şükela:  tümü | bugün
  • tüm zamanların en klişe sorularından biri. ve bu soruyu, kendi yaşamımın değişme arifesinde olmasından dolayı yeniden sorarak güncellemek zorundayım.

    kendim yer bilimleri ile ilgilenen bir mühendisim. eşim ise satış sektöründe. ama ben de satış sektörüne geçmeyi düşünüyorum.

    tahmin edeceğiniz üzere ankara'da oturuyoruz. *ve ben geçirdiğim bir ameliyatın akabinde bir kaç aydır işsiz durumdayım.

    eşim ise çalıştığı yerden terfi teklifi aldı ama bu terfiyi alabilmesi için istanbul'a taşınmamız gerekecek. sağlık durumum şuan iyi ama bir kaç zaman daha işsiz kalacağımı öngörürsek eşimin alacağı ve eve getireceği maaş üzerinden hesaplama yapacağım.en iyi ihtimalle ilk yıl için maaşı 3500 2.yıl icin 6000 ve 7, 8 yıl sonra yeni terfilere bağlı olarak 15000-16000 olacak. tabii ki ben de oraya gittikten en geç 2 3 ay sonra bir işe girebilmiş olmayı öngörüyorum. en kötü halimizle ilk yıl eve 6000 tl gelir getireceğimizi düşünüyorum.

    ancak ailelerimiz ve tüm düzenimiz burda, ankara'da. yarın bi gün çocuk olsa ne bakacak kimse var ne de sevebilecek kimse... ama kariyer odaklı bakıldığında en tepelere çıkılabilecek bir fırsat var. (en azından eşim açısından.ben de ankara'dan daha fazla para alırım herhalde.)

    gidersek eşimin iş yeri şişli'de olacak benimki şuan için tabiki muamma. evimiz yok kiraya çıkmak durumundayız. ankara'da ulaşım ve yaşam açısından rahat, nezih ve güvenli denilebilecek bir yerde yaşıyoruz ve en azından bu standartlarda bir yerde oturma isteğimiz var.

    ankara monotondur ankaralı monotondur belki, belki insanı soğuktur ama konuştuğunda, samimidir, delikanlıdır dobradır dolambaç yapmaz, art niyet aramaz. ve ankara, günümüzde popüler kültür olarak lanse edilen ve hatta dizilerde de çokça empoze edilmeye çalışılan entrika, arkadan iş çevirme, insanı sırtından vurma,iki yüzlülük, küçük görme ve bunların yanında gelir ve kültür adaletsizliğinin bir yansıması olarak magandalık, hırsızlık,cana kast vb. durumlar konusunda, konumu ve yapısı itibariyle diğer metropollerden daha naif ve iyi durumdadır diye düşünüyorum.

    bunu niye belirtiyorum, burada doğmuş büyümüş biri için istanbul insanının (geneli için konuşuyorum, iyi insanlari tenzih ederim) bu yapısına alışmakta zorlanacağımızı ve hazmedemeyeceğmizi söyleyenler var.

    bunun yanında yaşam standardı olarak haddimizi bilen ama bunun yanında da mevcut standardımızın altında bir yaşam sürdürmek istemeyen bir aileyiz. (dedigimiz standart, devlet tarafından yoksulluk sınırı için belirlenen ücret kadar parayla ankara'da yaşayabilme yetisidir. tabi başlangıç olarak böyle)

    bu parametrelere dayanarak bana samimi fikirler verebilecek arkadaşlardan yardım bekliyorum. istanbul'un trafiği,stresi,pahası, insanı makineleştirmesi ve bu doğrultuda duygusuzluğa yöneltmesi ve kalabalıklar içindeki yalnızlığı bizi ürkütüyorken; tarihi, bogazı, beşiktaş'ı, kariyer olanakları ve iyi kazançlarla istanbul'un keyfine verilebileceği gerçeği de bizi cezbediyor.
    bu klişe soruyu tekrar önünüze koyduğum için affınıza sığınıyor ve bu yardıma muhtaç yazarınıza yardım edeceğinizi umarak teşekkürlerimi sunuyorum. (şirin oldum mu) *

    edit1: arkadaslar bir cok mesaj aldim. usenmeden banane demeden yazmissiniz cok tesekkur ederim.

