şükela:  tümü | bugün
  • atlaya atlaya okumak zorunda kaldığım buket uzuner kitabı. karakterlere aynı şeyi kendi ağızlarından 28 defa söyletince dostoyevski olunmuyor ne yazık ki...
  • son zamanlarda okuduğum en sikimsonik romanlardan birisi. zorlama karakterler, bitmek tükenmeyen tekrarların dısında sürüyle mantık hatası bulunuyor.

    --- spoiler ---

    bir kere belgin karakteri yardımcı doçent mi, profesör mü bir türlü karar verememiş buket hanım. her sayfada ayrı telden çalmış, ayriyeten 250-300 sayfada bilebilecek bir kurgu neden 600 sayfaya yayılmış anlamadım. güzeller güzeli, demode saçlı 40 kusur yaşındaki, virgül burunlu belgin öylesine gereksiz övülmüş ki insanın icine fenalık basıyor, yeter in de bir tur biz binelim dedirtiyor okura. söyleyecek cok şey var ama jackie halide hanım karakterinin ismine özellikle bir antipati beslediğimi belirtmeliyim.
    --- spoiler ---

    olmamış buket uzuner, otur diyoruz üzülerek.
  • buket uzuner'in everest'ten cikan yeni romani.evet buket uzuner romani gorunce eskisi gibi sevinmeyebilicek kadar buyudum ve okudum cok sukur,ama yine de vitrinde gorur gormez aldigim,ve fakat hayal kirikligindan öldügüm bi kitap oldu bu.levent kirca kadar mesaj kaygili,kahramanlarinin samimiyeti sifirin altinda,romandan ziyade yazarin roportajlarindan birini okuyormus hissi uyandiriyor.karakterlerin kisiliklerini daha iyi ve gercekci yansittigini dusunerek her birine yazdigi anlamamiz abuk subuk tekrarlayan cumleler kitabi iyice itici yapmis.ozetle,ben okudum üzüldüm,baskalari yanmasin diyorum burdan.
  • okunduktan sonra, okunmaması tavsiye edilen romanlar arasında kendine yer bulan buket uzuner kitabı...
  • tekerrür cümlelerle okurken baymış bir kitaptır, her karakter ve hikayesi aynı cümlelerle başlar, tekerrür cümleler çıkarıldığında kanımca en fazla 70-80 sayfalık bir hikaye kalır ki çok daha iyi olur, gerisi laf ve sayfa kalabalığıdır bi de kitabın fiyatını artıran ayrıntı...
  • buket uzuner'in okuduğum ilk kitabı. ama mutlu olmam gerekiyormuş, bu kitabı kumral ada mavi tuna okumadan önce okumuş oldum, dolayısıyla yaşadığım bir hayal kırıklığı yok. benimkisi daha ziyade "öff ne sıktı be" durumu.

    imla yanlışları, düşük cümleleri geçtim mantık hataları da var:

    --- spoiler ---
    3.bölüm "barda tek başına"

    karakterlerden gey barmen baturcan ilyas "biz aslında trabzon'un tatavlacık köyündeniz..." diyor. ilerleyen sayfalarda ise "ordu"lu oluyor. nasıl oluyor da oluyor!?
    --- spoiler ---

    yazdıktan sonra hiç okumamış sanırım.

    şu konuda hakkını yemeyeyim, karakterlerini öyle bir konuşturuyor ki, erkek muhabbetini, kadın muhabbetini, gey muhabbetini, tiki muhabbetini vs. çok iyi gözlemlemiş yazmış.
  • balkonu olmayan 50 m2 evlere tomarla para dökebilen insanlardır. konseptmiş, haha.
  • kaçıp gitmek hayalleri kurulduğu bir aşamada okunduğundan olsa gerek beni kumral ada mavi tuna'dan sonra en çok etkileyen buket uzuner kitabı. tabi buket uzuner ne yapsa ne etse kumral ada mavi tuna tadını bir daha yaşatamıyor ama ondan sonra "en" manasında bu kitap benim listemde ikinci sıradaki yerini aldı.

    ece kent istanbul'un harmanında birbirinden alakasız onca insan, birbiri ile alakalı ilişkiler yumağında (ama zorlama ama değil) bir şekilde yeşilköy'de kaderleri kesişiyor ve onca sayfa zevkle okunuyor tarafımdan.

    her bir karakterin iç dünyasına sızma, kendini onun yerine koyma, hak verme-vermeme, kendini bulma-bulamama döngüleri ile içinde kayboldum sayesinde. bir de beni gerçeklikten alıp romanın içine alıp dış dünya ile ilişiğimi kesen bu tür kitaplar sırf bu özellikleri ile bile özel ve önemlidir benim için.

    hani bazen sadece okursun, sayfaları çevirir durursun, bazen de bir masalın içine girmişsin de sanki oradaymışsın gibi olursun. işte bu kitabı okurken ben sanki oradaydım.

    kurgusal hatalar gözden kaçan ayrıntılar yok değil. garibim baturcan ordulu mu trabzonlu mu biraz muamma. bir de mesaj kaygısı insanın gözüne gözüne sokuluyor ama bir o'nun gözünden bakıyorsun hayata bir de ötekinin.

    koşup gidip alın okuyun değil belki ama bir boş vaktinizde mutlaka okuyun türünden bir kitap.
  • bir havaalanındaki bir grup insanın bir kaç saatlik yaşamını anlatan kitap. bu insanlar; belgin, belginin kankası, sevgilisi, hocası, eski kocası, bakıcısı şeklinde uzayıp gidiyor. gerçekten de tekrarlar çok fazla olmuş bu da kitabın yazılışının uzun bir zaman dilimine yayılmasıyla alakadar olabilir belki. hayranlarının okuması gereken (tekrarları önemsemezsek) karakterlerin yine çok güzel bir incelikle anlatıldığı bis kadar ya da kumral ada mavi tuna kadar olmasa da iyi bir roman olmuş.
  • klişe karakterlerin aynı klişeler etrafında döne dolana anlatıldığı bir kitap; üzerine yazımdaki özensizlikler (her an düşmüş cümlelere denk gelebilirsiniz), kurgudaki hatalar da eklenince, bir noktadan öteye okuyamadım, bıraktım.

    --- spoiler ---
    küçük bir örnek: roma'da çantasını çaldıran profesör enişte, bir sonraki cümlede madrid konsolosluğu'na gidiyor, çünkü meğer çantayı barcelona'da çaldırmış.
    --- spoiler ---

    kimse mi okumuyor bu kitapları baskıya girmeden önce, ben tek okumada farkediyorsam, ki gene yollarda, yolculukta, her elim değdiğinde okuduğum halde, o kadar farkedilmesi güç hatalar değil bunlar herhalde.

    tavsiyem, "steinbeck, yaşar kemal güzel de, tasvirlerde çok sıkılıyorum ben, çok uzun uzun tasvirler var" diyen arkadaşlar, alsınlar, okusunlar. değilse, okunacak daha çok şey var.