şükela:  tümü | bugün
  • adı açıkça telaffuz edilmese de istanbul'da emlak yoluyla yapılan ve ülkenin geri kalanını da etkileyen (gayrımenkul fiyatlarının anlamsızca şişmesine sebep olan) üstü kapalı sürgündür.

    istanbul'un toplumun maddi durumu iyi olan azınlık yüzde ve zengin araplar, zengin yabancılar için hazırlanması olayıdır. yıllarca memur aileleri -kirada bile olsa- tek maaşla maltepe'de, bostancı'da, üsküdar'da, beşiktaş'ta oturabildiler hatta emekli ikramiyesiyle rahatlıkla ev bile alabildiler buralarda. ama özellikle son 5 yıldır sürdürülen ve bilinçli olduğuna inandığım politikanın sonucu kira ve ev fiyatlarının hızla tırmanmasıyla insanlar önce daha tenha sayılabilecek yerlere, sonra kendileri gibi habersiz sürgüne kurban gitmiş insanların da aynı bölgelere göç etmek zorunda kalmasıyla birlikte orada şişen nüfustan dolayı fırlayan fiyatlar sebebiyle daha da tenha yerlere, sonra da gerçek "dağbaşına" göçmek zorunda kaldılar. bu gidişle maceranın sonu istanbul dışına kadar uzanacak zaten ki bence amaç bu.

    mesela hayatı bostancı'da geçmiş bir aileyi düşünün. önce kiralar yüzünden kartal'ın tepesine taşınmak zorunda kalıyorlar, sonra oraya da gökdelen tipinde rezidanslar dikip fiyatları fırlatıyorlar, ailedeki gelir hep aynı tabi. günden güne orası da değerlenip kiralara yetişemeyince bu sefer tuzla'nın tepelerine, oradan kurtköy'de tek tük kalmış eski binalara, oradan da artık yepyeni isimlerle kurulan gerçek dağ başındaki sürgün mahallelerine taşınmak zorunda kalıyorlar ki bu konuda şahit olduğum çok örnek var. sonunda gelir seviyesine göre ayrıştırılıp kimse farkında bile olmadan artık dağbaşı diye bir kavramı kalmamış istanbul'dan yavaş yavaş dehleniyor insanlar. her gün daha önce hiç duymadığımız mahalle isimleri, metro durakları, yerleşim bölgeleriyle karşılaştığımız şu ırzına geçilmiş istanbul'dan.

    nüfus yoğunluğu da bu tezgahı güzel yağlayan etkenlerden tabi, üç tane yetmez beşer tane yapın. yok arkadaş şu ülkede barınacak bir dört duvar bu kadar pahalı olamaz, olmamalı. ekonomiyi, asgari ücreti, gayrisafi milli hasılayı düşünün. akıl işi mantık işi değil.
  • alt ve orta sınıf şehrin merkezinden dışarılara doğru göç ediyor. artık o hale geldi ki istanbul bitti gebze ve derincede ev tutabiliyor.

    2005 yılında ilk işe başladığımda beyoğlunda ortalama bir evde kiraya çıkıp geçinecek para alıyordum. o zaman karaköy ve tophane taraflarında iş yerleri vardı. hayalim halıcıoğlundan ev almaktı. evler halıcıoğlunda 80 bin civarındaydı. aslında hiç de hayal değildi. beyoğlunda halıcıoğlu çok uzak gelirdi. beyoğlunda ev alamayan kişiler ne yapalım diyerek oraya giderlerdi.

    şimdi bizim iş yerinde yeni başlayanlar tuzlada bile ev kiralayamıyor. gebze ve derincede kiralayabiliyorlar. hayalleri kurtköy'de ev almak. iş yerlerimiz zaten gebzeye taşındı.

    istanbul bu hale geldi.

    kentsel dönüşümden bahsetmiyorum bile. o toplumun en alt kısımı şehrin merkezinden sürmek için.
  • bunları kitaplarımızda yazdık.
    (bkz: accumulation by dispossession)
    (bkz: primitive accumulation)