şükela:  tümü | bugün
  • izmir'den istanbul'a ilk kez arabayla gelen babamı şaşırtmış trafiktir.

    babam kartal yönünden e-5'e giriş yapar, tam iş çıkış saatidir, bu sebeple trafik vardır. 35 plaka arabasıyla kendini trafiğin içinde bulan babam camı açar, yandaki arabaya seslenir. "kardeş kaza mı olmuş???"
  • bir gun bir daha hic acilmamasina kitlenecek. böyle dügmük olacak. 5 cm ilerleyemicek kimse. herkes kornaya abanicak. oyle bir ses cikacak ki uzaydan duyulacak. komşu illerden yardima kosacaklar ama hicbir sekilde istanbula giris olamayacak. ınsanlar havayoluyla kurtarilacak. trafikte kalanlara helikopterden ekmek ve su atilacak.
  • en büyük nedenlerinden biri de maalesef budur.
  • bi' heves araba alsanız, ''işe rahat rahat gidip gelirim işte'' deseniz:

    http://i.hizliresim.com/y4w5la.jpg

    http://i.hizliresim.com/lqgoeb.jpg (yeni başlayanlar için istanbul trafiği: sizin bulunduğunuz şerit asla ilerlemez)

    http://i.hizliresim.com/40qr8j.jpg

    ''zaten araba çok masraflı oluyordu, en iyisi toplu taşıma'' deseniz:

    http://i.hizliresim.com/me787p.jpg

    http://i.hizliresim.com/qqygzr.jpg

    http://i.hizliresim.com/axmb3d.jpg

    ''sikerim böyle trafiği çileyi. yeter lan ben köprüden atlamaya gidiyorum'' deseniz:

    http://i.hizliresim.com/lqgoaz.jpg
  • bugün yaşanan versiyonu tamamen takdir-i ilahidir.
    yetkililer nereden bilebilir ki trafik kazası olacağını?
    elbette son derece inanılması güç bir olay olan bu kazanın kaldırılması da uzun sürüyor.
    hani deseniz ki istanbul sık sık trafik kazası yaşanan bir şehir, amenna, hepimiz kızalım yetkililere.
    ancak en son kazanın 1953 yılında yaşandığı bir dostluk, barış, kardeşlik ve sevgi kentinden söz ediyoruz. lütfen eleştirirken bunu da göz önüne alın, yapıcı eleştirin, edebsizlik yapmayın.
  • toplu tasıma ile çözülemeyecek olan trafiktir. ülkemizde toplu taşıma kar etmek için yapılan bir eylemdir. bu yüzden otobus sayısı azdır sefer sayıları da azdır. metro vb de de yine sefer sayısı azdır. haliyle kucak kucağa gidilen pahalı bir toplu taşıma ile çözülemez. oradan gelen parayı lalelere yatırıp eşini dostunu sevindirmeye alışmış yönetim de bunu yapmaz.

    denizin kullanımı ise iç anadolu çomarının deniz taşıtı kullanamaması dolayısı ile rant sağlanaması nedeni ile neredeyse ihmal edilmiştir.

    ümraniyeden cnr a iki kişi toplu taşıma ile gitmek arabadan pahalıya geliyorsa kimseyi indiremezsiniz o arabalardan.

    özetle doğrudan toplu taşımayı kar edilecek bir hizmet olarak gören ibbnin suçudur. oy aldıkları kitle de istanbulda yaşayıp deniz görmemiş tayfa olduğu için toplu taşıma kimsenin bir tarafında olmaz.
  • benim arabayla 1,5 saatte ulaştığım yere mahallemizin delisinin koşarak benden önce ulaştığı trafiktir.
  • hazır 12 mayıs 2014 tarihinde efsanevi bir trafik yoğunluğu yaşanmış, dedim ki yeni başlayacaklar için bi istanbul trafiği kullanım kılavuzu, efendime söyleyeyim bir user manuyıl, ya da ne bileyim bi fırekuinli askd kuyesçıns neden yok dedim sevgili okur. amme hizmeti olarak özellikle istanbul trafiğinde kullanılan bazı jest ve reveransların teorik anlamlarıyla, gerçekte ne anlama geldiklerini anlatmaya çalıştım. bu kılavuzun istanbul'da tüm okullara dağıtılması gerektiğini düşünüyorum. öyle deli kılavuz sevgili okur. hatta avrupa'da bile okutulsun, kendimi durduracak değilim. millet hep yanlış yapıyo trafikte.

