şükela:  tümü | bugün soru sor
  • haritaya bakarsanız bizans'ın sağı solu, her tarafı osmanlı olmuş ve ortada nokta kadar bir bizans kalmış. ordusu bitik, ekonomisi bitik. imparatorluk falan yok karşımızda şehir devletine dönüşmüş bir bizans var.

    ellerinde bir tek istanbul kalmış o da istanbul bile değil, tarihi yarımada dediğimiz yer. bugünkü istanbul'un üç ilçesi kadarlık alana sıkışmış bir devlet yani.

    ayrıca katolik-ortodoks ayrışması yüzünden avrupadan da dışlanmış ve yalnız bırakılmış. askeri bir destek alamıyor, para ve gıda yardımını da minimum düzeyde alıyor. özetle karşı taraf çok zayıf biz de çok güçlüyüz.

    şöyle bir örnek vereyim; barcelona ile bayburtspor maç yapsa barcelona maçı kazandıktan sonra barçalı taraftarların çıkıp "heyt be ne büyük zafer kazandık. imkansızı başardık." deseler komik olmaz mı? bizim istanbul'un fethini abartmamız da buna benziyor.

    "yok ben bu fikri kabul etmiyorum, fatih sultan mehmet imkansızı başardı." diyen arkadaşlar için;

    osmanlı ordusu vs bizans ordusu;
    (200.000 asker) vs (10.000 asker)
    (200 gemi) vs (26 gemi)
    (70 büyük top) vs (hiç top yani 0)
    (56 küçük top) vs (hiç top yani 0)

    hani diyorlar ya "fatih 20 yaşında istanbul'u fethetti ama bu günün gençleri çok boş." ulen bizim mahalleden 20 yaşındaki en boş genci al, bu orduyu ver eline o bile alır istanbul'u.

    burada amacım fatih'i küçümsemek değil. fatih büyük bir lider ama onu büyük yapan şey istanbul'u fethetmesi değil. o şartlarda kim olsa istanbul'u alırdı. bizans zaten bitmişti.

    fatih'i büyük yapan şey istanbul'u aldıktan sonra sanat eserlerini korumaya almasıdır. aydınlanmaya ve bilime önem vermesidir. kütüphane kurması ve batlamyus'un atlasını (dünyanın ilk atlası) değerli görüp kütüphanesine koymasıdır. çocuk yaştan itibaren kendini geliştirmek için çabalaması, 6 dil öğrenmesidir. osmanlıda resim günah sayıldığı için yasaktı, ama fatih buna rağmen resmini yaptırmıştır bu da önemlidir. bilime ve sanata açık bir insan olduğunu gösterir.

    milliyetçi-muhafazakar kesim ve bunların aptal tarihçileri, tarihi o kadar yüzeysel anlatıyorlar ki fatih deyince "istanbul'u fethetti, büyük fatih, peygamberin övgüsüne ulaştı." diyorlar da başka da bir şey bilmiyorlar.
  • tarihin yüzeysel anlatıldığını iddia eden arkafaş sen baştan sona yüzeysel bir eleştiri yapmışsın. üstelik tarihçi de değilken. fethin önemi alınan toprağın yüz ölçümü ile alakalı veya sadece ondan ibaretmiş gibi atıp tutan bir kişi kimseyi eleştiremez. istanbulun alınması aynı zamanda geniş bir hinterlandın kazanımı demektir. beğenilmeyen 2 3 ilçe yüzünden osmanlı devleti balkanlara geçeceği zaman venedikli gemicilerin eline muhtaçtı. bu sadece bir örnek. mahallenden 20 yaşındaki çocuk 200 bin adamı idare edip şehir alabilecekse hrlal olsun zaten fatihten farkı yok demektir. bir kale içerisindeki 10 bin adam çok yüksek bir rakam. sanki meydan savaşında karşılaşıyor bu ordular. neyse.
  • abartmayın dedik de itin götüne sokun demedik ya ağalar.

    tarihiyle övünmeye muhtaç her gelişmekte olan* ülke gibi biz de önümüze bakıp ışık göremeyince arkadaki üstü tozlanmış parıltılara daha büyük anlamlar yüklüyoruz.
    tabii bu arada arkadaki parıltıya dikkat kesildikçe yürüdüğümüz yola gölgemiz düşüyor ama olsun... sonuçta "bi zamanlar..." ile başlayan destansı hikayelerle ideolojik mastürbasyon yapmak kısa süreli de olsa mutlu ediyor bizi.

    savaşı elbette osmanlı kazanacaktı, hatta osmanlı bizans'ın doğal sahibiydi bile. toprak yönünden osmanlı'ya, ekonomik yönden cenevizliler'e bağlı bir bizans'ın egemenliğinde ısrarcı olması beklenemezdi zaten.

    yine de bu fethin öyle bir yönü var ki çoğu övgülere mazhar bir durum.

    bizans'ı fethetmek oradaki kıç kadar toprak parçasına sahip olmak değildir. önemi de buradan gelmemektedir. bizans avrupa toplumlarının "idealini" yaşamış ve yaşatmış örnek bir kurum niteliğini yüz yıllarca temsil etmesinden mütevellit manevi bir anlamı vardır.

    bu manevî anlam o kadar büyük ve milletlerüstü bir değer taşır ki istanbul'u fetheden sultan mehmet, fetholunmuş aciz bir kültür muamelesini yapmamış, o kültürde hangi yüce değer varsa üzerine alarak yüceliğini arttırmıştır. şöyle ki; fatih, bizans'ı aldıktan sonra kendini roma imparatorluğu'nun tek varisi saydı ve ünvanları arasına kayser'i de ekledi. kayser ünvanı, ancak papa eliyle taç giyildiğinde kazanılan ve "birleşik hristiyan dünyasının başındaki kişi" manasına gelen evrensel-dinsel bir değerdi. (ki fatih bu ünvanda hak iddia edecek tüm yabancı hanedanları ortadan kaldırmıştır.)

    ıslam dünyasının tartışmasız lideri fatih'in, hristiyan dünyasına kayser olması, (teorik manada) dünyanın tek bir devlet olduğunun ve başkentinin de istanbul olduğunun kanıtıdır.

    bu teorik duruma göre; orta asya türk geleneğinin cihan hakimiyeti amacı ancak fatih sayesinde başarılı olmuştur.