şükela:  tümü | bugün
  • istanbul hukuk mezunuyum demenin piyasadaki karşılığı 1000-1500 tl ile staj olduğundan reva olmayandır.
  • burada bazı “hukuk” mezunları demiş ki “o süreler gayet yeterli.” sanırım arkadaşlar e-5 kenarı apartman üniversitelerinden mezunlar. iki cümle açıklama yapmanın yettiği bir okuldan mezun olmalılar ki bu aptallığın başka açıklaması yok.

    peşinen söyleyeyim istanbul hukuk mezunu değilim ancak başka okuldan mezun bir avukatım. o möhuk sınavına, o usul sınavına abartmadan söylüyorum en az 3.5-4 saat lazım bir insanın eliyle yazabilmesi için.

    usul sınavını incelemiştim, orada 8 olay ve 3 yargıtay kararı var. o 8 olay sorusunun içinde en az 3 soru soruluyor olay başı. toplam 28 soru gibi bir soru sayısına tekabül ediyordu o 8 olay sorusu. 2 saat içinde inciğini cıncığını açıklayarak 28 tane olay sorusunu yapabileceğini düşünen herhangi bir adam varsa gelsin tüm altın takacağım, hiç şakam yok. 20 küsür sorunun üstüne bir de 3 tane yargıtay kararı sorulmuş. sadece olayları + kararları okumak, analiz etmek yarım saate yakın sürer. herhangi bir öğrencinin tek başına 20 küsür soru + 3 tane yargıtay kararını 2 saat içinde hakkıyla yazıp, hem de kağıt kalem ile yazıp cevaplayabilmesinin imkânı yok. yapabilirim diyen varsa yapsın ne istiyorsa vereceğim.

    benim fakültedeyken dümdüz 1 veya 2 olaylık, 5-6 soruluk eşya, borçlar genel, borçlar özel sınavları 4 sayfa sürüyordu. sen 20 küsür soruluk + 3 yargıtay kararlı sınav için 2 saatte 10 sayfaya sığdırıp cevaplayabileceğini düşünüyorsun, her hukuk okuyan buna götüyle güler.

    möhuk sınavına gelirsek; benim en iyi dersim möhuk’tu fakültedeyken, abartmadan söylüyorum möhuk hocaları bile o sınavı defter kitap açmadan hakkıyla cevaplayamaz ki bırak öğrenciler süresi içinde cevaplasın. imkanı yok. var diyen varsa tekrar ediyorum yapsın görelim.

    diğer sınavlar için de süre gayet kısadır. yeterli diyen adam ya şov yapıyordur ya da e5 kenarında doğru yanlış çözerek avukatlık diplomasını almıştır.

    sınavların zorluğu bir yana istanbul hukuk zordur o ayrı ama bu sefer ultra zor yapmışlar, o verilen kısa süre içinde ki kağıda yazıp yükleme dahil, herhangi bir öğrencinin o sınavı bitirme imkânı yoktur. bunu her hukuk bitirmiş adam bilir, hocalar da eminim biliyordur. maksat öğrencileri geçirmemek, zorlamak, mezun etmemektir. hocaların egosunun kurbanı olmuş kardeşlerim.

