şükela:  tümü | bugün
  • çok iyi bilmiyorum ama gemmatria'nın yazdıklarından asıl adının istifal olduğunu anladığım arapça sözcüğün ön ek halini almış hali. ön ek haline "istif'al kalıbı" deniyormuş (bkz: istimna/@gemmatria). zor zahmet veya gayretle yaptıran bir önek. türkçedeki ettirgen fiil haline benzetiyorum. gerçek veya mecazi istek cümlelerinde veya durumdan duruma geçişi anlatmada kullanılırmış.
    [taklitlerinden sakınınız, aynısının fake'i şu şekilde görünebilir: isti-yorum - istiyorum]

    eski türkçe veya osmanlıca sözlüklere baktığımızda ne kadar çok sözcüğün başına eklendiğini, anlamları nasıl da bildiğimiz ve tekrar unutmakta olduğumuz hallerine soktuğunu göreceğiz. hepsini yazmak ansiklopedistliğe girer, buraya birkaç bilindik isti- önekli yani isti kalıbında sözcükler sayayım..

    cevap - isticvap
    meni - istimna
    faide - istifade
    hafif - hafifsemek- istihfaf
    fehim - fehmi - mefhum - tefhim - istifham
    harç - müstahrec - istihraç
    hakim - tahkim- muhkem - istihkam
    haber - ihbar - muhbir - istihbarat
    husul - hasıl - istihsal
    hak - tahakkuk - müstehak - istihkak
    ikrah - mekruh - istikrah
    karar - ikrar - takrir - istikrar
    ilam - istilam
    mülk - emlak - istimlak
    rahmet - merhamet - istirham
    asgari - istisgar
    izah - istizah
    imdat - medet - istimdat
    hazır - ihzar - müstahzar - istihzar
    acele - istical
    gark - istiğrak
    sıklet - miskal - istiskal
    delil - istidlal
    ferağ - istifra
    ekalliyet - müstakil - istiklal
    ariyet - müstear - istiare
    kabul - ikbal - istikbal - müstakbel
  • eski türkçe ya da osmanlıca diye farklı bir dil yoktur. osmanlıca, türkçe'nin arap harfleri ve bazı farsça harflerinin karışımı bir alfabe ile yazılmış halidir. osmanlı'nın son dönemlerinde gittikçe artan oranda arapça sözcükler, kalıplar, deyimler türkçe'ye alınmış, bir çeşit karma oluşmuştur.
    örneğin: 'ettekraru ahsen velev kane yüz seksen.' gibi cümlenin tamamı arapça, sadece küçük bir kısmı türkçe olan ifadeler oluşmuştur. (tekrar iyidir, yüz seksen kere olsa bile demektir.)
    muhtemelen bugün empi üç diye bir kelimenin olması gibi, arapça harflerle okudukları bir ifadede, rakamı iyi bilemedikleri için türkçe okudular.
    osmanlı döneminde arapça kalıpların türkçe gibi kullanılması günümüzde pek çok yanlış yapılmasına yol açmaktadır. o dönemde de her zaman yerli yerinde kullanılmıyordu ama şimdi iş, sadece çağrışımlardan yola çıkarak tahminde bulunanlarca iyice karmaşıklaştırılmış durumda.
    sözlük ve gramer kitabına bakmak akla gelmediği için bu yanlışların düzeltilmesi de kolay görünmüyor ne yazık ki.
    sonuçta arapça istif'al babından olan kelimeler, başındaki isti- harflerinin tekrarından yola çıkılarak, türkçe bir yapı olan önek sanılabilmekte.
    ekşi sözlükte her bilginin yanlış olabileceğine iyi bir örnek bu başlık.
    onca yıl arapça, farsça, osmanlıca çalıştım; şu sözlükte tek başlık açmadım bu alanlarda, ustalara ayıp olur diye.
    millet arapçanın a'sını bilmeden başlıklar açıp uzun uzun örnekler verip ispatlamaya çalışıyor.
    helal diyorum.
  • arapça dil bilgisi hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir yazarın açtığı başlık. paylaşma arzunuzu anlıyorum, bilginin paylaşılmasının elzemliğini de biliyorum ancak bundan daha önemli bir şey var ki o da paylaşılan bilginin "doğru" olması. üstteki entrylerde yazarlar anlatmışlar, arapça türkçe gibi eklemeli değil çekimli bir dildir. o yüzden bu sözcüklerin başındaki ortasındaki ya da sonundaki yan yana gelen benzer harfleri alıp "aha bu ek" diyemeyiz. bu küçük bir google araştırmasıyla bulunabilecek bir bilgi ancak biz yine de araştırmak yerine pat diye başlık açıyoruz ilginç.

    ayrıca osmanlıcayla ilgili: osmanlıca ayrı bir dil değildir, türkçe'nin bir dönemidir.
  • rölatif bir dünyadan haberleri olmayan skolastiklerin abidik gubidik konuşup bahsedileni anlamaya çalışmayı dahi düşünmedikleri bir yapı. biri çıkmış yok şu kadar yıldır osmanlıca çalışırım demiş, öteki arapça dil bilgisi demiş ama adamın neden bahsettiğini anlayan yok. ilginçtir ki merak bile etmek yok. bunlara sorsan alfabe neden şimdiki sıralamada dizilmiş diye, acaba ne derler merak ediyorum. neyse.

    çok önemli bir hususa ilişkindir bu devinim. öyle ki nesneye can verip de özne bile edebilir. hani adam sin şına girdiğinde mim bulunur demiş ya, bizim alfabemizde ş, s ile t arasındadır. bir tür kutsal üçleme gibi düşünecek olursan; sağa sola savrulmaksızın hedefi tam ortadan vurmak için ne s’de ne de t’de olmalı, ş’ye girmeli demeye getirmiş. böylece sağa sola savrulup duranlar bizi bulamazlar, onları s ile t arasına sıkıştırıp st ile mühürleyelim ki ist-eyip dursunlar denmiş gibi düşünürsen kendileri de aynı oldukları sürece ayna gibi görünmez olanların sırrına erersin. ş de s ile t arasına sıkışanlarla aynı yerde ama göz önünde görülmüyor. çünkü aşkın gözü kördür. senin bilgin sana onun bilgisi ona. belki de ona cahil derken kendinden bahsediyorsundur. bu bilgi başka bilgi. senden izin mi alacaktı?

    istencin esir ettikleri, mimleyip durduklarına iyi baksınlar. fazla da konuşmasınlar, şşş.