şükela:  tümü | bugün
  • radikal hayat'ta, bugün alper hasanoğlu tarafından işlenmiş konudur.

    şöyle özetlenebilir; ıssız adam diye tarif edilen erkekler ilişkilerinde bağlılık istemez, bu nedenle günübirlik ilişkiler yaşayıp, uzun süreli ilişkilerdeki romantizm ve duygusallığı aşağılarlar. karşısındakini kendilerinden soğutmaya çalışarak, sonunda ilişkilerin mantıksızlığı konusunda kendi kendilerini doğruladıklarını, sevgilinin sonunda gerçek yüzünü gösterdiğini düşünürler.
    sadakatsizliği normal karşılarlar. evliliğe eleştirel gözle baklarlar.

    konu şu şekilde toparlanmış:
    "ıssız adam iyi bir teorisyen ama kötü ve acemi bir hayat adamıdır.
    aslında onun istediği yegane şey, sevilebilmek ve sevildiğinden emin olmaktır."

    edit: bilmeden ukte doldurmuşum.
  • ıssız adam diye bir sendrom yoktur.

    toplumda ki çapkın erkek imajının desteklenip sadık erkek olmanın salaklık olarak algılatılması sayesinde böyle bir sendrom oluşmuştur.

    kafamdaki ıssız adam saatlerce uzaklara bakıp, derin erkek pozları kesen gereksiz ötesi gereksiz bir adamdır.

    zaten filmde de görüldüğü üzere öyle şahane felan sevişmeyip 5 dakikada boşalan, kendini gereksiz yere çok önemseyen, bulunmaz hint kumaşı sayan bir erkektir.

    kadınların evlilik takıntısı sayesinde bu kadar çok prim yapmaktadır. şu kadınlar evlenmeyi düşünmese, bir tanesi değil kendini günahını vermez bu adamlara.
  • ıssızlığı, çapkınlığından ya da bağlanmak istememesinden değil de; yaşadığı büyük bir aşktan sonra geçmişindeki yegane kişiyi unutamamasından gelen adamların yaşadığı sendrom.
  • 20'lik kezbanlara çekici gelebilecek ama kafasını toparlamış bir kadına asla çekici gelmeyecek bir sendromdur.

    hele şu geçmişinde büyük aşk yaşamışta bu yüzden böyle olmuş diyenlere kafa atmak istiyorum.

    sanki geçmişinde unutamadığı bir aşk yaşayan tek kişi bu adamlar.

    herkesin geçmişinde kendine göre unutulmayan büyük bir aşk yaşamışlığı var.

    bu ; aşkın büyük olmasından değil çok gençken yaşanmış olmasından kaynaklanıyor ayrıca. kıçının kılı ağarmış 40 yaşına gelmiş bir adam bana hala " öhomm ben geçmişimde çok büyük bir aşk yaşadım, unutamıyorum, bir daha kimseyi sevemedim " felan diyorsa anında siktiri çekiyorum.

    git kendine başka kapıda psikoterapist bul.

    düzeltme : 2011 de ben bile "20'lik kezbanlara" diye cümle kurmuşum, evrime inanmayan kafir.
  • bu adamlara göre, aşk diye birşey yoktur, çok gereksizdir ve çok mantıksızdır. ama birtakım ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için de, ortamda birden laf cambazı olurlar. ağızları çok iyi laf yapar, o an gözüne kestirdikleri hatun bu hallerinden etkileniyorsa eğer kurban ağa düşmüş demektir. bir süre takılırlar, sonra öptüm kib bye. bu süreç onlar için böyle devam eder. gerekçeleri de çok ilginçtir. abi ben erkeğim 45 yaşına kadar giderim var, ama bir kız 28 ini geçtikten sonra hala evlenmediyse işi zor, zaten kadınlar kötü yaşlanıyor.

    yani adamlar hem cinsiyetçi, hem de aşağılık komplekslinin önde gideni. sözün bittiği yerdeler ne diyeyim.
  • belli bir servetiniz, aileden kalmışınız, maaşınız falan yoksa bu sendromun size uğrama ihtimali çok düşüktür. kendi eviniz olacak, aile yanında ıssız adam olunmaz kolay kolay. fatura, kira derdiniz olmayacak. bunlara sahip olduktan sonra da ne kadar ıssız olursunuz orası belli değil. kendi içerisinde çok çelişkileri vardır bu sendromun.

    öyle zora gelemiyorum, bağlanamıyorum lafları da boştur. ilişkiye bağlanmak gözüyle bakarsan elbet işin içinden çıkamazsın. en azından benden ıssız adam falan olmaz. insan bu sendroma girecek kadar sıkılgan bir herif ise başta kendisinden sıkılır.
  • iyi eğitimli, özel zevkleri olan, istemese de ara ara romantik olabilen, yaratmakta kendisinin önder olduğu bir takım hayallere ulaşmak için olan mesafe azaldıkça ise özgürlüğünün çalındığı hissiyatıyla kendi yalnızlığını her şeye tercih edebilen, "sorun sende değil, bende" repliğini seven günümüz erkeklerinin başlıca bahanesi ve de hastalığı. (bkz: #24125135)