    rezalet puanı: 10/10
  • ön edit: rezaletin ne boyutta olduğunu anlatan, yaşananlatın ispatı niteliğinde başka bir başlık için: (bkz: 70 olan notu 50 yaparım gene de o çanı bozdurmam)
    şu tweette apaçık ortaya serilen rezalet.
    bu dönemde diğer tüm hukuk fakültelerinde öğrencile testlerle, ödevlerle mezun olmuş ve staj yeri aramaya başlamışken istanbul hukukta öğrenciler bir çok haksızlığa maruz kalmaktadırlar. sanki koronavirüsü onlar çıkarmış gibi hocalar tarafından sınıfı geçirmemek için bir düşmanlık yapılıyor.
    sayfalarca süren zor sorular, buna karşılık verilen yetersiz süreler, sisteme yüklenemediği için geçersiz sayılan cevaplar, cevap kağıdının okunmasında puanlamada yapılan skandallar vs vs say say bitmez.
    istanbul üniversitesi hukuk fakültesi öğrencileri bu dönemde resmen doğrandı, ümitleri elinden alındı, bir çok haksızlığa maruz kaldı.
    öğrenciler arasında bu haksızlıklara karşı beyazıt meydanında ana kapı önünde basın bildirisi yapılması planlanıyor.
    bu başlığın görünür olması için ekşi sözlük ailesinin desteğini bekliyoruz.
  • öğrenci kardeşlerimizin mağduriyetine sebep olunmuş sanırım. a okulundan mezun olan da b okulundan mezun olan da aynı diplomayi alıyor. aynı yasal haklari kazanıyor. denildiği gibi başka okullarda ödev ile mezun olunması durumu varsa ve şartlar istanbul üniversitesi öğrencileri için kasıtlı biçimde zorlaştırılıyorsa burada adaletsizlik vardır. rezalet gibi rezalettir.

    edit: imla
  • girdiğim ilk seneden çıkacağım seneye kadar istisnasız her sene mağduriyet yaşatmış bir okulun, klasik rezaletlerinden biridir.

    öyle bir okul düşünün ki, istanbul ekolü diye diye her konuda kürsü görüşü şerhi düşüp sınavda kürsü görüşleri doğrultusunda cevaplamamızı beklesin, her dersten külliyat genişliğinde en az iki kaynak kitap okutsun, bütün fakültelerin ilk senesinde okutulan seçmeli derslerinin bile çanı 50’lerde sürünsün. örneğin ilk senemde, türk dili dersinden sayfalarca nottan çalışıp büte kalan ve hatta dersi alttan alan bi yığın tanıdığım oldu. sonuçta burası istanbul hukuk, çok zorlanacaksın ki daha çok çalışmaya teşvik edilesin, diye düşünüyorsun.

    ikinci senemde alttan aldığım anayasa dersinin sınavlarına 1000 küsür kişinin girdiğini görmüşlüğüm, verdiğim mükemmel kağıda rağmen 38 almışlığım, sorunun cevabını kısmi yazmama rağmen hocanın soruya puan vermemişliği var. o zamanlar idrak edemiyorsun, toysun, e kolay mı istanbul hukuk’ta okumak diyorsun, sindiriyorsun.

    üçüncü senemde sınıf geçme şartı olan 1.8’lik gano’yu mahkeme kararına binaen kaldırmışlıkları, ama sene sonunda yönetmeliği değiştirip bu kuralı tekrar aktif etmişlikleri, onlarca öğrenciyi tekrar mağdur etmişlikleri var. e kolay mı, istanbul hukuk’ta sınıf geçmek...

    son senemde diğer fakültelerdeki arkadaşlarımın birer birer mezun olduğunu görürken kaldığım tek dersten en yüksek alan kişinin 54 aldığını görmüşlüğüm var. kolay mı... istanbul hukuk’tan mezun olmak...

    ama bırakın, onlar mezuniyetimizin önüne engel dikip akademik ego orgazmları içinde kıvrıladursunlar, bu okulun çocukları onları unutmaz!
  • istanbul üniversitesi, her fakültesi, her bölümü didik didik teftiş edilmesi gereken bir üniversitedir. istanbul üniversitesi'nde okumuş olduğum için bunu söyleyebiliyorum ama eminim ki yüksek puanlı diğer devlet üniversitelerinde de öğrencilere bu şekilde zorbalıklar yapılıyor. aileden akademisyen olanların, suyun başını tutanların yeri olmuş devlet üniversiteleri. sokağa çıksa, çırpınarak hareket edebilecek hocalar, öğrencilere kök söktürüyor. birileri artık buna dur demeli.

    edit: imla, kip-zaman kayması.
  • mevcut pandemi sürecinde okulun devamlı öğrencisi olmayan kimsenin tanımlayamayacağını düşündüğüm rezalettir kendileri. uzuuun upuzun bir aradan sonra beni sözlükte bir şeyler yazmaya itmiş aynı zamanda. o yüzden mühendislik bırakmış ve bu okulu hedefleyerek kazanmış "bana" kulak vermeniz aradığınız objektif bilgiye götürecektir sizleri.

