şükela:  tümü | bugün
  • şimdi işe başvururken, aşamalardan geçerken iş ortamı nasıl, iş arkadaşları nasıl tipler bilemiyorsun tabii. tek düşündüğün şuraya bir gireyim. sonra giriyorsun bir bakıyorsun o da ne; ben bu işleri çok bilirim diye sana neyin cakasını sattığı belli olmayan fısıldayarak konuşan tipler filan. aklı sıra tüyo veriyor gibidir dingil.

    sonra bazı ortamlarda nereden kaynaklandığı belli olmayan bir sinir stres vardır. gerçekten buna da değinmek isterim. o ortama girdiğinde anlarsın bunu; yöneticisinden operasyonel elemanına kadar, sanki nasa görevi yerine getiriyorlarmış da; uzay kapsülü istenilen yerine konuşlanabilecekmiymişcesine gereksiz sinir stres hareketleri. herkesin birbirinin arkasından ceviz kabuğunu doldurmayan dedikodular yapması. bakın bu ceviz kabuğunu doldurmayan ifadesini de iyi kavramanızı isterim. dedikodunun bile ceviz kabuğunu doldurmayanı, ucuzu.

    olum neyi paylaşamıyorsunuz siz demek istersin o anda. o kadar mal doludur ki; çok büyük hayalkırıklığına uğrarsın. daha o ilk gün burada insan nasıl yıllarca çalışabilir amk; ne biçim millet lan bu diyerek, istifa ederken hayal etmeye başlarsın kendini. dünyanın en boktan durumlarından biridir.
  • kafanız o kadar karışır ki resmen ambele olursunuz. moraliniz, asabınız bozulur. o anda işsiz kalmak bile size çok daha çekici ve mantıklı gelir. kendinizi oradan kaçma ve sıyrılma planlarının içinde bulursunuz.
    zaten genelde bu hisse kapıldığınız anda iş işten geçmiş demektir.
    direnme ve sabretme durumunda işe gideceğiniz sabahlar size kabus olur. içinize kapanır, sabahları tiksintiyle uyanırsınız.
  • bunu işin ilk gününde düşünüp 1 ay sonra istifa ettim.
    o arayı da maaşımı alayım diye geçirdim. maaşımı aldığım an da istifa ettim.
    1. günden de biliyordum istifa edeceğimi.

    siz siz olun böyle durumlarda hemen iş arayın, bulun ve istifa edin.
  • henüz ilk iş günümün sabahı uyandığımda nedense içime doğdu, işe geldiğimde gördüğüm manzara da bunu pekiştirdi. 3 aydır çalışıyorum, işi terketme gibi bir lüksüm yok ancak başka bir iş bulduğum gibi kaçacam buradan.
  • gelecek günlerin işkence gibi geçeceğine işarettir. ben de 8 ay önce işe başladığım ilk gün buradan kurtulmalıyım dedim, yine de mücadele ettim, elimden geleni yaptım. bu ara tetikteyim, her an işten çıkarılabilirim, onlar beni göndermeden ben gideyim diye uğraşıyorum, ama 8 aydır arayan soran yok, şimdi işsizlik kapıdayken hiç olmaz..
  • iş görüşmesi afiili toplantı odalarından birinde yapılmıştır da, sonra işe başladığında "işte senin de masan burasıııı" diye oturttukları ortamda ışık az geliyordur, cam yoktur, yemekhane kokusu geliyordur, sırttan cereyan vuruyordur, havalandırma tam kafanın tepesinde gür gür ses yapıyordur vs.

    özetle o şekilli toplantı odası gitmiş, yerine mavi renk iğrenç kubiklerin ve gri jaluzilerin olduğu florasan lambalı çirkin bir yer gelmiştir. işte o an anlarsınız ayrılacağınızı ama nedense böyle hep bir umut, sanki düzelir, belki olur diye diye bir bakarsınız iki sene geçmiş.

    bir yerden sonra insan sanki yapışıp kalıyor, hipnoz gibi. özetle tavsiyem şu ki ilk girdiğiniz anda sempati hissetmiyorsanız ayrılın. sonra hiç gidilmiyor. neden ben de anlamadım.