    -güvenli takip mesafesi;

    teori: neymiş efendim öndeki araba fren yaparsa diye önünde mesafe olacakmış. yok efendim 90 km/h hızla gidiyosan takip mesafen 45 metre olmalıymış. 88 89 kuralı var ki, değinmek istemiyorum. ne zaman aklıma gelse çıldırcek gibi oluyorum.

    gerçek: öncelikle bunu söyleyen adamın cünüp olduğunu söyleyeyim sevgili okur. cünüp adamın dediğini yapmak zaten mantıksız fakat yine de gerçeği anlatayım. hayır bi de tahret muslukları bile yok biliyo musun? göt yıkamak nedir bilmezler, alın desen secde görmemiş. domuz yiye yiye böyle bi şey olmuşlar, tövbe tövbe. arabanın tamponu önündeki arabanın tamponunu değecek aga. toz alacaksın böyle. ortalama b sınıfı bir aracın 4,5 metre olduğunu varsayarsan 45 metre takip mesafesine 10 tane araba sığar. bir tane önde, bir tane en sonda, eder 12 araç. her araç böyle göt göte gitmeli. trafik problemi de böylece çözülür.

    -sinyal;

    teori: nereye döneceğini bildirmekmişmiş. ay arkadakilere önden haber etmekmişmiş. miş.

    gerçek: bir başka gereksiz uygulama. yani neymiş, dönüyorum diye önümdekine arkamdakine işaret verecekmişim. biliyorsun ki sevgili okur, bu her şeyden önce benim özgürlüğüme bir kısıtlama. ayrıca yukarıda talep ettiğim gibi trafik göt göte olsa, önümdeki arkamdaki zaten anlayacak döneceğimi.

    -dörtlü flaşör;

    teori: ani fren yaptım, önüme gergedan çıktı vesair. arkamdaki dikkatli ol.

    gerçek: dörtlü flaşör şöföre arabasını istediği yerde bırakma hakkı veren bir imtiyazdır sevgili okur. tek şeritli yolda mısın, otobanda mısın, sıkışık trafikte misin, hiç farketmez; o dörtlüyü çaktığın an kompil şerit senin. bak mesela geçtiğimiz ay içinde bir hanım abla tekerleği patladı diye tem otoyolunun sol şeridinde dörtlüleri yakıp servis beklemeye başlamıştı da dörtlü flaşör gerçeğini bilmeyen 6 araba bu zavallı kadının arabasına çarpıp zincirleme kazaya sebep olmuşlardı. elim kazanın nedeni kuralın doğru bilinmemesi. halbuki ankara'ya kadar sol şerit ablanın hakkıyıdı. sonuçta yakmış dörtlüleri. en azıncan can kaybı yok ama ders almalıyız.

    -emniyet şeridi;

    teori: acil bir durum, acil bir ihtiyaç, bir arıza, yerine göre hasta taşıyan ambulanslar gibi trafikte normal olmayan durumlarda istifade edilmek üzere oluşturulmuş bir şerit.

    gerçek: israf. yol sıkışıkken neymiş kullanmayacakmışım. ya sevgili okur, rica edicem, böyle saçmalık olur mu? tabii ki hemen emniyet şeridini kullanarak yoluma bakacağım. o trafikteki herkes salak, tek akıllı benim. ayrıca benim işim çok acil. emniyet şeridini ısrarla kullanmayan insanlar gördükçe ise içim parçalanıyor sevgili okur, lütfen kullanalım şeridi. ne olur kullanalım.

    -selektör yapmak;

    teori: yol istemek.

    gerçek: büyük anlamda gerçek manasında kullanılıyor fakat bi şeye değinmek istiyorum; şimdi malumun sevgili okur, istanbul'da çoğu zaman 4. vites, akan trafik filan ütopya. mesela soldan kopmuş gidiyorum, önümdeki araba ise önündeki arabayla güvenli takip mesafesi denilen o gavur icadı mesafeyi korumaya çalışıyor. rahat edemiyorum sevgili okur, çi denizim dalgalanıyor, çakralarım hep tıkanıyor, içimde bir şeyler ölüyor. o boşluk derhal dolmalı. ivedilikle selektörlere asılmak suretiyle öndeki arabaya musallat oluyorum ve yoldan çekilene kadar türlü şekilde uyarıyorum. adam yoldan çekiliyor, aynı ritüeli öndeki araba için yapmaya başlıyorum. trafik duracak raddeye gelene kadar bunu yapmazsam o gece uyku uyuyamıyorum. arada dikiz aynasından "nere gidicen amına koduğumunun çocuğu, nere gidicen? görmüyo musun trafiği?" der gibi reveranslar yapan sürücüler görüp çok üzülüyorum. sevgili okur, lütfen bilinçlenelim. trafikte hakkım bunları yapmak.

