şükela:  tümü | bugün
  • daha ziyade, ''meclis i işret'' diye bilinen arapça tamlamadan bütüne gelmiştir işret meclisi .. kısacası içki meclisi anlamına gelir.. tasavvufta ise
    ilahi unsiyetteki lezzet anlamı taşır..taşır da ne olur diyenlere baki'den bir kuple geçmeden de olmaz şimdi :

    işret-i bezm-i visal -i yar geldi yâdıma
    gussa-i dehri gam-ı devri ferâmûş eyledim..*
  • işret alemi, işret masası, işret sofrası gibi içki içilen ortamlara verilen adlardan biri...
  • halil inalcık işret meclisini tanımlar. meclisi kuran hükümdarları genelde iran saraylarından bulur çıkarır.. osmanlı kaynaklarından bir ikinci murad'ın ismini zikreder:

    "saray 'has' bahçelerinde veya kasrlarda 'halvette' düzenlenen geleneksel işret meclisleri, şair mutrib, hânende gibi sanatçılarların hükümdar önünde kendilerini göstermek fırsatını elde ettikleri bir yarışma meydanı oluştururdu... bir zafer veya başka vesilelerle süslenmiş saray bahçe ve kasrlarında tertib olunan bu ziyafetler, üç gün üç gece, bazen bir hafta sürer, "nahiller dikilir, mis kokuları içinde güzel çaılgılar çalarken peri yüzlü sakiler misafirlere yıllanmış şarap sunar." herkes sarhoş olur; zafer hikayeleri dinlenir, şairler en güzel şiirlerini söyler, muşâ'ara ederler...

    osmanlı kaynakları, şairlerin çoğu kez bu gibi işret meclislerinde hükümdarın takdir ve lütuflarına eriştiklerini belirtirler. hükümdar hizmetindekiler arasında patrimonyal ilişkileri, şölenler ve toylar avrasya türk-moğol devlerinde hayati sosyal bir fonksiyona sahipti...

    bu işret meclisleri bazı sultanların sarayında sık sık toplanırdı. bütün kaynakların 'gayet mertebede ayyaş' olduğunda birleştikleri divan sahibi ikinci murad, herhalde böyle bir mecliste sarhoşken şu hayyâmâne kıtayı demiştir:

    sâkî getür yine dünkü şarâbımı
    söyle dile getür yine çeng ü rebâbımı
    ben var iken gerek bana bu zev bu safâ
    bir gün gele ki görmiye kimse türâbımı **"

    halil inalcık, şair ve patron, s. 25-27
  • "
    şarap meclisinin tertibindeki bütün inceliklere dair

    eğlence ve şenlik olduğu hafta bir yahut iki gün bâr-ı umumi ilan edilerek adet edinmiş olanların davet edilmesi ve hiç kimsenin men edilmemesi ve kabul sırasının onlarda olduğundan haberdar kılınmaları gerekir. böylece hass işret meclisi günlerinde mezkur kişiler kabul edilmeyeceğinden ötürü dergâha teşrif etmezler. böylece bir kısmının kabul, bir kısmının red olunmasına mahal bırakılmaz. meclis-i hass’a layık görülen cemaat, yanlarında en fazla bir gulam getirmeleri şartıyla ve kim oldukları tesbit olunarak, usulen nasıl geldikleri hakkında malumat edinmelidir. davet edilen şahısların beraberlerinde sürahi ve sakilerini getirmeleri kati surette uygunsuz bir davranıştır. böylesi bir davranış hiçbir vakit usulde yer almadığı gibi aynı zamanda çirkin karşılanan bir tavırdır. hükümdar cihanın kethüdası ve cümle alem onun ailesi olduğundan ötürü tarihin her devrinde insanlar kendi evinden padişahın meclisine bir şey getirmez, bilakis padişahların sarayından kendi evlerine yiyecek , meze ve şarap götürürlerdi. padişahın, reisi olduğu ailesi ve ekmek kapısı olduğu yerden kendisine şarap ve yiyecek alması kabul edilemez. zira onun reisliği bütün reislerden daha fazla, daha mükemmel, daha iyi ve daha temiz olması icap eder. şayet bu kişler şarapdârın kendilerine sunduğu şarabın kötülüğünden dolayı şarap getiriyorlar ise şarapdârın kendisine iyi şaraplar teslim edildiği galde kötü şarap vermesinden dolayı cezalandırılarak yanlışın ıslah edilmesi gerekir. böylece kimse padişahın meclisine şarap getirmek cüretinde bulunamaz.

