şükela:  tümü | bugün
  • farklı gen kombinasyonlarından oluştuklarına kanaat getirdiğim canlı organizmalardır. cefakar ve efendi olanlarını tenzih ederim ama sıklıkla kullanmak zorunda kaldığım düşünüldüğünde genelleme yapabilecek kadar kontrol grubu kitlesiyle muhattap olduğumu varsayıyorum.

    bu organizmaların en temel özelliği "yan yola sapmazsa ölecek" sendromuna tutulmuş olarak hayata gözlerini açmalarıdır. ergenlikle birlikte natgeo belgeseli başrol oyuncusu misali yan yol keşfetmek için bakarlar hep sağa sola. hele ki bir de yabancı olduğunuzu anladıysa sendrom iyice alevlenir, istanbul'un 15. yüzyıldan beridir ayak basılmayan lokasyonlarına arabasıyla dalarak tüm şaşkın bakışları üzerinde toplar. iki dakika beklemeyeceğim diye istanbul turuyla birlikte arkadaki adama "s*kmese bari" temalı dualarla yusuf da attırır.

    son derece pragmatik bir tür olmakla birlikte yalnızca kendi tecrübe ve bilgi birikimlerine kıymet verirler, tövbe haşa gps falan açıp yol tarif etme gafleti karşısında on kaplan gücünde çemkirebilenlerine de rastlanmıştır. daha naif olanları kumandanın ve kontrolün kendilerinde olduğu radyodan yol durumu dinleyebilir, kendi kendilerine anlamsız sözcükler mırıldanabilir. bu gibi durumlarda kati suretle araya anlamadığınızı belirten dikkat dağıtıcı sorularla girilmemelidir, zira o engin dimağ o esnada sendromuna uygun olarak en saçma yan yola sizi nasıl sokarım planları yapmaktadır. edeple oturulmalı ve kadere razı olunmalıdır.

    genç erişkinleri lepistes hafızalıdır, her yola çıkışlarında istanbul trafiği çok fena rererö diye sanki ilk defa yola çıkıyormuşçasına atarlanır, adeta bir fifty first dates etkisi yaratır. her seferinde atarlanan türü beylik laflarla sakinleştirmek, türlü türlü cambazlıklarla yeter ki sinirlenmesin diyerek adam sandlerlaşmak kaçınılmazdır.

    diğer habitatlarda yaşayan türlerinin aksine bu kommünde "fişiniz var mı" sorusu ve üç lira ve altı para üzerinin istenmesi en ağır küfürlerden sayılır, teklif dahi edilemez çoğunlukla. sinirli tıslamaları göze alınmıyorsa sorulmaması yeğdir.

    bu türün en belirgin özelliği ise atalarının muhakkak ki ingiliz düklerinin arabacısı veyahut abdülhamit'in taht-ı revanını süren beyzadelerin soylarından gelmeleridir zira bu kadar "ora yakın ben götürmem" kaprisi ya da "trafik var giremem oraya burda in" atarı hep bu asilzade ruhtan kaynaklanmaktadır.

    özetle koruma altına alınasılardır, nesilleri tükenmeyesicelerdir. canlarım benim.
  • istanbul trafiğinin dolaylı sebebi olan taksicidir.

    istanbul taksicisinin ilk amacı müşteri memnuniyeti olsa çok kişi arabasından vazgeçer.

    istediğin zamanda bulamazsın, istediğin yere gidemezsin, kafa ütülemeleri ayrı hadise, arabanın temizliği ayrı hadise.

    taksicilere bi el atılsa ve akaryakıttır vergidir bi şeyler yapılıp biraz ucuzlatılsa, bir fikir yani.
  • hepsi kötü değil, yaftalamadan şu köşede bir mola verelim ha, ne dersin? tespit yapacağım sözlük, hele bir kenara çekil!

    takım elbise giyenleri nadir görünür oldu artık. kravat takanına ise yıllardır rastlamamıştım. sabahın dördünde bindiğim taksideki maksimuma yükselen seviye ve müşteriye gösterilen ihtimamı kelimelere dökmeye çalışacağım amma, du bakalım olacak mı?

    gece evden çıkmadan önce uykuya dalan çocuklarını koklayarak öperken onların geleceklerine dair duyduğu endişeden midir, yoksa tamamen yaptığı işi sevmesinden mütevellit midir bu tarz bir meslek ahlakına sahip olmak bilmiyorum lakin, beni "böyleleri halâ varmış yahu!" diye düşündürüp, kısa bir hayat muhasebesi yaptırmasına her türlü saygı duydum o an.