    öncelikle başlıkta fikir beyan etmiş iki grup görüyorum. destek verenler ve vermeyenler. onları da kendi içinde kategorize edecek olursak destek verenler, mezun olsun olmasın, okulu kendi bireysel gelişimleriyle paralel yürütmeye çalışmış, hayattaki tek başarısı bu okulu kazanmak olmayan sosyal insanlar ve bu insanların yakın çevreleri. destek vermeyenler ise iühf öğrencisi olmayan veya iühf öğrencisi veya mezunu olup da hayattaki tek amacı ve başarısı bu fakülteyi kazanıp yüksek not ortalaması yapmak olan öğrenciler ve yakın çevresi. yeterince az kırıcı olduğumu düşünüyorum çünkü hiçbir fikri olmadan burada rarerö'den öteye gitmeyen bomboş sözler sarfeden arkadaşları kategorilendirmeye değer dahi görmüyorum. kendilerine "herbokolog" sıfatlarıyla başarılar diliyorum, nasıl olabilecekse işte.

    ben gazi üniversitesi kimya mühendisliği terkim, kendi isteğimle bu fakülteyi gerçekten isteyerek kazandım. ve bir sayısal öğrencisinin hiç bilmediği konuları dersleri en baştan öğrenip türkiye'de hatrı sayılır bir derece yaparak. yani bu sıralara oturmuş her insan gibi büyük bedeller ödeyerek, bu sıralarda oturabilmek avukatlık yapabilmek için ter dökmüş insanlardan sadece biriyim. üstelik 2014'te ben bu fakülteye başlarken henüz türkiye'de adalet namına bir şeyler vardı kurtarılabilir, uğruna savaşılabilir değerlerimiz vardı, gezi gibi bir direnişten çıkılmıştı ve insanlar henüz tweet atarken bile "silivri soğuktur" içsesiyle savaşmıyordu. büyük umutlarla ve büyük ideallerle geldiğim fakültede 6.senem ve siz hiçbir şey bilmediği halde her şeyi bildiğini sananlar, "yeterince çalışmamışsın çalışsaydın rarerö" yapmayı kendine reva görüyor. kaç gece benimle sabahladın kütüphanede? kaç kez sınav kağıdın cevap anahtarının bir benzeri olduğu halde o cümleyi noktası virgülüne aynı yazmadın diye bırakıldın dersten? kaç kez 100lük kağıt verip 70 aldığın sınav kağıdına bir asistan "sen onu 100 gibi gör" dedi? kaç kez 3 kitap kanun ve ses kayıtlarından çalıştığın dersi 50yle verip aa düşürdün notunu çünkü 500 kişi arasında geçen 7 kişiden biri oldun? ya da kaç kez ulaşamadın dersinin hocasına? bütün bunlar puanlar ve kalmalar sana ailene istanbulda bir sene iki sene ek maaliyet oldu? kaç kere pandemi yaşadın sen ve bu süreçte bir bilgisayar karşısında asistanın slayt okumasıyla öğrencilerin dersi anladığını düşünmesine şahit oldun? bulunduğun şehirde mahsur kalıp aileni göremedin? ölenlerin oldu cenazesine gidemedin? kaç kere ölümle hayat arasında belirsiz bir yerde sekerken senin ruh sağlığının bozulmuşluğu ekonomik durumun hiçe sayıldı ve bu sürecin faturası sana kesildi? kaç kez utandın ailenden ve aynaya baktığın kendinden? kaç kez sen hayatta hiçbir bok değilmişsin zavallısın dedin kendine? sayabileceğim nice küçük düşürücü hareket psikolojik baskı ve haksızlık karşısında adalet neferi olmanın eğitimini almaya geldiğim yerde adalet sağlamaya çalışıyorum.

