şükela:  tümü | bugün
  • başlığı okuduğunuz anda önyargılı yaklaşıp muhtemelen içeriği okumadan yorum yapacaksınız, fakat önce bir dinleyin derim!

    kendi çapımda amatör tarih merakım üzerine yaptığım araştırmalarda bu kanıya vardım. neden vardım onu da bilmiyorum fakat öylesine fethi araştırırken istanbul'un fethinin abartıldığını düşünmeye başladım.

    osmanlı tarihine şöyle bir baktığımızda üç kıtada önemli topraklar kazanmış bir devletin yaptığı fetihlerin çoğunun istanbul'u almaktan daha kolay olduğunu düşünmüyorum. fetih zamanına baktığımızda ve iki ülkeyi kıyasladığımızda bizans'ın artık bitik durumda olduğunu osmanlı'nın ise yükselen bir değer olduğunu görüyoruz. bunu anlamak için evvela o dönemin haritalarına bir göz atalım; bizans osmanlı

    bu iki haritada gördüğünüz üzere bizans'ın tüm toprağı istanbul'un şimdiki fatih semtinden ve yunanistan'ın mora yarım adasından ibaret. yani nüfus kıyaslaması yaptığınızda ortaya uçuk bir oran çıkmaktadır. dolayısıyla bu durum savaş esnasında hangi tarafın daha avantajlı olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır.

    savaş esnasında mora'da bulunan topraklarda yaşayan insanların bizans'a pek fazla destek sağlayamayacağı ortada iken bizans'ın kuşatma esnasında kendi kendine yetmesi mecburi olarak haritalardan bile anlaşılmaktadır. fatih kadar bir bölgeyi kontrol eden doğu roma imparatorluğu kalıntısının kaynaklarını düşündüğünüzde ne iki ay sürecek kuşatmaya karşı koyacak ekili arazileri ne de kayıp askerlerin yerine koyabileceği bir nüfus mevcuttur. dilerseniz o dönem iki devletin asker sayısına şöyle bir göz atalım;

    osmanlı askeri kuvveti; 50 bin & 250 bin dolaylarında asker, 90 & 300 gemi, 4 şahi olmak üzere 10 büyük ve 56 küçük top.

    bizans askeri kuvveti; 7 bin & 10 bin asker, 26 kadırga ve kalyon.

    gördüğünüz üzere bizans'ın tüm gücü bundan ibaret. ayrıca osmanlı'nın kaybedeceği askerin yerine koyabilecek nüfusu varken bizans'ta aynı durum söz konusu değildir. kaybedilen askerin yerine koyabilecek bir nüfus maalesef olmamakla birlikte ekili arazilerin ve depolanmış gıdaların azlığı da şehrin uzayan bir kuşatmaya pek fazla dayanamayacağını bizlere göstermektedir.

    anlayamadığım bir husus fatih ilçesi kadar bir yeri yöneten bizans'ın, her istanbul'un fethi konu edilince "imparatorluk" olarak anılmasıdır. sanırım insanlar bizans deyince italya kıylarından mısır'a, kırım'dan azerbaycan'a kadar olan doğu roma imparatorluğunu hatırlıyor olacaklar ki o imparatorluk yüzlerce yıl evvelde kaldı, kalan bizans'a ise ancak beylik denebilir.

    bu fetih sırasında yapılan büyük şahi toplar, gemilerin karadan yürütülmesi vs elbette çok zekice taktiklerdir fakat tüm bunlara rağmen yine de istanbul'un fethinin o kadar abartıldığı gibi bir askeri zafer olmadığını düşünüyorum. neticede güç olarak bakıldığında asker sayısı, kaynaklar, nüfus ortadayken ve osmanlı ile ilçe devleti bizans arasında tek engel surlar iken böyle bir zaferin göklere çıkarılması bana biraz abartı olarak gelmektedir.

    ha siyasi zaferidir, dini zaferdir, stratejik vs zaferdir onları bilemem zaten bu fethi'de en fazla dinciler göğe çıkarmaktadır sanki hristiyanlığın kalbine hançer saplamışçasına bir zafer sarhoşluğu içerisindelerdir fakat askeri açıdan baktığımızda bizans'ın elindeki bu toprak parçası ve insan gücü ile fazla dayanamayacağı zaten kaçınılmazdır.

    dolayısıyla bizans'ın fethi balkan'ların, mısır'ın, macaristan'ın, anadolu'nun, yunanistan'ın veya diğer bölgelerin fethinden, askeri açıdan baktığımızda, fikrimce daha zor veya daha büyük değildir.

    not; alttaki arkadaşın entryde verdiği linke girip bakınca hakikaten müslüman türk yağmasına uğramış aziz istanbul. keşke hiç feth olunmasaymış, öyle varoş bir milletiz ki tarihi eserleri korunsa berlin'e, roma'ya paris'e nal toplatacak bir şehir iken düştüğü, yağmaya, yozlaşmaya uğradığı hallere bak...

    sonra biz türkler niye barbar...
  • rivayete göre medeniyetleri ezip geçen hun imparatoru attila'nın, dönemin konstantiniyye'sinin surlarını gördükten sonra kuşatmaya uğraşmadan geri döndüğü söylenir. theodosian surlarının zamanının ötesinde yapılar olduğu biliniyor, grejuva gibi dönemin en iyi teknolojilerine sahip bizans'ın ölüsü bile boru değildir, öyle gelişine içinden geçilemez. fatih'in bile istanbul'u alabilmek için özel toplar döktürdüğü biliniyor, haftalarca surları top ateşine tabi tutması gerektiğini duymuştum.

    ki bizans dönemlerinde istanbul'un avrasya'nın en önemli ve gelişmiş şehri olduğu da düşünülünce aslında epey büyük bir başarıdır. yol açtığı olayları da düşününce bence abartıldığına değecek bir fetihdir.

    ki istanbul'un fethinin, bu şehrin başına gelebilecek en kötü kaderlerden biri olarak değerlendiririm, çünkü, ama yiğidi öldür hakkını yeme, kesinlikle tarihteki en önemli fetihler arasındadır istanbul.
  • tarihte konstantinopolis'i ilk fetheden kişi olmadığını da not düşmek lazım. şehrin ilk fethi 4. haçlı seferi sırasında 1204'te gerçekleşiyor ki, doğu roma tarihi boyunca epey darbe alsa da, son ölümcül darbeyi bu fetihle aldığı söylenebilir.