şükela:  tümü | bugün
  • herkesin başına gelen, hatta "ben mesleğimi çok severim ulan" diyenlerin bile ara ara başına gelebilen bir olaydır.

    öyle bir an gelir ki; "işe ne gerek var. ben gideyim bir köyde koyun otlatayım, onlara kaval çalayım" demeye başlarsınız.

    bu anda genellikle içi anlatılmaz yaşanır bir öfke kaplar; kovulmayı kafaya koymadıysanız, birşey de yapamıyacağınız için kendinizi 190 psi hava basılmış 40 psilık lastik gibi hissederseniz. her an patlayacak, kanındaki gama ışınına kendini bırakmaya hazırlanan bruce banner olursunuz. fakat iş ortamında olduğunuz için yeşilleşmek yerine en fazla kızarır şakağınızdan bir damarı şişirebilirsiniz.

    bu sıkıntıyı yaşamanızın bir çok nedeni olabilir, bazılarını irdeleyecek olursak:

    *** yöneticiniz tamamen şansa, yönetici olmuş bilgisiz bir hanzodur. ***

    birçok çalışan aslını kendini bu durumda görür ama ne yazık ki nadiren gerçekten de durum bu şekildedir. eğer gerçek durumlardan birindeyseniz ve yöneticinize anlamadığı bir şeyi anlatmaya çalışıyorsanız sıkıntı kendini ilk önce mr spock'ın kaş kaldırması olarak gösterir. "mantıksız kaptan" demek istersiniz. ama ne de olsa adam yöneticidir durumun çözülebilmesi için ilk önce anlaması gerekmektedir.
    6 yaşında çocuğa anlatır gibi anlatmaya başlarsınız. o da ne anlattığınız şey yine anlaşılmamaktadır. ne yapmalı? eğer matematik ile ilgili birşey varsa 100 üstünden örnek vermeyi deneyebilirsiniz. "şimdi 100 liranız olsa 25iyle pergel alsak" gibi. eh yine olmuyorsa elma, armut metodunu deneyebilirsiniz. armut üstünde kullandığınız her vurgu basıncın yükselmesini ilk aşamada biraz azaltacaktır.
    olay pergelle, armutla bir şekilde çözüldüyse sıra yöneticinin karar verme aşamasına gelmiştir. ne de olsa yönetici o iş için ordadır ya, doğru bilgiyi aldıktan sonra karar verecektir...
    karar çıkar ama yanlış karardır. bir daha anlatıp ikna etmeye çalışırsınız. aslen sizin derdiniz sadece karar versin diye bilgileri önüne sunmaktır ama sorumlu bir insan olarak (özellikle priminiz vs bu karara bağlıysa...) tekrar denersiniz. ikinci denemede çimenin kokusunu alırsınız sanki.
    üçüncü denemede koyunların melemesini duymaya başlarsınız.
    iş bitip de yöneticiniz sonucu kendine mal ettiği zaman çekmecenizden kavalı çıkartıp bir iki öttüresiniz gelir.

    *** yaptığınız iş gerçekten ama gerçekten çok rutin, çok sıkıcıdır ***

    sanayi devrimi diye birşey oldu, insanlar makineleşmekten uzaklaştı diye düşünenlerden olabilirsiniz. ama ne yazık ki plazalı mlazalı ortamlarda çalışıyor bile olsanız hakikat bu durumdan çok uzaktır.
    doğanın yapısından olsa gerek atom çekirdeğinin etrafında dönen elektron gibi her ay, her hafta hatta bazen her gün aynı şeyleri yapmak, aynı raporları hazırlamak, aynı briefleri vermek zorunda kalabiliyorsunuz.
    hadi rapor hazırlıyor olalım. aha raw data geldi. filtrele, pivot tablola*, kolon çıkar, satır ekle, çarp, böl, parçala...
    ctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ valuesctrl+c. alt+tab. ctrl + v. alt+tab. ctrl+c. alt+tab. sağ klik + paste special+ values "meee.... dırıdıdııııı*"

    *** yöneticiniz bir hödüktür, size okuldan yeni çıkmışsınız gibi davranmaktadır ***

    bu da bir çok çalışanın içinde bulunduğunu düşündüğü durumlardandır. bu da her zaman doğru değildir ama diğer örneklere nazaran nispeten sık görünen bir olaydır.
    aslında bunun da kendi içinde bir iki çeşidi vardır:
    - yöneticiniz firmada o kadar eskidir ki kurulduğu yılları, çekilen zorlukları, acı tatlı anıları anlatıp gözleri dolmaktadır. ama ne yazık ki kafa hala kuruluş aşamasında kalmış bir nebze ileri adım atılamamıştır. teknolojiye bir şekilde ayak uydurulduysa bile zihniyet eskide kalmış yeni olanı, sizin bildiğinizi değerli görmemektedir. anlatsanız da dinlemek istememektedir. hatta bir adım öteye gidip "dur o şöyle olacak, şurasından tutacaksın" demeye başlar. "geh bili bili geh çitten uzak dur..."