    istanbul hukuk bir ekoldü. profesörleriyle öğrencileriyle. ve bu okulu istanbul hukuk yapan gerçek profesörler taciz iftiralarıyla veya çeşitli mobbinglerle okuldan uzaklaştırıldı. bu okulu istanbul hukuk yapan bir haksızlık görünce taş üstünde taş bırakmayan o öğrencilerdi ve anayasal hakları olan düşünce özgürlüğünü kullandıkları için okuldan atıldı, uzaklaştırıldı, ceza yedi. azınlıkta kalan hocalar ve öğrenciler de haklı sebeplerle korkmaktalar çünkü hepimizin üzerinde büyük baskılar var. istanbul hukuk'un 2014 sonrası dinamiği, bir 2002 sonrası türkiye simülasyonudur ve acı ki biz bu döneme denk geldik.

    sonra neden "öğrenciler twitter'da ekşi sözlük'te ve sosyal medya aracılığıyla hak arıyor?". işte tam da yukarıda saydığım sebeplerden. biz gazi'de hocalarımızla sınav dönemi kararlaştırabilirken bu fakültede öğrenciler mevcut "hoca"larıyla birçok bürokratik işlem sonrası iletişim kurabiliyor veya şansı yoksa kuramıyor. o iletişim genellikle "boşver seneye daha iyi öğrenirsin" ve "hayır kağıdını göremezsin" ile sonuçlanıyor. pandemi sürecinden dolayı zaten şu an yüz yüze iletişim mümkün olmadığından tüm salgının faturası biz öğrencilere kesilmişken nerede adalet istemeliydik? ya da aynı çirkinliklere maruz kaldığını ve yine de mezun olduğunu iddia eden sen, haksızlık karşısında sustuysan gerçekten bir hukukçu mu olmuşsundur ya da kalıpların dışına çıkamayan,ne verildiyse yapan ve susan bir ezberleyici mi? ya da bırakın o zaman kardeşim okumayın diye ağzından salyalarak akan bir kaçak mı? zaten bir kere kaçmış ve bunun pişmanlığını hayatı boyunca yaşamış bana ne sıfatla ne hadle bunları söyleyebiliyorsun ki?

