*

şükela:  tümü | bugün
  • yol haritasi ile yeni bir çözümsüzlüge itilen mesele...
  • sözkonusu meselenin çözümsüzlüğün anlatan bir karikatür çıkmıştı the observer gazetesinde, israil filistin dosyasının kapağına yapıştırılmaya layık :

    siperdeki israilli askerler kendilerine doğru gelen filistinli canlı bombalara bağırıyorlar:
    -durun... durmazsanız sizi öldüreceğiz.

    canlı bombalar:
    -bizi öldürürseniz durmayacağız.
  • taraflardan birinin yeryuzunden silinmesi halinde cozulebilecek mesele.
  • israil’de geçirdiğim dördüncü senem olmasına rağmen hala daha ne bölge insanlarını ne de durumu tam olarak anlayamadığımı fark ettim nedense. kendi şahit olduğum olayları akşam televizyonda izlediğimde yaşadığım şeylerden çok daha farklı olduğunu gördüm bugüne kadar. bugüne kadar ekşi sözlüğe* yolda yürüyen bir vatandaş olarak ne gördüysem onu yazdım ama hep olayların beyaz cama yansıması gördüklerimden daha farklı oldu. israil ya da filistin’le ilgili bir köşe yazısı okuduğumda “acaba ben bahsi geçen bölgede mi yaşıyorum yoksa kör müyüm?” sorusunu sordum hep kendime. gerek burada kısa süreli bulunan türk basın mensuplarının haberlerinde , gerekse hayatlarında bölgeye adımlarını bile atmamış ve bölgeyi okudukları ya da izledikleri haberlerden takip eden gazeteci arkadaşlarımızın köşe yazılarında bir şeylerin yanlış anlaşıldığını düşündüm ve sonunda ii. intifada süresince bölgede 4 senesini geçirmiş birisi olarak , kendimce 4 sene içerisinde ne anladıysam dilim döndüğünce anlatmaya karar verdim.

    öncelikle , daha önce hepimizin bir şekilde medyadan takip ettiği ya da yaşadığı diğer günümüz savaşları gibi buradaki savaşın da diğerlerinden bir farkı olmaksızın kirli bir savaş olduğunu söylemek istiyorum. aslında savaş demek yanlış ; bir zamanlar bizim güneydoğu için kullandığımız “düşük yoğunluklu savaş” terimini kullanmak daha doğru olur sanırım. televizyondan gördüğümüz gibi iki ülke savaşmıyor burada. filistinli gerillalar da göğüslerini siper ederek kahramanca şehit olmuyorlar ya da 4 yıldır şahit olduğum onlarca çatışmada bana hiç denk gelmedi! olaylar daha ziyade bir tiyatro oyunu gibi ; sadece israil ve filistin’de bulunan yaklaşık 5 milyon filistinlinin gerçek bir bağımsızlık savaşı verip de muvaffak olamaması mümkün değildir. hiç düşündünüz mü neden yüz binlerce filistinli genç varken sadece bir avuç çocuk israil askerlerine taş atarak direnmeye çalışıyor? neden 5 milyonluk bir toplumdan bugüne kadar sadece 164 tane intihar komandosu çıktı? bağımsızlık savaşı verdiği sanılan bir ülke için sizce de bu rakam oldukça az değil mi? bir avuç çeçen koskoca rus ordusuna kafa tutarken , 300 milyon arap’ın içinde nasıl oluyor da israil ordusu arapları katledebiliyor? işte dört yılda benim anladığım tek şey bunun ancak bir tiyatro oyunu olduğu. gelişen olaylar ne dünyanın , ne arapların , ne filistinlilerin , ne de israillilerin umurunda. kimse gerçek bir savaş istemiyor aslında. amaç dengeleri korumak dolayısıyla gündemi sıcak tutmak. filistin- israil arasındaki “düşük yoğunluklu savaşın” diğer savaşlardan farkı da bu bence. iki halkın yüzünde de bir bıkkınlık var. insanlar 1948*’den beri oynanan bu oyundan yeterince sıkılmışlar ama çıkar ilişkileri sebebiyle oynadıkları bu oyuna devam etmek zorundalar. 1948’den beri içinde bulundukları bu oyun , onları çok profesyonel tiyatro aktörleri haline getirmiş. bütün gelişen bütün olaylar medyaya endeksli. eğer elinizde kamera ya da fotoğraf makinesi varsa etrafınızdaki bütün insanların hareketleri değişiyor. check – pointteki israil askerlerinden taş atan filistinli çocuklara kadar gelişecek her olay sizin oradaki varlığınızla doğru orantılı. kameraların bulunduğu bir ortamda olay çıkarmak insanlar için şartlı refleks haline gelmiş. cevabını bildiğimi sandığım halde insanların neden böyle davrandığı sorusunu soruyorum kendime... bölge insanları medyanın gücünü anlamış durumdalar. o akşam bbc bülteninde israil vahşeti konu olursa, evinde t.v izleyen adamın birkaç dakikalığına bile olsa bir filistin sempatizanı olacağını ve beyninin bir köşesine bunun kazınacağını biliyorlar. aynı durum israilliler içinde geçerli aslında. onlar da intihar saldırılarında ölen onlarca masum israillinin görüntülerinin cnn de yayınlandığında ingiliz ya da amerikalı kardeşlerinin yüreklerinin sızlayıp filistinlileri teröristlikle suçlayacaklarını biliyorlar. önemli olan ise dünya medyasını yanına çekebilmek... türk medyası genelde filistin tarafını tutar. ben ise iki tarafı da tutmuyorum. türk medyasının filistin tarafını tutmasının sebebi ise filistin’in müslüman bir ülke olmasıdır. filistin müslüman bir ülke midir? bunun cevabını vermek gerek bence öncelikle. filistin laik bir ülkedir. halkının % 41’ini hıristiyanlar , % 52 sini müslümanlar ve geri kalan % 7 sini ise diğerleri oluşturur (b.m verileri baz alınmıştır). avrupa ‘ da filistin, hıristiyan bir ülke olarak bilinirken , tüm arap ülkelerinde ve türkiye’de müslüman bir ülke olarak kabul edilir. filistin otoritesi’nin (filistin devleti demiyorum çünkü b.m tarafından onaylanmış olduğu halde kendileri tarafından bile devlet değil “otorite” oldukları kabul edilir) başarılı bir prezentasyonudur bu. bir nevi nabza göre şerbet vermektir başka bir deyişle. filistinlilerle olan sohbetlerinizde eğer türk olduğunuzu belirtmez ve bir şekilde konuyu “kürt sorununa” getirirseniz en koyu pkk sempatizanları olduklarını görürsünüz ama eğer başından türk olduğunuzu söylerseniz türkiye iyi bir ülkedir ama israil’e biraz fazla yüz vermektedir.bu örneğin hıristiyan ya da müslüman bir ziyaretçiyle olan sohbetler içinde varyasyonları mevcuttur ama sohbetin nasıl geliştiğini buraya yazmak gereksizdir...

