şükela:  tümü | bugün
  • belirli aralıklarla insanı ziyaret eden, düzenli olarak giderilmediğinde bünyede ciddi boyutta rahatsızlık yaratan ihtiyaç; en iyisi ihtiyaç haline gelmesine meydan vermemektir aslında.*
  • yurt disinda yasayanlarda, daha cok iliman mevsimlerde kendini gosteren bir ic geciris.
  • yurtdisinda okumanin bir yan etkisi
  • "istanbul özlemi" çeken kişinin sarfedeceği cümle.
  • periyodik olarak,hatta artık bagımlılık boyutunda, istanbula ugrayıp duran kimsenin, saat 3 ilac saatim geldi diyormus rahatlıgıyla sarfettigi cumle..
  • istanbul'u özlemek ve başka bir bozuk tabirle istanbul'a gidesi olmak, gideceği gelmek. "istanbul'um geldi" (hadi apostrof da benden olsun...) diyen insana "hangi istanbul? bebek sahil tarafındaki mi, bağdat caddesi dolaylarındaki mi, bayrampasa ya da armutlu yöresindeki istanbul'un mu gelen?" diye bir sormakta fayda vardır tabii ki. hani boğaz'da balik raki hayali ile istanbul'a gelip, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak durumunda kalmak da var işin ucunda nitekim.
    (bkz: gidici)

    edit: istanbulum geldi başlığından taşınmış olan bu entrimizin apostrofları kendinden olup sadece edit notu eklenmiştir.
  • beni hiçbir şeyin vazgeçiremeyeceği, taviz vermeyeceğim ilkelerimden bir tanesi anti-istanbul düşünce yapımdır. istanbul güzellemelerinden, kendini istanbullu addetmiş kitlelerden ve bunun romantizme dökülmesinden haz etmem. bakınız işi bu boyuta taşıdığımız hızlı bir dönem bile oldu.

    lâkin gel gör ki ben bu şehre sadece işim düştüğü zaman gitmekten büyük keyif alıyorum. kabul; şehrin havasına, insanına, mültecisine, hızlı hayatına, insan çeşitliliğine ve tüm bunların getirdiği megaköy atmosferine bir haftadan fazla dayanamıyorum ama bu şehre düzenlediğim her kısa ziyaretin sonucunda sıcak ve tatlı anılarla dönüyorum. altı gün kalsam yedinci gün "bu martı neden burada uçuyor??" diye söylenmeye bile başlıyorum bırak arap istilasını bir kenara.

    bugün de dahil olmak üzere bazı sabahlar uyanır uyanmaz kendimi beyoğlu'nun yokuşlarında bulmak istiyorum. o dar sokakların arasında kaybolayım, istiklâl'in grafitilerini seyrederek insan seli arasında yol alayım falan. hakikaten arada canım çekiyor bunu ve kendime şaşırıyorum. bir klasik olarak bir şehri güzel kılan içinde yaşayan insanlardır biliyorum ama bu şehri istemenin tuhaf bir aurası var.

    istanbul insanın hayatını yerle bir eder, yeni biri olur çıkarsın. bunun iyi yönleri de olur kötü yönleri de. hayatta kalmanın en güç ve bir o kadar tecrübe kazandıracağı türkiye'nin en büyük köyüdür bana göre.

    tüm bunlara rağmen var bir çekim. sanki burada yaşanacak şeylerin yaşanması gerekiyormuş gibi bir çağrı. ufak kaçamaklardan yol yaparım yine tez vakitte.