    şimdi de bazı kabuller;

    -minibüsler. ah o minibüsler ve şöförleri. neden en sevilen meslek grubu taksicilerdir anlamam. asıl sevgiye mahzar olan grup minibüsçülerdir bence. istanbul'daki yolların tamamı, minibüsçüler tarafından yaptırılmıştır sevgili okur. hepsinin hissesi var yollarda. minibüsler izin verdiği müddetçe yola girebilir, araç kullanabilir, trafikten istifade edebilirsin. o yüzden ne yaparlarsa yapsınlar, haklıdırlar. yeşil ışıkta yolcu için durup, arkasındaki insanların beklemesine neden olabilirler, çok normal. karşılıklı tek şerit git gel yolda 2 minibüs şöförü araçları yan yana durdurup hasbihal edebilirler, memleket meselesi konuşuyorlar. adam sana trafiği lütfetmiş, sen 2 dakika dayanamıyorsun. rica edicem.

    -kadın şöförler... trafiğe çıkan kadın şöför taciz edilmelidir sevgili okur. otomobil kullanmak o kadar karmaşık, o kadar zor bi şey ki sadece biz erkekler yapabiliriz. o kadar deli zor yani. kontak, vites, debriyaj, direksiyon, sonra hiç kaputunu açıp ne var bunun içinde demediğin motor filan inanılmaz zor. o yüzden kadın gördüğünde hemen taciz etmeli, sıkıştırmalı, korna çalmalı, arabanın cama telefon numaranı yapıştırmalısın. kadınlar bayılırlar bu hareketlere. hatta bi tane kadın arabayı durdurup tüm benliğimle seninim, al götür beni demişti bana. başkası kölem olmayı teklif etti, ben kabul etmedim. bakarsın sana da denk gelir benzeri.

    -sarı ışık diye bir şey yoktur. gerçi biraz düşündüm de kırmızı ışık da yoktur. belki turuncu.

    -şirket arabaları minibüslerin uzaktan akrabalarıdır. onları da sev, onları da say.

    yukarıdaki rehberden istifade ederek sen de istanbul'un cevval mi cevval şöförlerinden biri olabilirsin aga. bu kıyağımı unutmuyosun, kendine de çok iyi bakıyosun. arivederçi.

    ekleme: tamam taksiler de çok süper. oğlum o kadar seviyosanız bana söylemeyin, bi taksi çevirin ona söyleyin lan. hayret bi şey.
  • bu konuda çok söyleyeceklerim var, ama hepsini söylemeyeyim sinirlerim kaldırmıyor.

    temelinde kalabalık kaynaklıdır, toplu taşımayı aralıksız bir zincir yaparsanız belki anca çözülür ki heveslileri için belirteyim; öyle bir ihtimal yok.

    her okul kapanışında çok az ferahlar, sonrasında geri dönüş daha kötüdür.

    e-5'te çok nadir gece-sabah körü saatler hariç merter bahçelievler arası (bu gitgide artar; bir yönde cevizlibağ, topkapı, bayrampaşa, edirnekapı diye, diğer yönde ataköy'den avcılar'a uzanır) sürekli tıkalıdır.

    yine e-5 üzerinde sağdaki her sapaktan öncesi biraz yoğun saatlerde yine tıkanır, sebebi insanların sağ taraf tıkalı diye "akıllılık" edip soldan devam edip son anda sağa girmek istemesi, bu yüzden bütün yolun tıkanmasıdır.

    e-5 üzerinde zincirlikuyu yönünde, yok eyüp sapağı, yok taksim sapağı, yok okmeydanı derken 3-5 kere bu uyanıklar yüzünden tıkanır sonra tekrar açılırsın.

