafta süreniz var. harcayın!"
    "ne kadar?"
    "dört buçuk trilyon kadar." (bugünün 4,5 milyon lirası)
    " bir haftada bunu harcayamayız, geri gönderin."
    "deli misin, seneye az ödenek gelir."

    ... sonuç olarak, maliye seneye ödeneğimizi kısmasın diye, bütçemizi; yarısı gerekli, yarısı abuk subuk harcadık.

    bu ülkenin çağ atlaması için, (tüik) istatistik dairesinin çok ciddi ve ehliyetli kişilerle çalışması lazım. yetkileri de geniş olmalı. siyasilerden bağımsız olmalı.
  • özellikle avm’lerde farkediyorum, insanlar yemeği yemek için almıyorlar sanki. tepsilerde o kadar yemek kalıyor ki yenmemiş vs. çok acı bir durum...
  • kaynakların sınırlı olduğunu sıkça unuttuğumuz kadar büyük bir gerçek olan.

    nüfus her geçen gün artıyor ve mevcut nüfus da her geçen gün biraz daha tüketmeye programlanıyor.

    ne yazık ki, gelecek bu sebepten çok karanlık.
  • evlerde dahi cok belirgin olan gercek. alinan meyveler sebzeler tuketilmeden cope gidiyor. oteller, restoranlarda hele yapilan istafin haddi hesabi yok. acikbufe ortamlarda masayi fulleyip yemeden kalkiyor insanlar. akliselim is yerleri sokak hayvanlarina ayiriyoruz diyorlar ki umarim
    oyledir. cogu cop. giyim desek giyemeyecegimiz kadar cok giysi dolaplarimizi isgal etmis vaziyette. minimal yasam diye kasanlar bile yuz yil once yasamis bireylerden fazla esyaya sahiptir. devir bollukla imtihan devri.
  • genetiği bozukların savunduğu israf. allah sizi kahretsin.