    ---
    - boş musunuz?
    - buyurun beyefendi, elbette.
    ---

    "ne tarafa?" diye sormadı!! ilk dikkatimi çeken bu oldu. istanbul'da bir taksiye bindiğimde öylesine alıştığım bir soru olmuştu ki artık bu, bir farklılık olduğunu daha o ilk cümlede hissettim.

    taksiye bindiğim gibi; açık olan camı kapaması, -havanın buzzz gibi soğuk olmasından mütevellit- klimayı açması, koltuğunu öne doğru çekişi, koltuk cebindeki günlük gazeteler, aracın içinin mis gibi kokması, radyo hafızasında kayıtlı her telden müşteriye göre farklı frekanslar...

    - kaç çocuk var usta?
    - üç. büyük olan hazırlık okuyor bu sene. küçükler ikiz, dokuzuncu sınıfa başladılar.
    - allah bağışlasın. dersleri nasıl?
    - arada soruyorum, iyi diyorlar. hocam, hayat onların hayatı. ben ne desem, ne yapsam sonuçta mücadele onların. ancak yol gösterebiliyoruz.
    - öyle usta, hayat, elimizden gelen bu.

    sabaha kadar direksiyon sallarken aklından hiç çıkmayan üç süt kuzusunun geleceklerine dair duyduğu kaygının bünyesinde yarattığı gerilimi işine yansıtmamak? böylesine güler yüzlü olmak? (sırrını söyle be adam!)

    - ustam rahatsız olmazsan bir şey sormak istiyorum, neden takım elbise giyiyorsun?
    - (ne sorduğumu anladığına dair, çok mu çok ufak, dudak ucunda beliren tebessümü görür gibi oluyorum) dinlersen anlatayım hocam. bir sebebi var elbet.

    elim yukarı açık vaziyette ileri uzanıyor, "buyrun" jesti ile karşılık veriyorum. sesim çıkmıyor bir türlü...

    ----
    - hocam, bir gün ailemle sofraya oturup yemek yerken, tabağımdan bir kaşık çorba aldım ve tam yutarken boğazıma takıldı. öksürmeye başladım. bildiğin boğulmak üzereyim, nefesim kesildi. büyük oğlan o zamanlar üç bilemedin dört, ikizler henüz yolda. neyse eşim sırtıma vurdu birkaç kez, bir yudum su verdi, geçti.

    eşime hiç belli etmedim fakat, sanırım öleceğimi hissettim o an. hayat öylesine sıradan, öylesine boş, öylesine "bir an" geldi ki. "nefesten öte ne var?" dedim kendime hocam, anladın mı? zaman durdu sanki. dün, bugün, yarın... kayboldu.

    o gün bugündür, her anımı ve her saniyemi güzel, mutlu ve yaşanılır kılmak için çabalıyorum işte. e haliyle düşününce "bir taksi şöförü neden takım elbise giyip kravat takar?" sorusunun cevabı bunun neresinde değil mi?

    böyle giyinmesem, böyle davranmasam, "şu an" nasıl güzel, mutlu ve yaşanılır olabilirdi?

    kısaca hocam; o boğazıma takılan bir yudum çorba, şu an'a huzur verdi.

    ----

    - ustam, sana bir şey diyeyim mi? ben ömrümde böyle güzel çorba içmemiştim. aç mısın, şurada bir çorba söyleyeyim sana?

    - eyvallah hocam, sağolasın. çalışmak lazım, iş beni bekler. ama içmiş kadar oldum, sağolasın.

    - peki ustam, ben müsait bir yerde ineyim artık. geldik sayılır...

    *
  • 2 gundur en atarlilarina denk geldigim insan toplulugu. bati atasehir kavsaginda aksam trafik saatlerinde yan arabadaki bi adam buna yarak kafali dedi, taksici klasik o el freni cekip arabadan inme hareketini gerceklestirdi. gitti yanina diger arabanin reyislendi falan. cok sert erkek ya hani aq. yok beni katil edecek bunlar falan filan demeler..
  • her bindiğimiz takside, kendilerine laf sokmaktan yorulduğumuz meslek erbabıdırlar. zira aralarında tayyip amcalarını sevmeyen ve de laf sokulduğunda savunmayan yok denecek kadar azdır.
  • kimisinin götü yanabilir. özellikle sultanbeyli dolaylarında.

    (bkz: #39498174)
  • reyislenmeleriyle ünlüdürler.

