şükela:  tümü | bugün
  • kurucularının adını koyarken halt ettikleri bölümdür. bilgisayar mühendisliği belirtisiz isim tamlamasıyken dilbilim bileşik sözcüktür ve bu haliyle bir anlamı vardır. dilbilimi ise dilbilim sözcüğünün ismin -i hal eki almış halidir. söz konusu olan "dil bilimi" değil, dilbilimdir. (bkz: bileşik isim)

    ayrıca

    (bkz: toplumbilim) (bkz: ruhbilim) vb.

    edit: ha bir de bu tarz enstitü, fakülte, bölüm adlarına fazla güvenmemek gerek. aksi olsaydı istanbul üniversitesi adli tıp enstitüsünün adı istanbul üniversitesi adli bilimler enstitüsü olurdu. zira söz konusu enstitünün etkinlik alanı, adli tıp (bkz: forensic medicine) değil adli bilimlerdir (bkz: forensics) (bkz: forensic science).
  • kadrosu dilbilimcilerden değil türkologlardan oluşan bölüm.
    her dilbilimci bunun ne kadar üzücü ve eksikli olduğunu anlayacaktır.
  • ilgi çekici ve gelecekte değerlenecek konuları yetersiz akademisyen kadrosuyla sunması yüzünden bölümden soğutan hede. 1-2 hoca hariç gerisi gerçekten çöp. ne dersi anlatmasını, ne kendini dinletmesini ne de öğrencinin bilgi düzeyini ölçmekten anlıyorlar. derste kitabı açıp kitaptan okuyup okuyup, türkçe derse ingilizce kaynak verip sınavda bundan sorumlu tutan akademisyenleri var. osmanlı türkçesi (türkiye türkçesinin geldiği köken olduğu için hadi neyse diyorum) ve arapça gibi dilbilimle zerre ilgisi olmayan iki ders var. kredileri de en yükseklerden. fransızca/ingilizce ve latince/rusça arasında seçme şansı sunuyorlar size kağıt üstünde. ama bölümün fransızca ve rusça eğitmeni olmadığı için ingilizce ve latince zorunlu hale geliyor. gelecekseniz bunları göze alıp gelin. zira merak ederek ve ilgimi çekerek geldiğim halde bölümden soğudum.
    edit: ben mezun olduktan sonra öğrendiğim kadarıyla değişme ve gelişme gösteren bir bölüm.
  • kafamı karıştıran üniversitenin kafamı karıştıran bir bölümü. mutlaka okunmalı diyen var. koşarak kaçın diyen var. yetersiz, gerekli, boş, hayal kırıklığı vs. her şeyi duydum.

    internet bu denli büyük bir bilgi kirliliği içerirken bu bölüm ile alakalı bilgileri birinci ağızdan duymak isterim. yeşillendirirseniz beni çok büyük bir yükten kurtarırsınız.
  • bu bölümden bu sene mezun olan bir arkadaşım var. iş aramaya tenezzül bile etmedi.

    özet: diplomayı duvara asarsınız. hiçbir işe yaramıyor.

    üniversitede somut meslek edinemeyeceğiniz bölümleri tercih etmemeye çalışın.
  • istanbul üniversitesi dilbilim bölümü öğrencisiyim. içerden gözlemlediğim kadarıyla bilgilerimi paylaşacağım. önceki entrylerdeki eleştirilere cevap vererek başlamak istiyorum. ilk entry bölüm adı üzerine. evet tartışmalı bir konu. dilbilim demek daha doğru. belki zamanla düzeltilir ya da aynı kalır. eskiler lengüistik dermiş. bizim ekol berke vardar hocaya dayanıyor. o dil bilimi dediği için öyle kalmıştır belki. bu konu çok önemli değil. önemli olan içerideki eğitim.

    hocaların dilbilimci değil türkolog oldukları söylenmiş. doğrudur. türkiyedeki dilbilimci sayısı ne yazık ki az. aslında bu bir yerde sizin açınızdan iyi bir durum. bakir kalmış bir alanda çalışacaksınız. türkolog hocalar içerisinde gerçekten muazzam hocalar var. murat elmalı'yı bir araştırın. tarihsel dilbilim üzerine çalışır ve uygurcaya hakimdir. kendisinden karşılatırmalı türk dilleri dersi alacaksınız. türk dilinin tarihsel serüvenini öğreneceksiniz. çok tercih edilmiyor ama belki bu alana yönelebilirsiniz. tabii ki gerçekten nefret edeceğiniz hocalar da var. ancak bu durum her bölüm için geçerli. üniverstideye yeni başlayanlar hayallerini yüksek tutuyorlar. sonra karşılarına liseden bozma hoca gelince hayal kırıklığı yaşıyorlar. önemli olan hoca değil sizsiniz. hoca belki dersi iyi anlatamıyor olabilir ama okumanız için önereceği bir kitap ufkunuzu iki katına çıkarabilir.

    birinci sınıf genel olarak bölüme hazırlık kafasında. dersler ağır değil. pazartesi, perşembe ve cuma günleri ders olur. ilk sene devam zorunluluğu kuralı esnek tutuluyor. hiç katılmadığım ders de oldu, mutlaka gitmeliyim öğrenecek çok şey var diyerek sabahın 7'sinde kalkıp gittiğim ders de oldu. hocalar genel anlamda anlayışlı. osmanlıca dersi gözünüzü korkutmasın. hayati develi hoca eski yazıyı öğrenmeye zorlamıyor. sadece eski sözcükler ve dil yapısını anlatıyor. dilbilime giriş dersi önemli. temel oradan başlıyor. hoca biraz tuhaf gelebilir. alışırsınız. dil atölyesi dersi canınızı sıkabilir. spoiler vermek istemiyorum. hocanın değişme durumu var. boşuna hevesleri baltalamayayım.

    bölümün en büyük sıkıntısı öğrenci profili. sürekli bir şeylerden şikayet eden, bir şeyi değiştirmeye çalışmak yerine mızırdanıp duran tipler dolu. bölüme 50 kişi giriyorsa 10 tanesi hiç gözükmez. 40 tanesinin yarısının okulla alakası olmaz. zaten çoğu öncelikli tercihlerine dilbilim yazmamıştır. puanı yettiği için bu bölümü seçmiştir. geri kalan 20'nin yarısı dilbilimi kendine uygun bulmayıp başka alanlara yönelir. kaldı mı 10. işte bunlar candır can. dilbilimin yılmaz neferleridir. hayatları boyunca ne okuduğunu, mesleğini soran insanlara dilbilimin ne olduğunu anlatmaya çalışacak ama karşıdakinden herhangi bir zihinsel geri dönüş alamayacaktır. bu da bizim kaderimiz. :)

    eğer puanınız yetiyorsa boğaziçi dilbilime gidin. orada ingilizce üzerine de yoğun bir şekilde çalışırsınız. chomsky ekolünde yetişirsiniz. ama olur da istanbul üniversitesini kazanırsanız edebiyat fakültesinin küçük bahçesinden büyük insanlar olarak ayrılmak tamamen sizin elinizde. durum genel hatlarıyla böyle. aklınıza takılan bir şey olursa mesaj atmaktan çekinmeyin.