şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: ecce homo)
  • sabah gazetesinin iş ve yönetim eki. her pazar okuyucusu ile bulunan başarılı ekin sayfa sayısı krizden sonra biraz azaldı gibi. ama internet sitesini kuvvetlendirerek bu açığı kapattılar.

    linki de şu:

    http://www.isteinsan.com.tr/
  • ithaki bilimkurgu serisi sayesinde haberdar olup okuduğum ve çok sevdiğim kitap. içsel yolculuğu zaman yolculuğla birleştirme fikri oldukça başarılı ve iyi işlenmiş.
  • (bkz: michael moorcock)'ın orijinal adı (bkz: behold the man) olan romanıdır.

    bu kitaba ne kadar bilimkurgu denebilir bilemiyorum çünkü kitaptaki bilimkurgu öğeleri, toplamda 1-2 sayfa bile yer tutmayan zaman makinesi betimlemesinden ibaret. kitap aslında inanç, kimlik, kader gibi öğeler ile insan psikolojisini de irdeleyen tarihi kurgu (historical fiction) türünde. illa bilimkurgu kalıbına sokmaya zorlarsanız din bilim'inin kurgusu olabilir. boş bir gününüzde okuyup bitirebileceğiniz kadar kısa.

    kitabın arkasında yazdığı gibi m.s. 28 yılına isa peygamberin çarmıha gerilmesini görebilmek için test aşamasındaki bir zaman makinesine binmeye gönüllü olan karl glogauer’ın hikayesini anlatıyor. kitap boyunca hem karl’ın çocukluğundan yetişkinliğine kadar olan hayatını hemde geçmişe gittiğinde yaşadıklarını iki koldan okuyoruz.

    hikaye genç yaştaki okuyuculara uygun olmadığı gibi hassas yetişkinler için dahi fazlasıyla rahatsız edici olabilir.
  • bir dücane cündioğlu yazısıdır...

    kendimin peşindeyim.
    kendimin, yani hakikatin.
    hakikatimin.
    tüm güçlü ve zayıf taraflarımla kendimin.
    yoldaşsız bir yolda.
    tek kişilik bir yolda
    herkes gibi.
    yalınız.
    yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan.
    evet, kendimde ısrar ediyorum. yolumda.
    ısrar etmek zorundayım.

    o hâlde, sen ey çocuk, gülme, çaresizim.
    yaralıyım.
    kendimle aramdaki mesafeyi kapatmak zorundayım. büyüklerim gibi. büyüklerin gibi. efendimiz gibi.
    ölmek zorundayım. bir an önce.
    hiç değilse, ölmeden önce.

    duydukların, bir yanlış anlamanın sonucu, yanlış ve eksik bir anlayışın.
    başkalarının günahıyla aziz olamazsın der çehov.
    kendi re’yini kullanacaksın demek ki.
    ve kendi rüyetine dayanacaksın.
    güvenme o halde başkalarının düşlerine. kendi düşünle amel et, seni sana gösterebilecek bir düşle.
    kimbilir, belki de bir tek düşle.
    duymadın mı, önce mücahede, sonra müşahede buyurmuş şeyh-i ekber.
    kavga etmedikçe kendini tanıyamazsın. kendini karşına almadıkça.
    kendini, yani tüm dünyayı.
    tevbe edebileceğin günahların varsa, ne mutlu sana! kendisinden dönebileceğin, vazgeçebileceğin, yaptığına pişman olacağın günahların, ama senin günahların, sana mahsus günahların, yapamayacağını zannettiklerin ama yaptıkların.
    tevbe etmek demek, ayağa kalkmak demek, her düşüşünde yeniden kalkmak.
    düşüşlerin, yolda oluşunun alâmeti. düşe kalka yürüyüşünün. insan oluşunun.
    düşmekten korkmamalısın o hâlde. korkacaksan, ayağa kalkamamaktan kork!
    düşersen, ayağa kalkmaktan kaçınma! düş, ama her defasında yeniden kalk!
    günahların da senin, tevbelerin de.
    düşüşlerinle kemâle ereceksin, ve günahlarından dönüşlerinle.
    noksanlarınla, eksiklerinle, yetersizliklerinle âlemin kemâline katkıda bulunacaksın.
    noksan olmayaydın âlem noksan olurdu, senden, senin eksiklerinden, noksanlarından, yetersizliklerinden mahrum kalırdı.
    düşmedikçe kalkamazsın.
    günah işlemedikçe tevbe edemezsin.
    sözün özü, bağışlamadıkça bağışlanamazsın.
    musil’in şu sözünü hatırla:
    herkesin, yaptığı işlerde masum olduğu ikinci bir vatanı vardır.
    haklılaştırmadan, kendini temize çıkarmadan içinde rahat edemeyeceğin yapma(cık) adaları boşver de sen, içinde yanmaktan gocunmayacağın öz vatanında ikamet etmeyi sürdür. cehenneminde. kendi ateşinde. kendi günahların sebebiyle. kendin için.

    masumiyet senin kârın değil.
    sen insansın!
    kimi zaman bir cîfeye dokunurmuş gibi hissetsen de kendini, kendini kavrama çabasından aslâ vazgeçme!
    kendini bütünüyle kavramak zorundasın.
    bütünüyle, yani bütün günahlarınla.
    seni, hakkını verdiğin takdirde kemâle erdirecek olan günahlarınla.
    hak ehline, işte insan dedirtecek günahlarınla.

    bil ki ben hakikatim ey talip.
    insanım çünkü.
  • ithaki yayınlarından çıkan kitabı aldığımda, herhalde çok güzel bir eser demiştim, yine insanoğlunun en büyük hatalarından birini yaptım, dışına bakıp aldandım.

    işte insan, michael moorcok adlı bilim-kurgu yazarının kısa romanı.

    kitapta, zamanda yolculuk eden karl'ın, bir şekilde m.s. 28 yılına gitmesi, daha önceden yine bir şekilde aramice adlı eski dili öğrenmiş olması vasıtasıyla iletişim kurabilmesi ve tarihe olan ilginç etkisi anlatılıyor. sadece paragraf atlayarak bir anda karlı'ın geçmişine flashback yapıp sonra hikayeye devam ediyor moorcock, kendinizi film izlermiş gibi hissedebiliyorsunuz.

    kitabın bazı kısımlarında incil'in çeşitli versiyonlarından alıntılar yapılmış, geçmişe giden karl'ın hikayesi ile incil'den alıntılanan kısımlar güzel olarak nitelendirilebilecek bir şekilde eşleştirilmiş, buradaki kurgu güzeldi.

    nasıra'lı isa, var mıydı yok muydu, bir mit miydi yoksa? karl bunun cevabını arıyordu, ancak cevap hiç umulmadık bir biçimde gelir.

    ancak, kitap hiç de etkilemiyor insanı, sadece kurgusunun güzel olması yeterli değil, edebi anlamda çok ama çok zayıf, tasvirler kötü. daha iyi bir eser beklerken açıkçası hayal kırıklığına uğradım. aynı başlıktaki farklı bir yazar'ın da dediği gibi, bazı kısımlarda yalnızca bazı insanları rahatsız edebilen detaylar da mevcut.

    tanım: zamanda yolculuk yaparak m.s. 28 yılına giden bir adamın tarihin akışındaki yerinin anlatıldığı kısa bilim-kurgu romanı.

    öneri: okunmazsa çok şey kaybedilmez, çok daha iyi bilim-kurgu kitapları mevcut, bir asimov asla değil.