    şimdi gelelim bu seneyi diğer senelerden farklı kılanlara.
    1. covid-19 pandemisi: ölü ve entübe hasta sayısı bir tık uzağında. psikolojik ekonomik etkileri hakkında sosyologların,tıp doktorlarının ve ekonomistlerin makaleleri söylemleri bir tık uzağında. yurtları karantina bölgesi yapılacağından bir gecede memleketlerine gönderilen öğrencilerden haberin vardır diye umuyorum. ya da ailede risk grubu örneğin kanser hastası yaşlı veya çocuk olduğu için dört beş ay ailesinden ayrı kalanlardan. nil karaibrahimgil değilsen bu psikolojik savaşın bir tatil bir kendine dönme bir koza olduğunu düşünmezsin. hatta nil olsan da düşünmemelisin ama bu apayrı bir konu.
    2- covid-19 pandemisi sebebiyle online eğitime geçilmesi: sosyal medyayı ve online iletişim kanallarını kullanamayan eski usül bir fakülteye yakışır gibi sistemde onlarca aksaklık yaşandı. normal şartlarda bir dönemde yapılması gereken ders sayısının 1/3ü oranında ders ve pratik yapıldı. yargıtay karar çözümlemesi ise yaptığımızı hatırlamıyorum. madem bu dersler uzaktan kendi çabanla temas etmeden soru sormadan öğrenilebilecek dersler açalım açık öğretim hukuk fakütesini olsun bitsin değil mi :) buna rağmen profesörler maaşlarını tam aldı, okul ikinci öğretimlerden aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmedi. :) ama bunlar da apayrı konular.
    3- covid-19 pandemisi sebebiyle online sınav yapılması: okul bunu hiç istemedi. ve hatta derslerde üstüne basa basa online sınavın münkün olmadığı, gerkirse çanı bozmamak için 70 olan notu 50 yapacaığını dile getiren hocalarımız oldu :) . yök'ün ilgili genelgesinde yurt genelinde yükseköğretim kurumlarında sınavlar online ve öğrenci merkezli yapılacaktır emrine ise uymak zorunda kaldılar bir eksikle yani öğrenci merkezli olmak :). kopya endişesi ile her sene aynı süre zarfında yaptıkları sınavın iki üç katı zorlukta ve uzunlukta sınavlar yaptılar. süreyi kısanlar da oldu. üstelik öğrenci el yazısıyla yazılmış kağıtların fotoğrafını çekip pdf haline getirip sisteme yüklememiz istendi. sistemden kaynaklanan veya bölgesel elektrik kesintisi gibi aksaklıklardan dolayı çalıştığı ve yaptığı sınavı 15 dakikada sisteme yükleyemeyen arkadaşlarımız oldu. bu mağduriyetler sonucu okul sisteme kağıt yükleme süresini 30 dakikaya çıkardı ama bu sınav sürelerine -15 dakikayla yansıdı :) bu sınavlara 10 kişilik arkadaş grubuyla bir avukatla veya akademisyen arkadaşıyla eşi dostuyla girenlerin bir bir dersi geçtiğini çünkü sınavların tek kişinin yapabileceği şekilde hazırlanmadığını bizzat yaşadım gördüm. olan yine kopya çekmeyen kendi emeğiyle hak yemeden bir şeyler yapmaya çalışanlara oldu. ha bu arada o arkadaş grubunun içinde aynı kağıdı verip 20-30-62-50 notlarını alan dört ayrı insan var. akıl mantık dışı değil mi? evet 10 yaşındaki kardeşim bile ne saçmalık diyebiliyor.
    atladığım yazamadığım buraya sığdıramadığım nice başka olay ve kanıtlar bende not tespit davamın ve cimer şikayetimin konusunu oluşturmak üzere durmaktalar. ve bilin ki bunca kan,ter,gözyaşı staj senesinde 1500 tlye paralı kölelik yapmak ve meslekte de karın tokluğuna çalışmak için dökülüyor artık.
    joubert'in çok sevdiğim bir sözüyle bitiriyorum entryimi: "güçsüz adalet de, adaletsiz güç de korkunç şeydir."kalın sağlıcakla.
  • bilmeden okumadan yorum yazan bir arkadaşa da cevap vereyim, 50yle bb almak ve çan eğrisi durumunun anlattığınızla ilgisi yok. istanbul üniversitesi’nde finallerde 50 alma mecburiyeti vardır yani 30la ders geçemezsiniz. normal şartlarda tüm iyi üniversitelerde yapıldığı gibi çok çok iyi bir kağıt verseniz dahi alabileceğiniz not en yüksek not zaten 70dir. peki bu sistemden ne oluyor? süre kısaltılıyor, sorular uzatılıyor. siz yetiştiremiyorsunuz ve hadi iyi ihtimalde %70ini yazabildiniz diyelim, boğaziçi’nden örnek verilmiş matematiksel gidelim. öğrenci için 100lük bir kağıda 70 aldığınıza göre, 70lik kağıdınız da bu durumda en fazla 49 alabiliyor. ne oldu vizeniz 100 dahi olsa kaldınız ff. ayrıca bu okulda okuyan kimse de bu kadar yapayım bana yeter geçerim diyemiyor çünkü yok böyle bir şey. çoğu derste tüm sorulara cevap vermek durumundasınız, çünkü hoca diyor ki “şunu bilmeyen adam benim dersimden geçemez” yani bu iş 10 matematik sorusundan 5ini çözüp geçebilmek gibi değil çünkü soruların objektif bir doğru cevabı da yok. soru içinde soru, görüş farklılıkları, yazı güzelliği vs tamamen takdir yetkisine kalıyor. kopya çekildiği için biri geçip biri geçmiyor durumu da hiçbir yerde olmaz. kopya çekildiği tespit edildiyse ya ikisi de kalır ya ikisi de geçer. biri 37 biri 69 alıyorsa ve bunlardan iyi olan öğrenci 37 alansa değerlendirme sorunlu olmuştur gayet tabi.

