şükela:  tümü | bugün
  • istanbul erguvan rengidir bi kere.
    hatta bizans'ın mor gülleridir erguvanlar.

    o yüzden istanbul kırmızısı olmamış bence bir roman başlığı olarak.
    (bkz: bizans çiçeği)
  • gezi eylemlerini fona alıp, iki farklı hayatı anlatan ferzan özpetek kitabı.

    onca ticari eserden sonra, nihayet gezi eylemlerine ilişkin rant sağlamak için değil de, samimi hislerle yazılmış bir eseri okuyor olmanın huzuru ile tamamladım kitabı.

    kolay okunan ve derdini anlatan güzel bir çalışma. oturup roman yahut biyografi yazmak için yazılmadığı öyle belli ki. ve bu samimiyet ilk sayfadan alıp, son sayfaya kadar bırakmıyor sizi.

    `edit:` can yayınları'na da buradan, saçmasapan kağıt tercihi nedeniyle bir çift lafım olacak: 130 sayfalık kitabı, artık kalın dursun diye midir nedir, kesekağıdı tadında bir materyale basmışlar. eserin ruhu ile bağdaşmayan o en ölçüsü uygulaması da oldukça garip kaçmış. bu tasarımın kullanılabileceği aklıma pek çok eser geliyor ama, bu onlardan biri değil. lütfen son aylarda geliştirdiğiniz bu "şekil" gayretinden bir sıyrılın.
  • filmlerinden ve hatta kliplerinden renkleriyle kendisini hemen tahmin ettiğim güzel yönetmenin kitabının adını da renkle ifade etmesi şaşırtmadi beni, gülümsetti.
  • paris-istanbul hattında başlayıp bitirdiğim roman. hep sevdiğim ferzan özpetek film karelerinin kağıda ve kelimelere dökülmüş haliydi, samimiydi. aşkın en önemli şey olduğunu söyleyen her sabah açılmış anne telefonları umut vericiydi, umut verdi. çok aşktı kitap çok istanbul, güzeldi.
  • kitap çok uzun olmasa da zaman zaman öyle cümlelerle sizi durduruyor ki oturup düşünmek, bir deftere yazmak, o duyguyu biraz yaşamak ve hatta sindirmek istiyorsunuz.

    ferzan özpetek filmlerine hakim iseniz kafanızda çok net film olarak da canlanabilen bir roman.

    2 saatlik bir yalnızlık, 1 büyük çay ile kitap ayracı kullanmaya gerek kalmaksızın okuyabilirsiniz.

    --- spoiler ---

    "...aşk seçer, işte o kadar."
    --- spoiler ---
  • okurken yazarin bir yonetmen oldugunu devamli hissettiren kitap
    gorsel yazilmis demek istedim eger oyle bir terim varsa, okurken sahneler gozumde canlaniyordu devamli. her bolum guzel bir sahne olsaymis cok da guzel film de olurmus dedim.
  • okuduktan sonra filmlerindeki karakterler ayrı bi anlam kazanıyo insanın kafasında
  • bu deyiş bana şunu hatırlatıyor:

    "her akşam camlarında yangın çıkan üsküdar"
  • her nekadar bazı yerlerinde selim ileri nin eski kitaplarını anımsatan kokular duydumsa da, ya kitabın italyanca aslından çeviri olması, ya da italyanlar için yazılmış olması yazınsal bir zevk almamı engeledi sanırım. sonuçta özyaşamsal izler barındıran bir gezi kitabı gibi olmuş, bir baş eser değil ama, kötü bir kitap da kesinlikle değil.