    - yöneticiniz işi de bilmektedir, ama bildiğin hödüktür. konuşmayı iletişim kurmayı bilmemektedir. anlatacağını direkt söylemesi başlarda hoşunuza gitse "ehi iyimiş, kafaymış bu adam" gibi gelebilir. ama bir süre sonra alışkanlıktan ağızından olur olmaz herşey, diğer iş insancıklarının yanında çatur çutur çıkmaktadır. uyarıları öküzce, sevgi bildirimi taktiri hayvanca gelmeye başlar. olmaz öyle şey demeyin en korpırıtım diyen şirket bile türkiye'de bulunuyor, türk insanı çalıştırıyorsa bu tipler de çıkmaya devam edecektir. ilk önce saygı sevgi çerçevesinde uyarmayı denersiniz. "direktörettin bey, arkadaşların yanında öyle demeseniz hani aramızda şakalaşıyoruz falan ama...". aa ne demek tabi tabi cevabını aldığınızda sevinirsiniz hafif. her şeyin daha iyiye gideceğine inanırsınız.
    xyz çok önemli toplantısı çıkagelir. direktörettin bey diğer yöneticilerle standard toplantı öncesi sosyalleşme çabası konuşması* sırasında yine tüm öküzlüğüyle ağzına geleni söylemektedir. "çoban olur bu sevdayı güderim, sanma sensiz bu diyardan giderim"
  • iş yerindeyken sözlükte bir başlık açıp içini 40 dakikada doldurduğunuzu farkettiğiniz andır.
  • cvnizi güncelleyip yeniden bir takım iş bulma sitelerinde turlamara başladığınız, ssk internet sayfasından emeklilik için daha ne kadar çalışmanız gerektiğine tekrar tekrar baktığınız (bir yerde bir yanlış hesaplama olmalı diyerek) an ya da anlar bütünüdür.herkesin maaşı sizden çok, herkesin işi sizden azmış gibi gelir, karşı inşatta türkü söyleyerek mala sallayan adam ise dünyanın en mutlu insanı gibidir o an sizin için.
  • her gün en az bir kere mesai bitimine kaç saat varmış diye kafadan hesaplandığının farkına varıldığı an
  • bu başlığı iş arkadaşlarınıza "fwd" ettiğiniz andır.
  • sabah saati yarım saat sonrasına kurma ile başlayan zaman dilimi. spor toto, loto gibi şans oyunları oynayıp kazandığını hayal etmekle devam eder, facebook, sozluk, msn'de gecen zamanların artışıyla sürer. patron konuşurken gayri ihtiyari yüzüne esnemeyle doruk noktasına ulaşır. iş yerinde yanından geçen herkese mırın mırın küfretmekle noktalanır. sonra başla bir iş bulunur ilk 6 ay aşk gibi tutkuyla devam eder, sonra yukarıkadaki sıra aynen baştan tekrarlanır.
  • surekli saate bakip eve gidip de wow oynasam denilen andır.
  • böyle anlarda şöyle düşünmek işe yarayabilir belki;

    "en azından bir işim var,para içinde yüzmesem de,kendi ayaklarım üstünde duruyorum.eşşek kadar olmuş ama hala bi baltaya sap olamamış insanlardan biri değilim,ve belki de en önemlisi çalışıyorum,hayatta bir şekilde var oluyorum ve bu başlı başına büyük bir başarı."
  • "girmeye calistiginiz site sirketin genel internet politikasına uymamaktadir" uyarisinin sik sik alinmaya basladigi andir.
  • mangal partisi sonrasinda, mangalin basinda dumanin icinde zorlu ahcilik gorevini icra eden kisinin ortamdan ayrildiktan sonra gittigi her yere is kokusunu da goturmesiyle aldigi tepkinin akabinde yasadigi kisacik surectir ayni zamanda.
    (bkz: turkce karakter eksikliginden cok anlamlandirma)