    edit: ilginç bir bilgi eklemek gerekiyor. medeni usul hukuku ders notundan alıntıdır. “arkadaşlar bizim final sınavlarımızdan yaklaşık sınıfın 1/3ü başarılı oluyor, bütünleme sınavımızdan da 1/3lük bir kesim başarılı oluyor ve kalan 1/3le de tekrar görüşmek durumunda kalıyoruz.” yani burada özellikle hiç bütünleme sınavına kalmadığımı belirtmeme rağmen, yukarda yüksek ortalamalı bir öğrencinin ne kadar çalışıldığı belirtilmesine rağmen hala “öğrenci zırvası” “olamaz böyle bir şey” diyen arkadaşlar var. oraya özellikle yazılmış bakın herkesin durumu ayrı diye; korona olan var, koronadan yakınını kaybeden var, tıp doktoru öğrenci var, doktora bitirmiş öğrenci var, bazı derslerden 3000e yakın kişi sınava giriyor hala suç öğrencide?

    edit2: tutuculuk ne kötü şey.! ya haklıymışsınız arkadaşlar, böyleyse haksızlık olmuş demek bu kadar mı zor? “ruşen’in oğlu sedat geçmiş bak o nasıl yapmış, demek ki yapılabiliyor” gibi savunma argümanı mı olur? mecbur mu herkes kopya gruplarına girmeye.! şu sistemde öğrencinin tek şansı, 10 soru sorulan sınavda 10 kişi ayrı ayrı 1er soru çözüp birbirlerine çözümleri yollayarak yapabilmek yoksa süre yetişmiyor ve tekrar söylüyorum “şu soruyu yapmayan adam dersimden geçemez” anlayışı yüzünden başka alternatifiniz yok. böyle çözüm yollayan 10 öğrenci de 20-70 yelpazesinde farklı farklı notlar alıyor. örneğin benim vize sınavlarında neredeyse 75’in altında notum yok -ki bunun karşılığı kör olmaya yakın- şu ana kadar açıklanan finallerde not aralığım 50-52 arası yani okul bariz şekilde “bir ayar çekme” durumunda. sanıyorsunuz ki geçen herkes çok memnun. itiraz etsem belki 50 olan not 49 olacak kalacağım. hocaların yargısız infazıyla ilgili kendi ağızlarından video dahi yayınlandı. dava açın denmiş, yazdık açılıyor zaten diye ama 1 sene süren sonuçla geç gelen adalet ne işe yarıyor? karşınızda hukuku araç olarak gören, tüm süreci mümkün olduğunca uzatmaya çalışan bir düzenek oldukça.
  • geçen yıl mezun olmam ve kız arkadaşımın halen okulda olması hasebiyle yazılanların tamamının altına imzamı atarım...
    her yıl ama her yıl istisnasız bir şekilde okul öğrencisini mağdur etmiştir...
    bu sene için de şaşırtmadılar...
    ben kurtuldum kalanları bir an önce allah kurtarsın...
  • bu pandemi döneminde akademisyenlerin benim dersimden kolay geçemezsiniz egosunu ve şımarıklığını asla anlayamayacağım? zaten bir öğrencinin o okuldan mezun olabilmesi için 50'nin üzerinde ders alıp başarılı olması gerekiyor. sen bir döneme düşen ortalama 7 dersten geçirsen ne olur geçirmesen ne olur? 7 dersle adamın hukukçu olup olmadığına mı karar vereceksin? kaldı ki apartmandan bozma özel üniversitelerin önüne gelene hukuk fakültesi diploması verdiği bir dönemde.

    ayrıca yine bu pandemi süreci hocalar sınav kağıtlarını okumuyor söyleminin efsane değil gerçek olduğunu da gözler önüne serdi.

    bu durum sözde 1 puanın dahi hakkını ödeyemem diyen hocaların bulunduğu hukuk fakültelerinde bile aynı. önceden öğrenciler birbirlerinin sınav kağıtlarını görmediğinden sınav sonuçlarınıda net olarak değerlendiremiyorlardı. pandemi sürecinde birebir aynı kağıtlarda 20-30 puan gibi afaki farklarda notların verildiğini gördü bu gözler.

    sonuç olarak rezalet gibi rezalettir.