şükela:  tümü | bugün
  • istanbul'daki zenginlere avrupai burjuva kültürünü taşımış üç azınlıktan biridir.

    diğerleri:
    (bkz: istanbul ermenileri)
    (bkz: istanbul rumları)
  • roni margulies'in bugün pazar yahudiler azar kitabı sayesinde haklarında fazlaca bilgi sahibi olduğum topluluk.
    istanbul yahudileri varlık vergisinden sonra israil'in kuruluşundan sonra ya da 6-7 eylül olaylarından sonra çoğunluğu göçmüş olan bir topluluktur. gidenler doğal olarak gitmekle kaybecekleri bir şey olmayanlardır; işçiler, işsizler, yoksullardır. kalanlar ya burada işi yolunda gidenler ya da gitmeyi bile beceremeyecek kadar yoksul olanlardır.

    en çok ilgimi çeken kısım roni margulies'e bir röportajda neden kendi anadiliniz olan ibranice dilinde kitabınızı çıkarmadınız sorusuydu. margulies kitapta gazetecinin cehaletini ortaya çıkarmak istemediğini yazmış. yahudilerin belli bir anadilinin olmadığını söylemek istememiş. evet yahudilerin belli bir anadili yok. ama bunu pek kimse bilmez. birçok kişi anadillerinin ibranice olduğunu düşünür. oysa her milletten yahudi olabilir. nasıl ki polonyalı yahudiler varsa arap yahudiler de var.

    türkiye'deki yahudiler çoğunlukla balat, kuledibi, hasköy, ortaköy gibi yerlerde yaşarmış. daha sonra bebek, nişantaşı gibi semtlere dağılmışlar.

    istanbul yahudilerinin büyük çoğunluğu 1492 ve sonrasında ispanya ve portekiz'den gelmiş ve beraberlerinde getirdikleri o günlerin kastilya ispanyolcasını terk etmemiş konuşmuş ve korumuştur.

    yahudi cemaati fransa'daki dindaşlarının hayırseverliği sayesinde okula gidebilecek durumda olduğu için fransızca konuşur olmuş, niye fransızca bildiğini zaman içinde unutmuş ve bu dili konuşuyor, bu kültürü yüzeysel bir şekilde biliyor olmanın fakirlikten değil, kültürlülükten zenginlikten kaynaklanıyor olduğuna inanmıştır. yahudiler büyük bir mutlulukla doğu'ya sırtını dönmüş bir topluluktur.

    roni margulies biraz alaycı bir gözlede olsa, içim ısınarak bakmışımdır bu duruma diye kitapta belirtmiştir. bunun sebebi olarakta konuştukları fransızcanın paris zenginlerinin fransızcasından ziyade marsilya'daki kuzey afrikalı göçmenlerinkine yakın olduğunu bildiğim için der.

    tefeci yahudi tiplemesinin nedeni olarak kendilerine tarım arazisi verilmediği için ya da sanayi alanlarına yatırmasına izin verilmediği için parayı para olarak kullanmak yani bankerlik/tefecilik ya da ticaret yapmak zorunda kalmışlardır. tüm bunlarında yahudi düşmanlığının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

    yahudilerde dinin anneden geçtiğini öğrenmem de ufkumun genişlemesinde katkı sunan bir bilgi. zira müslümanlıkta din babadan geçer.
  • on beşinci yüzyılın sonuna kadar istanbul'da başlıca iki yahudi topluluğunun varlığından söz eder kaynaklar. bunlardan birincisi, orijinal bizans yahudilerinin soyundan gelen ve katı bir dinsel ortodoksluğu sürdüren cemaattir ki, bunlara 'romalı yahudiler' denir. ikinci cemaat, yine bizans döneminde yerleşmiş olan ancak romalılardan farklı bir ayin uygulayan 'karayit cemaati'dir. bu topluluk, romalılara göre daha liberaldir. on beşinci yüzyılın sonunda bu iki cemaate ispanya ve portekiz'den kovulanlar, yani 'seferdim cemaati' ile almanya ve orta avrupa'dan sınır dışı edilen 'aşkanazi cemaati' eklenir.

    romalılar ve seferdimler hahambaşılığını ele geçirmek için on altıncı yüzyılın başından itibaren büyük bir çekişmeye girişir. neticede giderek daha da kalabalıklaşan seferdimler bu mücadeleyi kazanır. romalılar, 1660 büyük yangınında havralarının önemli bir kısmını kaybeder ve giderek seferdim yahudileri içinde erirler. buna karşılık, aşkanazi yahudileri, 1650-60 aralığında ukrayna ve polonya'dan kovulan aynı kökenli yahudilerin gelmesiyle varlıklarını güçlendirirler.

    fatih dönemi kayıtları, on yedi yahudi mahallesi sayar. bunlar arasında bahçekapı, balıkpazarı, unkapanı, edirnekapı ve balat vardır. 1600'lü yıllara gelindiğindeyse hasköy, ayvansaray, cibali, kasımpaşa, galata, beşiktaş, ortaköy, kuzguncuk ve üsküdar değişik cemaatlere bağlı yahudilerin yerleşim yerleridir.

    cemaatlere ait havra adlarının bir dökümünü çıkaran abraham galante, bu adların ilgili cemaatin göç ettiği ve dilini konuştuğu ülkeye göre değiştiğinden bahseder. romalılara ait havra adlarından bazıları, ahrida, serez, yanbol, kasyorya, selanik, dimetoka, sinop, eğriboz iken, seferdimlerde katalan, seniora, portekiz, aragon, korduba; aşkenazilerde alaman, budin ve benzerleridir. havra adları konusunda ilginç bir şey de, seferdimler arasında zorla değil de kendi iradesiyle göç edenlere ait bir havranın adının 'kendi gelen' olmasıdır.

    bankerlik ve ticaret sahasında olağanüstü faal olan yahudilerin yaptıkları diğer işleri evliya çelebi sayar; mücevherciler, peynirciler, kaşer imalatçıları, meynaneciler (rumlarla rekabet halinde), parşömen imalatçıları, teshipçiler, tercümanlar, eczacılar, hekimler...

    istanbul'da il kurulan matbaa, 1494'deki yahudi matbaasıdır. rumlar, 1624'de, türkler ise 1727'de matbaa kuracaklardır.

    on yedinci yüzyılın ikinci yarısında on sekiz yıl türkiye'de ikamet eden michel febvre'nin söyledikleriyle bitirelim: "o kadar becerikli ve çalışkandırlar ki, kendilerini herkes için zorunlu hale getirmektedirler. türkler ve yabancı tüccarlar arasında hiçbir önemli aile yoktur ki, hizmetinde ya malların bedelini tayin edip kalitesini kestirmek, ya da tercüman olarak hizmet etmek veya olan her şey hakkında fikir vermek üzere bir yahudi bulunmasın. onlar kentte olan her şeyi, herkeste neler bulunduğunu, bunların miktar ve niteliklerini tam zamanında ve tüm ayrıntılarıyla söylemesini o kadar iyi bilmektedirler ki, onlardan ticaret için aydınlanmaktan başka bir şey yapılamaz. rumlar ve ermeniler vs. gibi diğer doğu milletleri bu yeteneğe sahip değillerdir ve onların becerisine ulaşamazlar. bu da tüccarları, onlardan ne kadar iğrenilirse iğrenilsin, yahudilerden yararlanmak zorunda bırakmaktadır."