şükela:  tümü | bugün
  • koskoca istanbul'da bir tek beni ziyaret eden soğuk. nedense herkes bu şehrin soğuğunu görmezden gelir. ekşi'de hakkında başlık bile açılmamış bu zamana kadar. o derece yani. ankara ve eskişehir, erzurumu buz savaşlarına davet ederken istanbul da şezlongunda uzanmış sex on the beach'ini yudumluyodu zaten.
    o halde bu istanbullu kızlar çıldırmış olmalı 3 ekimde çekmeye başladılar uzun çizmelerini dizlerine kadar.
    bir de ankara'dan istanbul'a gelenlere üşüme hakkını çok görmeleri yok mu?!
    -uvv çok soğuk
    -ankara'dan geldin ve üşüyosun? (karşısında ankara'dan değil de kutuplardan gelen kutup ayısı var sanki)
    -üşümeyim mi?
    -yok yani ankara daha soğuktur.
    -ha tamam o zaman üşümeyim ben.
    -yok üşüyebilirsin öyle demek istemedim ama ankara daha soğuktur yani.
    -yok yok üşümeyim ben en iyisi hep aynı şeyi yapıyosunuz zaten.
    -ya kusura bakma hani ankara daha soğuk ya ondan.
    -.....
    bu nasıl muameledir ya? sere serpe üşümeyi özledim resmen! özgürce, kimseye hesap vermeden.
    ben antalya'dan gelip ankara'ya yerleşen arkadaşıma bir kez olsun yazın terlemeyi çok görmedim mesela.
    kendi ellerimle soğuk içecekler hazırladım, yeri geldi yelpaze uzattım, hatta bi keresinde 'hırkanı çıkar istersen' bile dedim. ama aynı hoşgörüyü bu şehirde bulamadım ne yazık ki.
  • seneden seneye değişebiliyor. geçen sene iyiydi, ondan önceki sene yaklaşık 1 ay kar yağdı filan. zaten soğuk dedin mi kar yağmalı, üstünde hoplayacak, zıplayacak, kayacak bembeyaz bir ortam yaratmalı. her ne kadar bu sene bir anda soğuyarak başlasa da istanbul'un soğuğu genelde pek kalıcı olmaz. umarım yani; arada soğu ama kurutma be hacı.
  • kat kat giyinmenin bile korunmaya yetmediği soğuk.
    özellikle örgü kazakların ilmek aralarından geçer ve adamın iliğine işler. hele ki yağmur yağıyorsa... damlaların her biri vücuda değdiği anda iğne saplanıyormuş gibi keskin bir acı verir.
    bu yüzden şiddetli yağmurlarda, özellikle şemsiyeniz yoksa, yüzünüzü mümkün olduğunca yere eğip yürümelisiniz.
  • kasım'dan önce kalorifer yakılmasına izin vermeyen belediyelerin kulaklarının bol bol çınlamasına sebep olan soğuktur.

    kendi evimde, iki kat t-shirt, bir hırka, çorap ve kalın eşofman altıyla donuyorum. kalkıp eldiven ve atkı da giysem mi diye aklımdan geçmiyor değil. böyle soğuklarda ve yağmurlarda dışarıda iş güç peşinde koşturmak zorunda olanlara büyük saygım var. sabır diliyorum kendilerine.
  • bir sivas soğuğu değildir.
  • kemiklerinize işler, kolay kolay ısınmanıza fırsat vermez. dört mevsim nemi bol ülkelerde yaşamış olanlar/ yaşayanlar daha iyi bilir ne demek istediğimi. hele bir de kuru ayaza alışkınsanız daha da zor gelir ısınmak.

    bir ankaralının istanbul'da üşümesi değil de, burada daha çok üşümemesidir garip olan aslında. ankara soğuğunda götünüz donar kabul, buz tutarsınız eyvallah. lakin kat kat giyinirsin kalın kalın, sıcak bir ortama girdiğinde de ısınırsın kısa bir süre sonra. bu canına yandığımın nemli soğuğu öyle mi ama? sıcak bir ortama girdikten uzun süre sonra bile üşüyorsun arkadaş, kemiklerinin ısınmıyor bir türlü. kurban olayım kurusuna ayazına ankara'nın ben, çekilir dert değil şu istanbul'un soğuğu.
  • egeli ve kansız bir insana fazla gelen soğuk
  • ankara'dan gidene dokunmaması gereken soğuktur.
  • avcılar ve ötesinin soğuğunu -ötesi balkanlar- tüm istanbul'a genellemek biraz tuhaf kaçıyor.