    önceden misal 7:20'de çıkarsam 2 tıkanlıklığa denk geliyordum. şu an 7.10'da çıkıyorum 3 tıkanıklığa denk geliyorum. önceden işyerinden akşam 5:30'da kaçarcasına çıkarsam haliç'ten sonra tıkanıyordum, şimdi haliç'e giderken de bir tıkanıklık geçiriyorum.

    her zaman bir sebebi vardır, salı ya ondan, çarşamba bugün bilmemne, sabah saati ya, e öğle yemeği insanlar çıktı şimdi işyerlerinden, cuma akşamı insanlar eğleniyor, yapmur yağdı ya kaza olmuştur, bilmemne ya ondan, şu ya bu sebepten.

    anasını sikeyim sebebinin.

    bu istanbul'da her daim trafik var kardeşim, bahanesinin amına koyayım var işte. okullar açıldı ya, kapandı ya, bayram bitti geri dönüş ya, şu ya bu ya. tıkalı işte.

    sebebi araba alanlardır, doğru.

    araba alanlar metrobüse sabah 20 dakika bekleyip binemedikleri için araba almışlardır, doğru.

    metrobüs insanlar işe gittiği için kalabalıktır, doğru.

    şehir kalabalık olduğu için o kadar insan vardır, doğru.

    istanbul'da trafiğin sebebi diğer şeyler gibi bu şehrin artık 20 milyon olmasındandır.

    bu kadar adam satsın arabaları metrobüse binsin yemin ediyorum şu an yetmeyen sistem tamamen çöker, yağmurlar başlasın göreceksiniz lan işte.

    daha geçen hafta iki gram yağmurda metrobüse bineceğim durak mahşer yeri oldu diye ters yönde son durağa gidip bir daha bilet parası verip öyle bindim lan.

    bu mu trafiğe çözüm toplu taşımanız? o sırada e-5 de tıkalıydı aynen. metrobüsle topkapı durağında 15 dakika bekleyip panpalarla tıkanıklık keyfi yaşadık mesela. bu mu çözüm?

    toplu taşıma dahil bu kadar kalabalık olduktan sonra çözümü yoktur, araba alırsan eşinle metrobüsü bekleyip binemeyerek geçirdiğin o rezil ve endişe dolu yarım saati arabanda rahat rahat oturduğun, trafikte kaldığın, radyo dinleyip kalorifer açıp ayaklarını ısıttığın endişeli bir yarım saatle değişir, biraz daha benzin parası verir, metrobüs yerine e-5 trafiğini biraz daha tıkarsın.

    ama ben arabamla trafiğinize o kadar katkıda bulunmamaya gayret ediyorum. misal arabayı almadan önce bir boğaz turu dönüşüm otobüste rezil bir 2,5 saatle sonuçlanmıştı. öyle bir korktum ki arabayı aldıktan sonra dahil boğaza gidemedim bir daha.

    bundan nasıl kurtulursunuz biliyor musunuz?

    kısa sürede ya haftaiçi çaılşmadığınız bir işiniz olacak, insanlar çalışacak siz gezeceksiniz dilediğinizce.

    ya benim gibi haftasonu erken kalkıp kahvaltıya taa bir yerlere basıp gideceksiniz.

    ya da uzun vadede benim düşündüğüm gibi siktir olup başka bir şehire gideceksiniz.

    gideyim de rahat edin.

    bugün çarşamba ama rüzgar tersten esiyor ya ondan trafik bir de insanlar öğle yemeğine falan çıktılar ondan tıkalıdır.
  • sebebi açıkgöz olduğunu zanneden gerizekalı şoförlerdir.

    aynı adamlar, insanların kuyrukta beklediği yerlerde sıraya kaynamaya çalışır.
    aynı adamlar, herkes güneşin altında beklerken bir yol bulup içeri sıvışmakta sakınca görmez.
    aynı adamlar, kavga olsa ilk kaçan adamlardır.
    aynı adamlar, hesap geldiğinde sıvışır, yavşaktır.
    aynı adamlar, söz verir yapmaz, söz vermek anlamsızdır, su içmek gibidir onlara.
    aynı adamlar, kadın döver, bulursa tabi.
    aynı adamlar, emniyet şeridinde gitmekte sakınca görmez.
    aynı adamlar, ambulans arkasına takılır.
    aynı adamlar, avrupa'ya gider bütün kurallara köpek gibi uyar.
    aynı adamlar, memlekete döner, "olm avrupa'da çok başka her şey, burdaki gibi değil yaa." der.
    aynı adamlar sayesinde diğerleri de "lan bu yapıyo, o zaman ben de yapayım." diye düşünmeye başlar.
    aynı adamlar, kendileri gibi adamlara bayılır, dürüst ve saygılı adamlara "ibneye bak amk" der.
    aynı adamların çükü de kalkmaz, yatakta da problemlidirler.
    aynı adamlar, adam bile değildir aslında ya neyse.

    hep o adamlardan sıkışıyo trafik bence ve o adamlar o kadar çok ki.