    işinin ehli nedimler padişah için vazgeçilmezdirler. padişahın sadece hizmette bulunmaları münasip olan bendegân ile haddinden fazla düşüp kalkması onun zayıf tabiatlı biri olduğuna yorularak hükümdarlık itibarını zedelemesine, şanına halel getirmesine yol açar. aynı şekilde ekâbir, sipah-sâlâr ve serdar ile haddinden fazla birlikte olması onları emre itaatte gevşeklik göstermeye ve küstahça davranmaya ve çalıp çırpmaya götürür, bu da padişahın heybetine zarar verir. öte yandan padişahın vilayet meseleleri, ordu, iktisat, imar ve bayındırlık memleket ve düşmanlarla ilgili izlenecek siyaset ve benzeri konularda konuşması gerektir. her ne kadar bu mevzular padişahta gâm kasâvet, ruhsal çöküntü ve kaygıya yol açmasına rağmen akıl ve sağduyu memleketin selameti için onun mezkur kişilerle kaynaşıp eğlenmesine müsade etmez. dolayısıyla padişahın gönlü ancak nedimler sayesinde feraha kavuşur. padişah eğer ki nedimlerle gönlünce vakit geçirmek, şaka yollu konuşup nükteler anlatma ve mizah yapmayı arzu ederse azametin ebir noksan gelmez. zira zaten nedimler böylesi işler içindir.

    "

    nizamü'l-mülk, siyasetname, otuzuncu fasıl, iş bankası, s.171-172
  • "sarayda tüm güzel sanatların, bu arada şiir ve musikînin icra edildiği yarışma ve gelişme alanı, meclis-i işret'tir. meclis-i işret, ayrıntılarıyla sakîname ve işretnamelerde tasvir edilmiştir. işret meclisinin açıkça islam'a aykırı iranî menşei, mutasavvıf şairlerce örtülmek istenmişse de, gerçek anlamında şarap içilen, her çeşit ince sanatların icra edildiği zevk u safâ toplantısı niteliği sürüp gelmiştir."

    "...islam öncesi iran şehinşahlarının saraylarından kaynaklanan meclis-i işret, yüksek sanatların şiir, musikî ve raksın geleneksel mekânıdır."

    "...sarayda has bağçe veya kasr (köşk)'larda, işret meclisi, sanki bu dünya dışında güzellikleri kucağında toplamış bir cennet bahçesi gibi tertiplenir. bir görevli, mîr-i meclis, has bağçeyi düzenler. göze, kulağa, damağa, ele ve dudağa hoş gelen her şey orada insanın eli altında olmalıdır. seferden dönen şah, has bağçede özel işret meclisinde tüm meşakkatleri unutmalıdır."

    "...işret meclisi tüm sakînamelerde, daima belli bir çerçevede tasvir edilir. bu edebiyatta şarap, işret meclisinin vazgeçilmez ögesidir. şarap, güzelliklerden zevk almak için ruhu coşturan bir tanrı vergisi sayılır."

    "...mecliste, her türlü mükeyyefât, şaraptan başka, beng, esrar, afyon mübâhtır."

    "...işret meclisi, tamamıyla sultanın özel hayatına ait bir zevk u safâ toplantısıdır. bu meclise devlet erkânı, bürokratlar davet edilmez; zevk ehli "ulemâ, şuarâ, seçkin kişiler, ukalâ ve zürefâ" davet olunur; sarayda yetişmiş sanatkârlar yanında dışarıdan sâzende ve gûyendeler, şairler, ehl-i irfân ve de "şehir oğlanı", bazı "nazenin nigâr civanlar" davet olunur. ama mecliste olanları ketm etmeleri, sıkı sıkıya tenbih edilir."

    "...bir kelime ile meclis-i işret, doğulu insanın din taassubuyla sislenen gözünü, her türlü insanca duygularını, şarap ve sanatın coşkusu ile açtığı sanal bir cennet gibidir; çiçekler, akarsularla bezenmiş, güzel kokular saçan buhurdanlar ve nahillerle insanı büyüleyen bir bahçede şarap, şiir, musikî ve aşk ile ruhların cûşa geldiği bir dünya cennetidir."

    halil inalcık

    http://www.inalcik.com/…6377hasbagcedeaysutarab.pdf

    ***

    dördüncü murad işret meclisinde
    müzik

    ***

    bonus 1: yavuz sultan selim'in meclisi (şükri-i bitlisi, selimname)
    bonus 2: fatih döneminden bir meclis