şükela:  tümü | bugün
  • üstad derya türkan'ın m&mt records'tan çıkacak solo albümünün ismi. şarkı listesi şu şekilde:

    nişaburek saz semai .
    acem peşrev
    evç saz semai
    penbe kız
    saba peşrev
    zeybek
    çello kemençe
    sultanıyegah saz semai
    taksim

    duzeltme: yukaridaki listeyi de m&mt sitesinden almistim album cikmadan once fakat albumun son hali asagidaki gibi sekillenmis:

    eser listesi / besteci
    hagia sofia / derya türkan – sokratis sinopoulos
    acem peşrev / solakzâde
    sultan-ı yegah taksim / derya türkan
    sabâ peşrev / tanburi küçük osman bey (1816 – 1885)
    sabâ semai / derya türkan
    arkadaşlık zeybeği / derya türkan
    nişâburek saz semai / tanburi küçük osman bey (1816 – 1885)
    nühüft saz semai / derya türkan
    pembe kız / haydar bey
    istanbul hatırası / derya türkan – vincent segal
  • mukemmel bir album kapagi fotografina da sahip ayni zamanda. digital kopya yerine basili cd almak farz oldu bu durumda :) merakla bekliyoruz.
  • 6 ocak 2018, cumartesi, 15.30 suları...

    hiçbir zaman istikrarlı biri olamadım. çok sevdiğim şarkıları üç gün aralıksız dinledim de, sonra dönüp üç yıl yüzüne bakmadım. günler geceler boyu okuduğum oldu, ardından iki ay kitap kapağı açmadım. ilaçlarımı, antibiyotik dahil tamamen bitirmedim. aldığım hiçbir ürünü düzenli kullanmadım. hayatımda ajanda doldurmuşluğum olmadı. hele günlük... üç gün el yazısıyla yazdım, dördüncü de sıkılıp bir köşeye attım. blog açayım diye düşündüm, hiç uğraşamazdım. hiç değilse rüyalarımı kaydedeyim dedim, iki gece yazdım, ertesi gün bu rüya yazılamaz deyip kestirip attım. öyle ki, istikrarsızlıktan doğru düzgün kin bile tutamadım.

    ama bugün, bunu yazmalıydım. elimde başka mecra olmadığından da mecburen buraya. çünkü ikibinonsekizin ocağının altısının ikindiye doğrusunu unutamazdım.

    derya türkan kimdir? kemençe nedir? istanbul kemençesi nasıldır? bunlar hakkında ahkâm kesecek en son kişiyim. zaten derdim de bir izah yapmak, tarif etmek, tazimde bulunmak değil.

    uzun bir yürüyüşe eşlik etmesi için bugün bu albümü seçtim. niye? bilmiyorum. hizaya sokulmam, sıgaya çekilmem lazımdı, kemençeden iyisini bulamazdım.

    albümdeki sabâ peşrev çalarken ben şehrin tam ortasına doğru yürüyordum. yakıp yıkılan bir şehrin içinden geçer gibi... şimdilerde meydan olan o mahallenin geçmişine kitaplardan aşinaydım. yıkılan ve esamileri okunmayan kesme taşlı koca binaları ve bahçelerindeki ulu çınarları görebiliyordum. işte medrese şuradaydı, şurada bir çıkmaz sokak vardı, şu çeşme sağda değil de sol yanımda olacaktı. fırın yerli yerinde evet ama ya yanındaki türbe? yürümeye devam ediyordum. cami tam karşımdaydı, o eski mahalle biraz daha ileride. ben alçaktaydım, onlar yüksekte. kot farkından kaynaklanan perspektif harikulâdeydi. çevrem game of thrones jeneriğindeki gibi bir bir şekilleniyor, ben geçmişi tüm boyutlarıyla iliklerime kadar yaşıyordum.

    tüm bunlar bu albüm sayesinde kısacık bir ân'da gelişti ve vallahi benim kurguladığım bir şey değildi. iyi müzik böyledir, türkülerde geçen ve asla kavuşulamayan "hakikatli yâr" gibidir. size hakikatten bir parmak çalar. âlemi ters düz eder, deveranın yönünü değiştirir. zamandan, mekândan koparır. sahicidir. görmediklerinize aynadır, gördüklerinize cilâ. iyi müzik, sizde var olduğunu bildiğiniz ama ne olduğunu bilmediğiniz her hisse, genlerinizde gizlenmiş her kalıntıya, hafızanıza saklanmış her anıya perde tutar. kendinizi dev perdelerde apaçık görüverirsiniz. vay ki gençtiniz...

    ben bugün kaybolmuş sokakların, yıkılmış bir şehrin enkazının üstüne inşa edilmiş bir meydanda oynayan çocukların arasından işte bunları görerek geçtim. istanbul kemençesi sayesinde bugün, kazandığım ama canımı da vereyazdığım bir savaştan çıkmış gibiydim.
  • saba mersiye kendime ağıt sanki.. eli kolu koyacak yer bulamamak ne garip şey..