    edit2: yaptigim para hesabini gercekci bulmayan ve haliyle dalga gecen bazi arkadaslar olmus. yoksulluk sınırının 5000 tl ye dayandığı günümüzde, maalesef bunları bize utopik gösterenlerin, yani turkiye'deki çarpık yasami yaratan ve buna engel olmayanlarin ayibidir bu. ben isler rast gittiginde ve terfi halinde hiyerarsik duzende hali hazirda calisanlarin aldiklari paralari yazdim oraya sadece. ılk yil egitim adaptasyon. ılk yil bitince bir nevi asalet aliniyor o yuzden maas yuzde 70 artabiliyor. sonraki 5 6 7 yilda da ceo nun alt kollarindan birisine yukselme imkani var pozisyon bosluklarindan o sebeple rakamlar bir anda cift haneli oluyor.

    edit3: ozel mesajlardan gordugum uzere 1 2 olumluya dönük yorumun dışında herkesin ortak kanaati 'gelme biz de illallah ettik. firsatini bulsak kacacagiz' seklinde. tamam ben gelmiyorum ama isleri tersine cevirip ben sizleri ankara'ya davet etmis olayim o zaman.* denizi yok melih gökçek i var diyenler için, evet bizde durum boyle ama size huzuru vaad ediyorum buyrun. boyle dedikten 2 gun sonra ben de araniza katiliyormusum mesela. * saka bi yana tekrar teşekkür ederim herkese. kararimizi gercekten etkileyecek tavsiyeler ve yasanmisliklar anlattınız. gercekten hepsi çok değerli ve önemliydi. karar az cok verildi gibi ama kesin durumu netlesince buradan paylaşacağım. o andan itibaren verecegim karara gore bana layik gördüğünüz övgü ya da sövgulerinizi, ya hakli olmanin gururuyla ya da kacinilmaz tecavüzden zevk almaya bakan birinin rahatligiyla karsilayacagim. *sağlıcakla...
  • istanbul'da yaşanır yaşanmasına da öngörülerini tekrar değerlendirmen gerekiyor gibi(maddi).
  • sürekli beynimi yeyip bitiren sorunsal.

    iş imkanları orada, yaşadığım şehirde iş bulamıyorum. istanbul'da ilanlara başvursan en azından görüşmeye falan çağırıyorlar. sonra düşünüyorsun değer mi diye! trafik, hayat pahalılığı, kalabalık, hafta sonu bir yere gitmeye kalksan gidemiyorsun, yeniden düzen kurmanın zorluluğu vs. bilemiyorum altan.

    istanbul'da yaşayan insanlara kimsenin bir söz söylemeye hakkı yok çünkü bu amk memletinde her şey istanbul'da! insanlar mecburen yaşamaya çalışıyorlar ama değer mi işte o tartışılır..
  • 20 milyon bir şekilde yaşadığına göre sorunsal olmayan sorunsal.
  • tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak diyerek yaşamaya çalışıyoruz. yoksa evlat olsa eve gidilmez o derece şu an istanbul. he ama öğrenci iseniz ve paranız varsa o zaman keyif sizin.
  • aman ha kardeşim, etmeyin. istanbul'da 20 binle de insan gibi yaşayamazsınız. hayvani paralar bayılıp bir ev tutarsınız, ne yolu vardır ne manzarası. egzoz kokuları ve araba kornaları içinde "huzurlu bir hayat"ınız olur. bir pazar ailece sakin bir kahvaltı yapmak için taa kilyos'a filan gitmeniz gerekir. istanbul öyle bir dolu, öyle bir tıklım tıkış ki insan vapurdan caddeye varana kadar panik atak geçirecek gibi oluyor.