    bak ofis bilgisayarında ciddi iş yapar gibi görünüp entry yazıyorum.
  • ilk gün anlaşılandır. bilirsin, hissedersin. yok aga bura bana göre değil dersin. ama çok istediğin için araya girenlerin hatrına deneme süresinin bitmesini beklersin ve basarsın istifayı.

    edit: şimdi tekrar düşündüm, iyi ki basmışım istifayı. sikerler ya mesai bitsin diye dakikaları sayıyordum. şimdiki iş yerimde akşam nasıl oluyor anlamıyorum.
  • yeni evliyim o aralar para gırla.hanımla geziyoruz sabah akşam.zaten kış günü anasını satayım mis gibi geceden açıyoruz filmi içiyoruz biraları sabah 4 gibi falan yatıp öğlen 12-1 civarı kalkıp keyif kahvaltısına başlıyoruz sonra akşama kadar geziyoruz ankarada tunalı-bahçeli-eymir vs. vs. hayat şahane amk.gel zaman git zaman aile büyüklerinin ısrarı işte oğlum artık evlisin tamam çok çalıştın biriktirdin gez toz ama işsizlik yakışmaz falan filan lafları içime kurt düşürdü.3-5 gün takıldık aynı düzen ama baskılara boyun eğdim ve başladım kariyer.net turlarına.derken çok geçmeden bi iş yakaladık büyük bi otomobil satış bayiinde.neyse görüşmeler mülakatlar falan fıstık işi kaptık.ilk günde güzeldi aslında yeni kurulmuş firma kapıdan müşteri girmiyo herkes masasında facebook,youtube vs. takılıyo.ohh dedim amk.neyse araya hafta pazar tatili girdi.pazartesi sabahı tekrardan başladık.yeni iş arkadaşları birbirini tanıma amaçlı sikkodan muhabbetler işte.sıcakkanlıyımdır ve girdiğim ortamlarda çabuk kabul görürüm.neyse aga ortamda bi tuhaflık var amk herkes o kadar rahatki sanırsın hepsi patronun oğlu,kızı,yeğeni kontenjanından çalışıyo.çaylar kahveler,yarım saate bir sigara molaları,kızlı erkekli geyik muhabbetleri gırla.neyse dedim bi çaycının temizlikçinin ağzını arayım.birini sıkıştırdım dedim abi burası ne iş böyle iş yeri demeye bin şahit ister.adam dökülmeye başladı.maaşların düzensiz yatırılmasından,iş yerinin paravanlığından falan filan.patronundan müdürüne kimse koca plazayı sikine takmıyo.patronlar doğu kökenli baya köklü bi aileden gelme adamlardı.burayı sırf yerimiz belli olsun adı altında açmışlar meğersem.bikaç kişiyle daha konuşup teyit aldım olayın doğruluğundan.zaten evdeki rahatlığı özlemişim bunlarıda duydum dururmuyum..ama durdum mesaiyi bitirdim.ertesi sabah aradım gelmeyeceğimi zöyledim.müdür hayal kırıklığına uğradığını söyledi özür diledim konu kapandı.bilmem belki yalandı söylenenler belki doğruydu.ama yatmaya öyle bi alışmıştı ki vücut bu fırsatı tepemezdim ve 2. günümde bastım istifayı..
  • iş yerine ilk girildiği ofise ilk adım atıldığı an bellidir bu. fakat insan inatla çalışmaya , alışmaya çalışmaya gayret gösterir ama görünen köy uzakta değildir. hatta belki kılavuz da istemez. *
  • ilk staj denememde başıma gelmişti. ben iyi ingilizce bilen, iyi bir okulda okuyan bir liseli olarak kendimi fazla önemli görmüşüm. bbodrumda yaşıyorduk orada bir turizm acentasında haftasonları staja başladım. ilk başta çok hoşuma gitmişti turistlerle konuşup hem sosyalliğim hem de dilim geliçecekti. ama sabahın 7 sinde işe gidip akşam 10 a kadar temizlik yapıp çay ikram ettikten sonra bunun bir iş değil kölelik olduğunu düşünüp bir daha gitmedim.
    iyi de yapmışım 14 yaşında ne işim vardı zaten.