    tabi yukarıdaki paragrafı okuyunca insan bu yazının bir israil propagandası olduğunu düşünür , haklıdır da. o yüzden fazla yanlış anlaşılmadan biraz da israil’i anlatmak isterim. bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak israil’de çoğu sorununuz “revivo muhabbetiyle” hallolabilir ama bu israil sütten çıkmış ak kaşık demek değildir. israil’de yaşayan yahudiler gerek tarihsel bağlar gerekse türkiye cumhuriyeti devleti’nin israil devleti’yle olan yakın ilişkileri sebebiyle türkleri severler ama yine de içten içe müslüman olduğunuzu düşünerek biraz dikkatli davranırlar size karşı. musevilik dininin mensubu bu insanlar sanıldığının aksine ortadoğu insanı oldukları için kültür olarak bizlere oldukça yakındırlar. gecenin herhangi bir saatinde israil kanallarında bir türk filmiyle karşılaşmak ya da sibel can konseri görmek çok büyük bir sürpriz değildir... her milletin hem iyisi hem kötüsü vardır denir ya; israil’de yaşayan musevilerde kötülerin oranı iyilerden biraz daha fazla gördüğüm kadarıyla. aslında kötü demek yanlış olur. en doğru tanım, fanatiklikle terörün getirdiği agresiflik ve şiddet yatkınlığı olabilir mesela. ii. dünya savaşında 6 milyon insanını kaybetmiş , bugün kurdukları devlette barış yüzü görmemiş bir toplum olarak ne kadar haklı oldukları tartışmaya açıktır. yaşadıkları soykırımlar ve savaşlar sonucunda daha barışçıl bir ülke olacaklarına savaşçı ve işgalci bir tutum sergilemek daha kolay geliyor sanırım israil için. terörizmin getirdiği paranoya ise en çekilmez yanıdır israil’in. bir “polis devleti” olmakla suçlanan türkiye bile demokrasi ülkesidir israil’e nazaran. bir intihar saldırısına müteakiben gazetecilerin bariz bir şekilde ellerindeki kameralardan basın mensubu belli olduğu halde güvenlik koridorunu geçtikten sonra bile 100 metre içerisinde 5 defa üstü aranabilir oldukça kaba bir tavırla ya da insanlar yıllardır içlerinde biriktirdikleri kini bir anda üstünüze kusabilirler. israil polisi , ülkelerinin insanlarının yaşadıkları gerilimin hıncını alakasız bir insan olduğunuz halde sizden bile çıkarabilirler. şiddete yatkın paranoyak bir toplumun evlatları olan israil ordusunun* askerleri ise bütün hınçlarını genelde filistinlilerden çıkarırlar. insanoğlunun genel yapısıdır güçlünün güçsüzü ezmesi. onlar için filistinli çocukları vurmak ya da işlerine gitmeye çalışan insanlara hayatı zorlaştırmak çok daha kolaydır. yapı olarak gaddarlaşmıştır israil insanı anlayacağınız. aslında yaşadıkları gerilim de , hissettikleri nefret de ve gelişen bütün olaylar da oynanan politik oyunun sentezidir. gerek filistin halkı gerekse israil halkı piyondurlar. piyon olduklarının farkında oldukları halde bu oyunu oynamak zorunda olduklarının bilincinde oldukları için gözlerini kapamayı tercih ederler ; nede olsa ülkelerinin (ya da amerika’nın[bu da ayrı bir tartışma konusudur]) çıkarları söz konusudur. oysa ortada ne savaş vardır ne de gerçek bir nefret. ii. intifadanın başına kadar iç içe yaşayan iki millet birden bire düşman kesilmişlerdir birilerinin oyunuyla. israil askeri büyük bir soğukkanlılıkla bir çocuğu öldürürken diğer yanda da filistinli bir intihar komandosu israilli sivillerin arasında kendisini patlatmaktadır. olaylar bu şekilde sürüp gider. tam bir kısır döngüdür. iki tarafta misilleme yaptığını iddia eder ama hangisi hangisinin misillemesidir bilinmez. aslında iki tarafta hem haklı hem de haksızdır. bu oyun dünya sahnesinde bu şekilde bıkmaksızın tekrarlanır.

