şükela:  tümü | bugün
  • 140journos'un başlattığı bir seri. ilk bölümü, söylediklerine sonuna kadar hak verdiğim beyaz yakalı bir arkadaşa ayırmışlar. devamını merakla bekliyorum.
    "istanbul hepimizin gözleri önünde bir şehir, eridi gitti. kimse kafasını kuma gömmesin."

    bölüm-1
  • harikulade bir seri. günlük hayatta yaşanan dramı gözler önüne seren taksim ve istiklal rezilliğini iyi işlemiş. insanımızın ne kadar ortalama altı bir hayata razı olduğunu farklı örneklemlerle ortaya koyan seri.
  • çok uzatmışlar bana sorsalar daha kısa hatta tek cümleyle özetlerdim.

    "istanbul'da ömür geçer, hayat yaşanmaz."
  • genel anlamda 9/10 verdiğim röportajımsı.

    adam genel olarak çok güzel anlatmış fakat 3 senedir istanbul'da yaşayan biri için çok fazla sızlanıyor. 23 senedir istanbul'da yaşıyorum nerelerden bugünlere geldik onun ikamesini pek sunamamış. şahsi fikrim sadece bir kişi değil hem geçmiş hem de çeşitli meslek dallarından ve de mavi yakalıları da içeren bi seri olursa tadından yenmez.

    burada eleştirdiğim falan anlaşılmasın, dediğim gibi genel sunu, anlatım, ifade 9/10 değerlendirmem. özellikle taksim'i itin götüne sokması çok hoşuma gitti. taksim'de hakkaten inşaattan başka ne var?

    bi de şu belediyeden torpilli pezevenklerin olayına parmak basmış. sahilde yeşillik alanın dört tarafını çitle çevirip 'giriş ücretli' diye allah'ın yeşilliğine parayla oturtanların karaktersizliğine de değinmiş. ney? giriş ücretli!

    en çok da bana samimi gelen 'metroya biniyorum hadi ben 4 durak sonra iniyorum ama bu bile bi sorun istanbul'da. önde dursam insanlar inip binemiyor, arkaya gitsem 4 durak sonra ben ineceğim nasıl ineceğim, baktığın zaman bu bile bi stres' gerçekten çok haklı yemin ediyorum. çok samimi geldi bana.

    metrobüs için dediklerine de harfiyen katılmakla birlikte ilk defa şehir dışından gelen birine acı bi gülümsemeyle bakıyorum demesi biraz mübalağa geldi. zaten istanbul'a ilk defa gelen biri medeniyetin göbeğinden gelmiyor ki abi ya suriye'den geliyor ya da doğudan geliyor. hani sıraya girme kavramı vs. yok dal gitsin modunda!

    umarım 2.bölümü mavi yakalılarla yapılır ve de daha varoş semtlerde çekilir.
  • istanbul'dan ayrıldıktan sonra daha iyi kavradığım şeylerin dile getirilmiş hali olmuş. evden işe 10 dakikada gidebilmek, bir yerlere koşturmak zorunda olmadan, kalabalıklar içinde boğulmadan, çok daha güzel evlerde yaşanabilecek hayatlar varmış.

    üniversite zamanları ya da gençlikte istanbul'un hareketi çok cazip geliyor ama bir yerden sonra sorumluluklar üstüne binince eskisi kadar gözüne güzel görünmüyor bu şehir.

    ben şanslıydım kendimi kurtardım, gerçekten gidebileceğiniz bir yerler var ve iş imkanınız da mevcutsa istanbul'da daha fazla vakit kaybetmeyin derim.

    not: yaklaşık 2 ayda bir iş nedeniyle istanbul'a geliyorum, gezerken çok keyifli ama artık yaşamak ister miyim? hiç sanmam.
  • istanbul'a geldiğimde beni şirkette ilk karşılayan, şu an kendisi de emekli olup kaz dağları'nda satın aldığı 4 dönüm arazi içerisinde eski bir köy evinde yaşamakta, kendi domatesini biberini yumurtasını etini sütünü üretmekte olan abimin söylediği şu sözü unutamıyorum:

    "istanbul'da yaşadığını sanan her alt ve orta gelirlinin evinde kök salmış bir incir ağacı vardır, ölene kadar o ağacı sökmeye çalışır."

    tanım: hoş bir çalışmadır. takipteyiz.
  • istanbul'da dolmuş şöförleri var deniz görmeyen sözünü hatırlatan tespitlerdir.
  • muhtesem calisma olmus. iki bolumunu de cok begendim.

    cekim, muzik, roportaj sahane hepsi.
  • 140 jounos'un en iyi işi. izlerken sinirim bozuldu ikinci bölümü. adam her boka isyan ediyor ama ne hikmetse üremiş. bu döngü böyle devam ediyor işte. senin istanbul hakkında, hayatın hakkında en ufacık isyan etmeye hakkın yok. paran olmadığı halde ürüyorsun. daha bu olgunluğa erişmemesişsin. o yüzden zerre üzülmüyorum bu insanlara.
  • 2. bölümü mavi yakalıbaşlığı ile gelmiş röportaj dizisi.

    buradan->