şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • köprüyle boğazı iki renge bölmektir istanbul... sağınızda deniz başka solunuzda başka bir renktir. "hangi taraf daha güzel bugün, sağ mı sol mu?" sorusudur. "martı olsan köprünün üstünden mi altından mı geçerdin?" sorusudur. "bu akşam ne yapalım?" sorusudur herkes'inizi sınırlarında barındırdığından.
    bir sabah içinizde "vapur düdükleri duyuluyormuş" cümlesiyle uyanmaktır. başka bir sabah üsküdar vapuruna indikten sonra denize doğru inen sokağından evinizin denizin uçuk yeşile bulanmış mavisinde yüzünüze esen rüzgardır- lodos, poyraz, karayel fark etmez-.. aynı anda birden duyulan çatal bıçak sesleridir ramazanda.. yolda yürürken alelacele ortalığa kurulmuş sofralarına davet etmesidir yabancıların..
    vapur düdükleridir, martı tüyleridir uçuşan...
    her yeni gün yeni bir güçle gülümsemektir hayata...
  • her bayram/özel gün vesaire olduğu zaman vatan caddesi kapatılarak zaten sikik olan trafiğinin amına koyulan şehir. lan anlamıyorum ben hangi mantıkla şehrin tam ortasındaki en büyük caddesini kapatıyorsun be mnakoyim? her milli bayramda aynı bok. vatan caddesi'ni tamamen kapatıyorlar bi' de. be mnakoyim istoç'un oradan trafik başlıyor. sonra yarım saatlik yol 4 saatte alınınca ben küfretmez miyim bayrama da ağzıma gelene de? sanki stad kalmadı istanbul'da, boş alan kalmadı. yok anam illa vatan caddesi boydan boya kapatılacak, trafiğin amına koyulacak. insanlar işinden gücünden edilecek. insanların "bugün yine bayram mı tüh be!" denmeleri sağlanacak. sanki süper bir karayolu sistemi var da cesaret ediyorsunuz o caddeyi kapamaya. her şey tamam da bugün yollarda sürünen insanlardan yediğiniz küfürleri nasıl hazmediyorsunuz onu anlamıyorum ben.
  • her kuytusunda bir kahraman gizleyen masallı şehir. *
  • asik oldugum sehir ...sokaklarini gezmeye doyamadigim ...hala ara ara ozlerim ama ne o eski istanbul ne de ben o 16 yasindaki cocuk.
  • icindeki tum pisliklerden arinmis haliyle hissedildiginde guzel olan sehir. onu oldugu gibi kabul edemediginizde hergun kacis planlari yaptiginiz sehir. planlarinizi gerceklestirdiginizde sik sik nostalji yaptiginiz sehir. ondan cok uzaklarda yasadiginizda baslarda farketmeseniz de ozlenen sehir. denizsiz bir ulkedeyseniz en cok denizin kokusunu ozlediginiz sehir. o denizin kiyisinda sucuklu yumurtayla yapilmis uzuun pazar kahvaltilarinin ardindan orta sekerli kahvenin yudumlarinin keyfini ozlediginiz sehir. ne kadar kacsaniz da sizi herseyi ile kendine ceken sehir. ozlemler sehri...
  • afili yalnizliklarin sehridir, istanbuldaki yalnizligimi severim hep.
    (bkz: acitsan da seviyorum)
  • a$klarimi ve ya$larimi gömdugum sehir, ve ben ya$landikca cirkinle$irken o guzelle$ecek olandir..
  • hancı bir şehirdir.*
  • kar altında bile martıların terkedemedigi sehir..
  • isterseniz istanbul'a şehir ismi demek yerine "şantiye ismi" diyelim. neden? ben aslında bu "neden?" sorusuna tamamen şahsi tecrübemle cevap vermek istiyorum. yaklaşık 12 yıldır istanbul'da yaşıyorum ve bu 12 yıldan önce de 2-3 sefer minimum bir yıllığına olmak üzere bu şehirde yaşadım. peder memurdu, o yüzden bu şehrin 25 yıl öncesinden bile çeşitli fotoğraflar var kafamda. biraz bu yüzden iddialı konuşucam bu konuda.

    bu şehir, dikkat ederseniz, her yürüdüğünüzde dahi karşınıza bir şantiye işi çıkarıyor. yani yol yapımı, bina inşaatı, kanalizasyon yenilemesi, götümüze boru döşenmesi, internetin daha hızlı olması için yeraltı çalışması gibi haklı ya da haksız olarak bir çok şantiye işi vari bir problemle her gün karşılaşıyoruz. bu yüzden istanbul, bence, dünyanın en büyük şantiyesidir.

    bitmiyor abi bu işler. anasını avradını diyesim geliyor bazen. her gün ama allahın her günü ben bu şehrin muhtelif yerlerinde bir ekskavator görmek zorunda mıyım yahu?

    bir de öyle günlerde veya periyotlarda böyle işler oluyor ki kafayı yemeyelim. tam okullar açılıyor boğaz köprüsünde yol çalışması. tam üniversiteler açılacak 3 ayrı noktada kanalizasyon çalışması. gibi gibi gider bu. hep aynı sloganla geliyor bu çalışmalar. "daha rahat, daha hızlı trafik"

    kusura bakmayın ama sikerim ben böyle çözümü. ben zamanında taksim'den avcılar'a (veya tam tersi yön de olabilir) maximum 55 dakikada gidiyordum. var mı bir baba yiğit şu anda bu sürenin kısaldığını söyleyebilecek? iyi bir tahminle en azından 1 saat 15 dakika bu yol. kim diyebilir ki bana bostancı-kadıköy arası 15 dakika diye. değil efendim. taksi tutsan, kendi arabanla gitsen 30 dakikadan aşağı değil.

    vesselam, bu şehir, dünyanın en büyük şantiyesidir. bu yüzden en boktan yerlerden biridir. hatta öyle bir noktaya geldi ki, inşaat yol yapımı ve diğer çalışmaların bütününde sanki belediye ve diğer bu işleri organize eden kurumlara dava açabilecek kadar bu işten azap çeker bir hale geldik.

    ağzımıza bal çalmak için de bayramlarda köprüleri bedava yapıyorlar. yuh yani! zaten bayramda kimse kalmıyor ki burada.

    (bkz: #1552062)