şükela:  tümü | bugün
  • şimdi düşünüyorum da beni hep istanbul'lular harcamış.. nasıl hiç aklıma gelmemiş buranın bizden büyük olduğu.. bizi harcamış istanbul.. şimdi harcayan olmuşum, gözünden beni harcayacak adamı tanıdığımda.. ama yemin ederim,ben hala ilk gün van'dan geldiğim gibi her gördüğüm yeni insanda o ışığı aramışım..

    sarıyer'de şehrin tepesinden istanbul'u izleyen değil, beşiktaş'ta şehrin tam göbeğinde oyunun içindeyim.. kuralları ben koyarak.. sistemi görüp beceremeyenler vardır.. sistemi görüp becerikli olup başarıya ulaşanlar, bir de sistemi beğenmeyip kendi sistemini kendi kuranlar... kuralları koyan yenilmez.. çünkü oyunu en iyi bilen o'dur..

    oysa sistem değil, insanlarmış denklemin bilinmez değişkenleri.. nash'in rastlantısal bilinmez güvercin adımları teorisi gibi bir bilinmezle baş etmeye çalışmışız..

    yaratıcı sen olursan güvercin adımlarınının sayısını bilirsin..

    istanbul'lular satar diye öğretmişlerdi ve önlemimi almıştım.. asıl koyan ise, istanbul'luların satması değil, anadolu'dan istanbul'a gelip belli bir vakit geçirdikten sonra satanlar oldu.. ''kalabalıklar içinde yalnızlıklar'' gibi cümlelerle yıllarca dalga geçtim ve anlamadım, şimdi çok daha iyi anlar oldum, seni yalnız bırakan insanların arasında kalmanın nasıl bir ızdırap olduğu..

    özetle gelmeyin istanbul'a.. insan her yerde aynı ama gerçek karakterlerini ortaya koyacak fırsat çıkmıyor.. lars von trier'den, dogville'i izledin mi?? işte orada insanın ne olduğunu nietzsche felsefesiyle en ince ayrıntısına kadar anlatıyor..

    şimdi intikam ateşi olmaksızın bir hayat geçirmek.. beklentisizlik içinde.. zerre beklenti duymamak, ve kendi hayatındaki önceliklerden taviz vermemek..

    sana gelince, sen o günleri -
    kendi oğluyla yatan,
    kızlarının körpe etini satan
    bir ana gibi satıyorsun!.
    satıyorsun:
    günde on kaat,
    bir çift rugan pabuç,
    sıcak bir döşek
    ve üç yüz papellik rahat
    için...

    ben dostlarımın hepsinin düğününe gittim.. çorum'da düğün oldu tek bir kişi bile gitmezken, ben borç harç bulup gittim.. bir dostum okulu bırakacağı zaman, dört arkadaşımdan 500'er lira para alıp, kendim de 10 katına yakın bir miktar para koyup, ''ben okumuyorum ama sen sonuna geldin terketme'' dedim..

    4 kez nikah şahitliği yaptım.. arkadaşlarım sevgililierinden ayrılmıştı.. kollarıma düşüp ağladılar, ''kurtarırsan bu ilişkiyi sen kurtarırsın'' dediler.. hepsinin biten ilişkisini toparladım beni nikah şahidi yaptılar..

    askerdeydim uzun dönem, okulumu terketmişim herkesi her şeyi geride bırakmışım, şükrü aradı; ''ne zaman bitiyor askerliğin, nikah tarihini 31 ağustos'a aldık''dedi.. benim ise askerliğim ekim ayında bitiyordu.. ''hiç sorun değil, 12. bölüğün ordaki tellerden askerler kaçıyor, askeriye izin vermezse ben o tellerden kaçarım, orada olurum''dedim.. altı üstü kaçtığım için bir ay daha uzayacaktı askerlik..

    arkadaşlarımın hepsi evlenirken, onlara bekarlığa veda düzenledim.. öğrenci olmama rağmen masrafları üstlendim.. mezun olduklarında kimse kutlamazken, aldım eğlenceye götürdüm; ''bugün kardeşim mezun olmuş, eğlenecek tabii'' dedim..

    kendi hayatımı hiç bir zaman düşünmedim.. önceliklerim hep onlar oldu.. ben babası tarafından satılan biri olduğum için; ''insan ailesini seçemez ama dostlarını seçebilir'' diyip sıfırdan bir dünya kurmaya çalıştım..

    mevlana'nın kapısını birisi çaldığı zaman;

    mevlana: ne getirdin??
    adam: hiç bir şey
    mevlana: git o zaman

    ertesi gün kapı tekrar çalar

    mevlana: ne getirdin??
    adam: atlaslar, en değerli kumaşlar
    mevlana: git o zaman

    ertesi gün kapı tekrar çalar

    mevlana: ne getirdin??
    adam: altınlar, yakutlar, elmaslar
    mevlana: git bu kapıdan
    adam: ne getirmemi istiyorsun??
    mevlana: biz dostlarımız için ''kellemizi'' getirdik..

    ben dostluğum için kellemi koydum ortaya.. onlar iş buldular beni aramadılar paraya kavuşunca.. evlendiler, karılarından korkup beni aramadılar, karılarını kendi çevrelerine sokacaklarına, kendileri kadının çevresine girdiler.. obsesif kompülsif hastası olduğumu öğrendiğim gün, doktor arkadaşım; ''yapacak bir şeyim yok, iyi bir doktor bul ona git ilgilensin sen'' dedi.. mezuniyetinde eğlendirdiğim arkadaşlarımın hiçbiri ben mezun olduğum zaman gelmedi.. aileleri, işleri, sevgilileri, hırsları, kariyerleri vardı..

    allah ayette; ''yerlere göklere sığamadım, müminin kalbine sığdım'' der.. ben insanlarda allah'ın yeryüzündeki tecellisini gördüğüm için çok sevdim ve her şeyimi vermeye hazırdım..

    sonu hüsran oldu.. bunu bana sadece hayat öğretmedi.. albert camus-yabancı, nietzsche, yunan bilgeliği vs. okumuştum.. beklentisizlik kavramını biliyordum ama dostlarımın beni satacağını bilmiyordum..

    berna anısına yazıldı..