şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: istenmiyorum)
  • basit bir gerçektir..

    "bunca seçenek içinde, sadece seni istemediğini düşündün mü hiç?" dedi.. düşünmüştüm tabi.. ama düşünmek için değil, bir gün biri gelir de bu cümleyi dan diye söylerse yüzüme diye.. baktı üzülcem "kendi kaybeder" dedi.. o bin yılın savunma mekanizması cümlesi.. oysa kimse bir şey kaybetmedi.. ne o, ne de ben.. çünkü ortada kaybedilecek bir şey yoktu.. daha doğmamış bir bebek, doğmamıştı işte sadece.. biri istedi, diğeri istemedi.. bu kadar basitti.. sebebi ne olursa olsun, hatice boş, netice buydu işte.. "neden" sorusunun cevabı bile yoktu ortada.. istenmeyen de bendim işin kötüsü.. neden "kötü" ki? öyle öğretildiğinden muhtemelen..

    oysa yıllarca, onlarca bahaneden, onlarca kişinin suratına küt diye söylüyorsun da, iş sana gelince susup duruyorsun işte.. hatta susmuyorsun, araya binlerce bahane koyuyorsun, aslında sadece istenmiyorsun ama sen bunu görmek istemiyorsun aslında.. dünyanın sonu mu? tabii ki değil.. "kendi kaybeder"
  • görmemek için gözlerinizi, duymamak için kulaklarınızı, anlamamak için zihninizi de kapatsanız hissetmemek için kalbinize ambargo koyamazsınız.
    zira oradadır
    duvar gibidir
    iter.

    gidilmez, dönülmez, konuşulmaz durumdur.
    acıtır.
  • eşi kayıp çorap teki gibi bırakır insanı. bir de hep yeni çoraplara olur bu, yırtık pırtıklar çekmecede mutlu mesuttur. daha tiftiklenecek zaman olmadan terk edilmek nedir ya? başka bir çorap tekiyle de olmaz soytarı gibi, olm hagaden bu hale düşeceğine ölsen daha iyi. ama ölsen ölünmez şimdi, çoraplar yıpranmak için.
  • insana kendini tüy gibi hissettirir.

    (bkz: istenmeyen tüy)
  • düşünmesi bile istenmemeyi tetikler.

    istenmemek beklenti içerisinde olanın beklenti içerisinde olduğu ile arasındaki istek ayrılığıdır. beklenti içerisinde olan ne kadar istenmediğini düşünürse, en az o kadar istenmez.

    daha kötüsü için; (bkz: istenmediğini düşünmek)
  • yalnızlığı bu kadar çok severken ilk kez yalnız hissetmektir.

    yırtılmış kitap sayfaları gibi o bölümü yok oluverir içinizin, kopartılır ve alınır sizden.

    ne okuyabilirsiniz artık, ne de yürüyebilir o sayfaları. sessiz şiirler olur içinizde asla sorulamayacak olanlar ki müebbettirler...

    çok acıtır.
  • çağrılmadığında "iyi ki gelmemişsin zaten berbat bi gündü" tesellisi karşısında berbat bi gün geçirmelerine sevinmek zorunda kalmak.
  • kabul etmesi en zor olan.

    neden? sorusu içini kemirir durur. kendine defalarca vurur, defalarca savunursun. onun gibi bakmaya çalışırsın, başka biri gibi kendine bakmaya çalıştıkça, o başka birine cevaplar verirsin.
    bu durumu kabul etmemek en güzeli aslında, neden istenmediğini bilince, kendinle yüzleşince acın daha da artar.
    ya çözeceksin kendini yeni baştan öreceksin, ya gideceksin kendinden hepten biteceksin...