    (bkz: ben dün reyislenme gördüm)
  • böyle mega bir şehirde taksicilik yapan bu insanların
    yabancı dil bilmek, çevreyi turistlere tanıtmak, saç ve sakal tıraşına itina göstermek, nazik ve kibar olmak, beldenin turistik ve tarihi değerlerini gösterir harita bulundurmak... bunlar, gazete ilanlarındaki iş başvurularında değil, türk standartlar enstitüsü'nün (tse) taksi şoförlerinde aranan nitelikler... tse, ''ideal taksi şoföründe'', müşteriye evine kadar şemsiye tutması, müşteriyi rahatsız edecek müzik çalmaması, nazik, kibar olması, yöresinin tarihini öğrenmesi ve yabancı müşteriye çevreyi tanıtması gibi özellikler arıyor. tse tarafından hazırlanan ''taksi işletmeciliği genel kurallar'' ve ''taksi otomobili şoförü'' adlı kitapçıklar, ideal taksi şoförünü ayrıntılarıyla tanımlıyor. taksi şoförünün temel nitelikleri arasında temel matematik, ilkyardım, işçi sağlığı, insan ilişkileri, harita ve şehir planı okuma bilgisi gibi özellikler sıralanırken, kendine güven, müşteriye dönük olma, liderlik, özeleştiri yapma ve problem çözümü de ideal taksicide aranan kişisel nitelikler... taksi şoförünün sahip olması gereken asgari düzeydeki temel ve mesleki özellikler arasında krikoyu kullanmak, tornavida, pense, anahtar takımları gibi el aletlerini uygun yerde kullanmak, araç lastiklerini kontrol etmek, hava filtresini temizlemek gibi araçla ilgili teknik sorunlara çözüm bulmanın yanında şu özellikler de aranıyor: -iş disiplini, temizlik, düzen, giyim, işe devam gibi konularda kurallarını bilmek ve uygulamak, -türkçe'yi doğru olarak konuşmak ve başkalarıyla rahat iletişim kurmak -okuduğunu anlamak, anladığını ve düşüncelerini sözlü, yazılı resim ve çizimlerle anlaşılır biçimde ifade etmek -dürüst, saygılı ve iş ahlakına sahip davranışlar göstermek -dört işlem gerektiren matematiksel hesaplamaları yapmak centilmen taksici yollarda taksi işletmeciliğinin genel kurallarını da sıralayan tse, ''taksi içi hizmetlerle ilgili kurallar'' başlığı altında da takside tercihen klima, lüzumlu telefonlar listesi, beldenin turistik ve tarihi değerlerini gösteren harita, yabancı dillerin türkçe karşılığını gösteren sözlük bulundurulmasını öngörüyor. sürücünün taşıyacağı nitelikler ise, saç ve sakal tıraşına itina göstermek, güleryüzlü, nazik ve kibar olmak, tercihen yabancı dil bilmek, hizmet verdiği beldeyi tanımak, tarihi, coğrafi, sosyal ve kültürel yönlerine ait bilgilere sahip olmak... yolcu indirip bindirmeyle ilgili kurallar da kelimenin tam anlamıyla ''centilmen'' bir taksi şoförünü tanımlıyor. yolcu emniyeti bakımından indirip bindirmeleri sağ taraftan yapmak, yağmur veya kar yağışı halinde yolcuların ıslanmaması için bina girişine kadar şemsiyeyle refakat etmek, taksinin yolda bozulması halinde yolcuya başka bir taksi bulunmasında yardımcı olmak ve taksinin ilk açma ücretinin alınmamasını sağlamak, ideal şoförde aranan nitelikler... çevre korumasıyla ilgili kurallar ise ''arabesk müzik seven'', ''sigara tiryakisi'' ve ''taksilerini çeşitli yazılarla süsleyen'' şoförleri pek memnun etmeyecek cinsten. taksilerde yolcuları rahatsız edecek derecede teyp çalınmaması, taksi içi ve dışında çevreyi rahatsız edecek resim ve yazılar bulunmaması ve taksi içerisinde sigara içilmemesi ideal taksicide aranan niteliklerin başında geliyor.
  • durup dururken, "abla ne tipler var, geçen bi kadın bindi nası sarhoş, her yeri açılmış... ama ben yüz vermedim. benim karım bana güvenir..." cümleleriyle karılarına ne kadar sadık olduklarını anlatmaya başlayarak, aslında çaktırmadan sarkan versiyonları da bulunur bunların. "sorduk mu kardeşim, bana ne," desen e-5 üzerinde bırakacak seni. "ya sadakat önemli..." tarzı gevelemelerle gideceğin yere kadar cambazlık yapmak zorunda bırakırlar insanı. sadıksan bana ne, için için sadık ol!
  • 60 yaslarinda eski istanbulu anlatan iyi taksicileri de vardir.