    kendimi bildim bileli istanbul'da yaşıyorum. arada üniversite için ayrıldığım oldu, 1 yıldan fazladır da bursa nilüfer'de yaşıyorum. yemin ederim huzuru buldum. istanbul tam bir kaos. yolda yürürken deliren bir esnaf mı kesecek, çıldırmış bir otobüs üstüne mi çıkacak, yanındaki çöpte bomba mı patlayacak belli değil. ne bir yeşillik var ne bir park,bahçe. yarın öbür gün çocuğunuz da olursa alışveriş merkezlerinin yapay çocuk alanlarında büyüyecek. lafın özü, iki gün gidip gezmek için istanbul iyi şehir derdim eskiden. şimdi beyoğlu filan da bitti, emin değilim. ama yaşamak? her gün çekeceğin strese değmez. fazladan kazanacağınız iki kuruş ta zaten dört bir taraftan yiyeceğiniz kazıkları kapatmaya gider. kendinizi kemirdiğinizle kalırsınız. çok olumsuz oldu ama kusura bakma artık.

    aklına sonradan gelme editi: birkaç hafta önce bir iş için gittik istanbul'a. caddebostan k.m'de bi kahve içelim dedik. cinemaximum vardı içeride, 2 sade kahveye 15 lira verdik. güzel bi filtre kahve olsa uygun tamam da, kahvede bir koku, bir koku... gidip sordum çalışan çocuğa bu niye böyle diye, ben daha birşey demeden çocuk iade aldı. kahveyi arıtma suyla yapıyorlarmış. orada geldi aklıma 2 yıl önce suya bi bok karıştırıp bu iğrenç kokulu suya mahkum ettiklerini koca ıstanbul'u. havası, yolu, suyu, her şeyi ayrı dert yani.
  • avrupa dahil bir çok şehirde uzun bi süre yaşadım. 2 yıldır istanbuldayım ve gerçekten bu şehirde yaşamak istemiyorum..
    öncelikle iyi insan, iyi esnaf filan diye bir şey yok. herkes sizi sikmeye çalışıyor. izmir'de yalıda filan girdigin esnaflarla sokakta konuştugun insanlarla. avrupa'nın herhangi bir yerinde sana yardımcı olmak için gerçekten iyilik için iyilik yapan insanlar yok burda. çok garip tipler var. metrobüs'te filan denk gelirsiniz binerseniz. herkes dertli, herkes koşuşturuyor. eskişehir gibi şehirlerde insanların aheste aheste şehri böyle seviyormuş gibi yürümesi bile çok hoşuma gitmişti. o tatlı teyzeler filan anca evlerinde. dışarıdaki teyzeler dayılar da sizi sikmeye çalışıyor. bir yerlere çıkmaya üşeniyorsunuz. yok park sorunu, yok trafik sorunu vs. bin bir türlü olay.

    not: sadece kendi düşüncemdir mesajla filan sataşmayın please.. yok bizim bakkal ahmet amca var çogiyi filan gibi şeylerle de çürütmeye çalışmayın.
  • şişli ve civarında 2+1 oturulabilir bir dairenin fiyatı 2000-2500 tlden başlıyor. şehir kalabalık, insanların insanlık seviyesi oturduğun muhite göre değişkenlik gösterir. şişlide nispeten maddi durumu iyi bir mahalleye yerleşirseniz sıkıntı olmaz.toplu ulaşım aşırı kalabalık olduğundan çok yorucu, kişisel ulaşım ise işe gidiş ve iş çıkış saatlerinde trafikten dolayı çok bunaltıcı. iş yerinize yakın bi yerde oturmanız daha iyi olur. şehiri öğrendikçe yapılacak sosyal aktivitelerin çeşitliliği doyurucu gayet. şahsi fikrim aylık 10000 tlnin altında bir kazancınız varsa istanbul size hayatı zehir edebilir. hayırlı öngürüler.