şükela:  tümü | bugün
  • kader anlayışının çok güçlü olmasıyla da ilgilidir. bizler genelde gelenek olarak vaktimiz geldiyse öleceğimizi kabul eden bir toplumuz.

    aynı asimetri sağlık sorunları hakkında da görülür genelde. anca hayat kalitesi çok düşünce ameliyata okey vermek de buna benzerdir. kanser her yeri sarana kadar kan kussa da herkesten saklamak ve sigaraya devam etmek gibi...
  • düşünmek istemiyorum, aklıma her geldiğinde kaçıyorum bu düşünceden. ailemi taşınmaya ikna edemiyorum ben taşınamıyorum. gerçekten elimizden bir şey gelmiyor. o gün gelecek diye beklemek, düşünmek... insan bunu kaldıramaz.
  • bursa'da evliyalara güveniyorlar da istanbul'dakini istanbullular bir açıklasın.
  • bu tehlikenin varlığını reddedip, bilinç dışına atmalarındandır.

    deprem her an, her yerde sizi yakalayabilecek bir afettir. önceden kestirebileceğiniz bir olay da değildir. dolayısıyla sürekli olarak depremi düşünmek, akıl sağlığınızı tehdit eder. çünkü depremi düşünmek, aynı zamanda ölümü düşünmektir. bunun sonraki aşaması obsesif kompulsif bozukluktur.
  • insanların, istanbul' da yolda yürürken ölme ihtimalini depremde ölme ihtimalinden yüksek görmesi ve
    ölmek ve istanbul' da yaşamak arasında derin bir fark görülmemesi sebeplerden birkaçı olabilir.
  • biz toplum olarak neyden korkuyoruz ki? sel gelecekmiş gelsin allah'tandır, deprek gelecekmiş gelsin allah'tandır, meteor çarpacakmış ooo çarpsın çarpsın allah'tandır...
    biz böyle yetiştirilen bir toplumuz. önlem almayı bilmeyen bir toplumuz. okullarda bazen tatbikat yapılırdı yangın ya da deprem anı için. tatbikat esnasında olayın ciddiyetini kavrayamayan gülüşen çocuklar olarak yetiştik. en basitinden evlerimizin çoğunda küçük bir ilk yardım kutusu bile yoktur. bir şey başa gelmeden ciddiyetini kavrayamıyoruz ne yazık ki. ama doğaya dikkat edersek aslında bize bu deprem ile ilgili küçük ip uçları veriyor ve bundan kaçarımız yok.

    düzeltme: imla
  • dask havuzu hortumlanmisken,
    yeni yapilan binalarin hemen hepsinde kalitesiz veya eksik malzeme kullanilmisken,
    toplanma alani denilen yerlere binalar dikilmisken,
    1. derece afet yollari insaat ve yola park yuzunden dapdaracik olmusken,

    deprem oldugunda en iyi seyin olmek oldugunu farkina varmis olmasidir, zira hayatta kalirsa sonrasi bombok.
  • demirden korksak trene binmezdik kader anlayışı çok fazla bile bile lades toplumu ve yeni yapılan yapılarda yaşayanlarında depremden daha az hasar görme umuduyla yaşamaları.
  • burada yaşamaktan başka bir çaremiz olmadığı gerçeği.
    çürük beton yığınlarını bizlere şehircilik diye kakalayanlar utansın.
    şu toplumun en kötü özelliği "birşey olmaz yea"cılık.
    japonlar hem ateist hem salak ya harekli binalar inşa etmiş.biz ölünce cennete gidicez nede olsa,tek umudumuz bu.
  • çaresizliktir. avcılar'da büyümüş ve hala buralı olan biri olarak şöyle anlatmaya çalışayım; 99 depreminde malum istanbul ilçelerinden en çok etkilenen yerdi avcılar. üstelik dolum tesisleri de ilçenin içerisinde. depremden önce yeşilköy ile hem nüfus hem fiyat standardı yarışmaya başlayan avcılar'da deprem sonrası evler üç otuz paraya satıldı. gidenlerin neredeyse tamamı memleketine gitti, kalanlar ise 1-2 sene kadar başka ilçelerde ikamet edip sonra geri döndüler ki buna biz de dahil.

    ancak geldiğimizde gördük ki; depremden sonra bir şekilde ayakta kalmış ama ağır hasarlı binalardaki evlere insanlar kiracı olarak girmişler. bakıyorsun gitsen gidecek yeri yok, satsa satacak malı yok.

    bu konu aslında istanbulun da tezahürü bir noktada. başka şehirlere gitseniz hele ki belli bir yaşı geçmiş insanlar için alışması, düzen kurması mümkün değil. iş bulması, istanbul'daki kadar gelir elde etmesi mümkün değil. 1500 tl kira yerine 300 tl kira verip o binalarda yaşadı insanlar. ve süreç ilerledikçe tekrardan gitmekten de vazgeçtiler.

    ancak bir noktada kadercilik de mevcut tabii. ben mesela 17. katta oturuyorum, ulan diyorum deprem olsa, bina yıkılmasa bile ben herhalde o 17 katı inene kadar kalpten giderim zaten ama bir yandan da yaşamaya devam ediyoruz. yarınımız hatta bu gecemiz bile belli değil çünkü. demek istediğim; korkuyoruz, korkuyoruz ancak yapacak başka birşey de yok gibi.