şükela:  tümü | bugün
39 entry daha
  • 15-18 yaş arası sürekli yaptığım eylem. adım adım sokak sokak gezdim. son 21 yıldır ankara'da yaşıyorum ama istanbul'u daha iyi bildiğimi iddia ederim her zaman.
  • kadıköy ve özellikle moda bu iş için var zaten.
  • besiktaş-aksaray arası (karaköy, eminönü, sultanahmet) adımlayarak destek verdiğim eylem. (evet deli dürttü)
  • caddebostan sahilde bu ara sık sık yaptığım eylem. üstte depresyon alametleri yazan doğru yazmış...
  • (bkz: kadıköy)
  • ara sıra yaptığım aktivite. her yeri geziyorum. boğaz havası almak istersem vapura biniyorum. en güzeli de yürüyüşten sonra sahilde oturup denizi izlemek insana huzur veriyor.

    (bkz: sarıyer)
  • kadıköy sokaklarında yaptığım eylem. herkes uyumuş mis gibi sokaklar.
  • herşeyi de başlığını açmak suretiyle burda paylaşmayın arkadaşlar rica ediyorum yahu, zaten şunun şurasında içine edilmedik ve zevk aldığımız bir kaç aktivitemiz kalmış onları da burda yazıp haberdar etmeyin şunları ya...

    vallahi sahilde, orda burda attığın turdan vergi alırlar, demedi demeyin. etmeyin!
  • istiklalde salak salak dolaşmayı bırakın gidin ''balkan lokantası''nda uygun fiyata karnınızı doyurun.
  • bazen hafta sonu erkenden uyanır kadıköy’e giderim yürüyerek. o yeni açılan 3. dalga kahvecilerden adını bilmediğim bir kahve alır, bir de sigara yakar moda caddesi’ni izlerim.

    sonra oyun atölyesi ve moda sahnesi’nde ne var ne yok diye bakarım, şanslıysam sabahın köründe kimsenin izlemek istemediği bir film olur ona giderim. moda sahnesi’nin sineması benim evin salonu kadar, küçücük. film yoksa haftanın yedi günü dükkanı sabah yedide açan iplikçi amcaya gider ip, etamin, keçe alırım.

    saati 12-1 ettiysem eğer zeplin’e gider, caddeye bakan basamaklarda oturup bir bira içerim. çalışanlarla ahbap olduk zaten fındık fıstık ikram ediyorlar iki hoş beş ediyoruz. yanımda varsa kafa dergisi’nden cem davran ve zafer algöz’ün yazılarını okurum. gerisi çöp zaten ya, kafa dergisi şişirilmiş bir balondur.

    sonra balık pazarındaki baharatçılara gider, asla içmeyeceğim yeşil çay, beyaz bilmem ne otu falan alırım. oradaki amcalar da bilir beni. en son mephisto’ya uğrar, ayrıntı yayınları’nın kitaplarından bir iki sayfa okur artık dönüşe geçerim.

    benzer bir geziyi salacak - kuzguncuk arasında da yaparım bazen.

    ben 3-3,5 yıl öncesine kadar avrupa yakası’nda oturuyordum, istanbul’da kendi kendine vakit geçirilebileceğini, in bin yapmadan sakin bir semtte dolaşılabileceğini bilmezdim. otuzumdan önce öğrendim, bunlar iyi gelişmeler.

    bu sabah da kadıköy’deyim ve bu hafta sonu biraz üzgünüm. yine istemediğim şeyler söylediğim bir hafta bitti. insanın aklından aşk geçerken ağzından nasıl nefret çıkıyor anlamıyorum. aylar sonra gördüğü birinin boynuna sarılmak isterken yüzüne neden bakamıyor bilmiyorum.

    bugün bunları düşünüyorum. tiyatro sezonu açıldı, şanslıysam kimsenin gitmek istemediği bir oyunun en erken seansına bilet bulur, düşünmeye devam ederim.

    karar aldım; evdekiler bitmeden yeşil çay almayacağım, zeplin’e gitmeden kahvaltı edeceğim ve yarın daha güzel bir sabaha uyanacağım.
3 entry daha