    peki israil’in filistinlilerle alıp veremediği nedir? bu bir din savaşı mıdır yoksa toprak savaşı mı?.. inanın bana bu soruların cevaplarını ben de tam olarak bilmiyorum aslında. ben sadece 4 sene içerisinde anladığımı dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım bir örnek olarak. bildiğim tek şey burada yaşananların televizyondan göründüğü gibi olmadığıdır... lütfen bizlerde olaylara tek yönlü bakarak televizyonlarda izlediğimiz, gazetelerde okuduğumuz bu oyunun bir parçası olmayalım...
  • ozellikle araplarin, olayi filistin'in meselesi olarak gordukleri surece cozulmesi zor olan hadise...

    nitekim filistin, lubnan, suriye, irak gibi ulkeler tamamen ingiliz ve fransiz cikarlari dogrultusunda kurulmus yapay olusumlardir. irak'li, filistin'li vs. irki yoktur. orada burada yasayan araplar vardir. bunlarin dilleri, dinleri, tipleri, cinsleri aynidir. bu gruplarin hepsi bu ulkelerin birlesememesinin ya da birlesse bile basarili olamamasinin sebebi bu yolla guc ve para kazanmis arap oligarsisinin cikarlarina ters dusmesidir.

    bu sahte ulkeler birlesemedigi surece, dunya dengeleri degisene kadar, filistindeki araplar yalniz kalmak durumundadirlar.

    meselenin cozumu, amerika'da israil'de degil, araplarin kendi icinde yatar.
  • turkiye'deki tum renklerin ortak olup israil irkciliginin kar$isinda durmasinin yani sira, tum dunyada da bir kac ucube topluluk* ile yahudi toplum di$indaki tum topluluklarin ayni tutumu sergiledigi meseledir. bu topyekun tavir da mazlumlarin kiyilmasini engelleyememektedir.*
  • tum dunyanin bagimsiz devlet kurma haklarini teslim ettigi filistinliler ile onlarin topraklarini isgal altinda tutan siyonistler arasindaki mesele. tabi tum filistinliler'in (terore basvuranlar, sivilleri katledenler ayri tutulmak kaydiyla) terorist olmadiklarini, ozgurluklerini isteyen bir halk olduklarini anlamak icinse tarih ve dis politika bilmek gerekmektedir.

    edit: bilinmesi gerekenleri yazarken hukuku, ozellikle de uluslararasi hukuku yazmayi unutmusuz. ortalama kultur seviyesinde bunlari da bilmek gerekmektedir.
  • herseyden once din meselesi degil toprak meselesi oldugunu idrak edememis kisilerin disardan ahkam kesip, ustune tek tarafli medya'dan izleyip yorumlayarak gulunc duruma dustukleri mesele.
  • uzaktan gazel okumanin faydasiz oldugu hadise. zira, ne otobüste giderken kizini bir intihar komandosu saldırısı ile kaybetmenin acısını, ne de amcanı pazar yerinde alışveriş yaparken kafasına düşen bir israil füzesiyle yitirmenin nefretini kimsecikler anlayamaz. ben de.

    (bkz: ateş düştüğü yeri yakar)

    o nedenle bu böyle yaptı o yüzden bunlar söyle karşılık verdi hikayesinin bir tarafa bırakılıp, olaya artık can pazarı ve insanlık dışılığının devam ettiği bir kör düğüm olarak bakmak lazım. bu kadar büyük bir nefretten ve öc duygusundan sonra bu iki milletin insanlarının yanyana insanca yaşamasını düşünmek hayal oldu.

    (bkz: insanlıktan istifa dilekçesi)
  • konu hakkında tarihsel acıklamalarda bulunan, iki ulusun da travmalarını goz onunde bulunduran, israilli barıs girisimcisi uri avnery (bkz: israil'e karsı olan yahudiler) makalesi icin (bkz: http://www.aciksite.com/…/metinler/dogruyadogru.htm)